• BIST 89.282
  • Altın 145,910
  • Dolar 3,6363
  • Euro 3,8917
  • Kocaeli : 6 °C
  • İstanbul : 11 °C
  • Sakarya : 6 °C

Mevlid Kandili

Mehmet Sönmezoğlu

Âlemlere rahmet olarak gönderilen Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.), şahit, müjdeleyici, uyarıcı, Allah’ın izniyle kendi yoluna çağıran bir davetçi, aydınlatıcı bir kandil ve peygamberlerin sonuncusudur. (Ahzâb, 33/40, 45-46)

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.)’in dünyayı şereflendirdikleri Rebiul evvel ayının 12. gecesidir ki (Miladi 20 Nisan 571, Pazartesi), buna Mevlid-i Nebi denir. Bu doğum günü bütün âlemlerin yüzyıllardır yolunu gözlediği o rahmet Peygamberi (s.a.s.)’in kutlu doğum günüdür. Bu yolu gözlenen doğumla ilgili kendisi şunu söylemiştir: “Ben babam İbrahim (a.s.) ve İsmail (a.s.)’in duası, kardeşim İsa (a.s.)’nın müjdesi ve annemin rüyasıyım.” (Tecrid-i Sarih, 6/18) Hz. İbrahim (a.s.) ve oğlu İsmail (a.s.) O’nun için şöyle dua etmiştiler: “Ey Rabbimiz bize soyumuzdan sana teslim olmuş bir ümmet ve içlerinden onlara ayetlerini okuyacak, kitabı ve hikmeti öğretecek ve onları arındıracak bir peygamber gönder.” (Bakara,2/128-129) Hz. İsa (a.s.) da kendisini, Ahmed’i müjdeleyen bir peygamber olarak takdim ediyor: “Hani, Meryem oğlu İsa, ‘Ey İsrail oğulları! Şüphesiz ben, Allah’ın size benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek, Ahmed adında bir peygamberi müjdeleyici olarak gönderilen bir peygamberim’ demişti.” (Saff, 61/6)

Peygamberimizin doğduğu gece bir takım olağanüstü hâdiseler cereyan etti. Dünyanın doğusunu ve batısını aydınlatan bir nur görüldü. Sâve Gölünün suları bir anda çekiliverdi. Ateşe tapanların bin yıldır aralıksız yanmakta olan ateşleri hiç sebepsiz sönüverdi. Asırlardır kupkuru olan Semâve Deresi, seller altında kaldı. Gökyüzünden onlarca yıldız kaydı. Kisrâ’nın saraylarından on dört burc kendiliğinden yıkıldı. Kâbe’deki putların pek çoğu baş aşağı devrildi. Daha ne gizemli olaylar iç içe ve peş peşe yaşandı.

Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)’in pak soyu şöyledir Muhammed b. Abdullah, b. Abdulmuttalib, b. Haşim, b. Abdi Menaf, b. Kusayy, b. Kilab, b. Mürre, b. Ka’b, b. Lüey, b. Galib, b. Fihr, b. Malik, b. Nadr, b. Kinane, b. Huzeyme, b. Müdrike, b. İlyas, b. Mudar, b. Nizar, b. Maadd, b. Adnan. Adnan’ın da İsmail (a.s.) b. İbrahim (a.s.)’ın öz be öz soyundan geldiğinde tarihçiler müttefiktirler. (İbn Hişam, Sîre, c. 1, s. 1-4, 8) Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)’in annesi Âmine binti Vehb, b. Abdi Menaf, b. Zühre, b. Kilab, b. Mürre’dir. Hz. Âmine’nin soyu, kocası Hz. Abdullah b. Abdulmuttalib’in soyu ile Mürre b. Kilab’da birleşir. (İbn Sa’d, Tabakâtü’l-Kübrâ, c. 1, s. 59)
Hz. Muhammed (s.a.s.) Kureyş kabilesi içinde, gerek baba ve gerek anne yönünden, en temiz ve en şerefli bir aileye mensuptur. Bunu, bizzat hadis-i şeriflerinde şöyle açıklamışlardır: “Yüce Allah İbrahim oğullarından, İsmail'i seçti. İsmail oğullarından, Kinane oğullarını seçti. Kinane oğullarından, Kureyş’i seçti. Kureyş’ten, Hâşim oğullarını seçti. Hâşim oğullarından da beni seçti.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 4, s. 107) Büyük bilgin İbn Haldun, Hz. Muhammed (s.a.s.)’den başka hiçbir kulun, ilahî ikram olarak ne soyunun bu derece mazbut olduğunun, ne de Âdem (a.s.)’den kendilerine gelinceye kadar soy şerefliliğinin kesintisiz devam ettiğinin görülmediğini bildirir. (İbn Haldun, Tarih, c. 1, s. 115)

Peygamberimiz (s.a.s.): “Benim bir takım isimlerim vardır: Ben Muhammed’im. Ben Ahmed’im. Ben Mâhî’yim ki, Yüce Allah, küfrü benimle yok edecektir. Ben Hâşır’ım ki, insanlar kıyamet günü benim izimce haşrolunacaklardır. Ben Âkıb’ım ki, benden sonra peygamber yoktur” (Buhârî, Sahih, c. 4, s. 162) buyurmuştur. Peygamberimiz (s.a.s.), Kur’an-ı Kerim’de dört kere “Muhammed” ismi ile (Âl-i İmrân, 3/144 Ahzâb, 33/ 40 Muhammed, 47/2 Fetih, 48/29), bir kere de “Ahmed” ismi (Saff, 61/6) ile anılır. Muhammed: övülen, övülmeye layık hasletleri çok olan, Ahmed ise: en çok övülen veya en çok hamd ve şükür eden, ya da bu hasletlerle anılan zât mânâlarına gelir. Peygamberimiz (s.a.s.) en çok Muhammed ismi ile anılmış ve Muhammed ismini kullanmıştır.
Hem yetim, hem öksüz yetişen O Yüce Nebi’nin doğum günü vesilesiyle öncelikle yetimler ve öksüzler sevindirilmeli, yoksullara ikramlar yapılmalıdır. Bu gece camilere gidilmeli, Hz. Peygamber (s.a.s.)’i anlatan sohbetler dinlenilmeli, O’na bol bol salât ü selâmlar getirilmelidir. Gözümüzün nuru, gönlümüzün süruru Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’in doğum günü münasebetiyle bizlere düşen vazifelerin en önemlisi ise, O’nu her yönüyle daha iyi anlamaya ve O’nun, insanlığa tebliğ ettiği esasları kavramaya çalışmak olmalıdır.

14 Şubat Pazartesi’yi Salı’ya bağlayan gece mübarek Mevlid Kandili’dir. Bu vesileyle bütün okuyucularımızın Mevlid Kandillerini tebrik ediyor, bu mübarek gecenin ilimiz, ülkemiz ve İslam Âlemi hakkında hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum.

Bu yazı toplam 1431 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim