• BIST 107.700
  • Altın 143,977
  • Dolar 3,5286
  • Euro 4,1426
  • Kocaeli : 29 °C
  • İstanbul : 26 °C
  • Sakarya : 29 °C

Meyve ağaçlarına yapılacak yaprak göz aşısıyla ilgili teknik bilgiler

İbrahim Tınaztepe

Saygıdeğer okuyucularım;

Bu yazımda sizlerle meyve ağaçları ve limon, portakal, mandalina gibi narenciye çeşitlerinin aşılanmasıyla ilgili bilgileri paylaşacağım.

Haziran ve Temmuz ayları, yabani olan ve aşılamak istediğimiz tüm meyve çeşitleri için en uygun aylardandır. Bu aylarda yaprak aşısı veya diğer adıyla göz aşısı dediğimiz aşıyı yapabiliriz. Göz aşısını kendimiz biliyorsak, kendimiz yaparak ilerideki yıllarda kendi elimizle aşıladığımız meyveleri yemenin zevkini çıkarmış oluruz. Eğer kendimiz bilmiyorsak, aşı yapmasını bilen birine aşılatabiliriz.

Mesela; bir yabani kirazımız olur, vişnemiz olur, elma, armut, kayısı, incir, dut, ayva, badem, limon, portakal, mandalina, aşıyla yetişmesi mümkün olan diğer bütün yabani meyve fidanlarımızı bu aylarda yapabiliriz. Ancak göz aşını yapmak için, aşılanacak yabanide uygun bazı özellikler olması gerekir; özellikle yabani fidan, çok kalın olmaması gerekir. Eğer kalın olursa, ona yapacağımız aşıyı ya boğar ya da atar ve tutmamasına sebep olabilir. Bu sebepten dolayı yabani fidanın normal kalınlığı; kurşun kalem kalınlığından biraz daha kalın olması, en uygun olanıdır. Bir de aşının tutması için yabani olan anaçta, su olmasıdır. Bunun anlamı; aşı yaparken aşılanacak yerin kabuğunun rahat bir şekilde kalkması, aşı gözünün yerine takılması ve de aşının tutmasına en çok fayda sağlamasıdır. Bir de aşı yapmak istediğimiz meyve fidanlarından alacağımız aşılık kalemlerin de suyu olması gerekir. Aksi halde aşı yapmak istediğimiz göz kabuğu, odun kısmından çıkmayacaktır. Eğer zorla da olsa çıkartabilirsek, bu defa aşımızın tutma şansı olmayacaktır. Bu konuya da özellikle dikkat etmemiz gerekir. Aşımızı yaptıktan sonra rafya (aşı bağlama sazı) ile aşımızı sararız; fakat aşımızı sararken, çok fazla sıkı sarmamamız gerekir. Eğer çok sıkı sararsak, aşımızı boğar ve aşımız kurur. Çok gevşek de sarmamamız gerekir; bu sefer de aşımız hava alır ve yine aşımızın kurumasına sebep olur. Normal şekilde sarmamız, en uygunudur. Onu anlamak için de parmağımızla aşıyı sardığımız rafyayı; aşının arka tarafından normal bir şekilde bastırarak, ileri/geri yaparak ittirdiğimizde gevşeyip açılmıyorsa aşımıızın bağlamasını iyi bir şekilde yaptığımızın işaretidir. Ayrıca aşımızı bağlarken, göz kısmını da bağlamamamız ve bu kısmı açık bırakmamız gerekir; aksi halde aşımız, kuruyabilir.

Önemli konulardan biri de aşı bağının aşımızı yaptıktan üç hafta sonra çözülmesidir; yani yirmi bir günde... Eğer ondan önce çözersek, aşımız güneşten, yağmurdan kuruyup bozulabilir. Ondan fazla tutarsak, aşı yerinin genişleyip rafyanın aşımızı bozmasına sebep olacaktır. Bütün bu özellikleri tam olarak uygulamamız sonucunda aşımız sağlıklı bir şekilde tutacak ve gelişecektir. Bir de aşı kaleminden çıkaracağımız aşılık gözün de dolgun çıkması, iç kısmı çukur çıkmaması gerekir. Eğer göz dolgun çıkmaz da çukur çıkarsa, bu şekilde binlerce aşı yapsanız bir tanesi bile tutmayacak ve bütün emeklerimiz boşa gidecektir.

Ayrıca sizlerle dut aşısıyla ilgili önemli bilgileri de paylaşacağım. Dut, aşı yapılacak yeri kestiğimiz zaman bolca süt çıkardığından dolayı aşının tutması biraz zor olan meyvelerdendir. Bu bakımdan; dut aşısı yaparken ve aşıyı bağlarken de apayrı bir özellik gerekmektedir. Bu özelliklere bilhassa dikkat etmeliyiz. Şöyle ki; dutta aşı yerini “t” şeklinde kesip açtığımız zaman, beş dakika kadar bekleyip sütün fazla kısmının akıp gitmesini sağlarız ve ondan sonra aşı gözünü yerine takarız. Eğer böyle yapmazsak; bu fazla süt, aşımızı boğup aşımızın tutmamasına sebep olacaktır. Ayrıca dut aşımızı yapıp aşı rafyamızla bağlama yapacağımız zaman, diğer bütün aşılarda olduğu gibi bağlamaya alt kısımdan değil; tam tersine, üst kısımdan başlarız. Sebebine gelince; eğer alttan bağlamak istersek, sütlü olduğundan dolayı aşı gözü yukarıya doğru kayacak ve yerinden çıkacaktır. Bundan dolayı dut aşısını bağlama yaparken, bu şekilde yapmamız gerekmektedir. Ayrıca; eğer istersek, dutta iki adet dal bırakıp iki dala ayrı ayrı aşı yaparız. Birini beyaz dut, diğerini de siyah dut aşılayarak; hem değişik bir güzellik meydana getirmiş oluruz, hem de iki ağaç dikeceğimize bir ağaç dikmiş oluruz.

Sağlığınızın en güzel olması ve aşılarınızın da en güzel tutması dileğiyle...

Bu yazı toplam 1062 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim