• BIST 83.161
  • Altın 147,145
  • Dolar 3,7693
  • Euro 4,0453
  • Kocaeli : 8 °C
  • İstanbul : 7 °C
  • Sakarya : 7 °C

MHP, bu fırsatı tepmemeli

Mehmet Özmen

Türkiye’deki siyasi tarihimiz açıkçası hodri meydan’larla doludur…

 

O ona inat eder, öteki ona tepki gösterir, birileri de “Sen nasıl olur da benim koltuğuma göz dikersin?” diyerek hesap sorma moduna girer…

 

MHP’de yaşanan bir kurultay dönemi var 1 Kasım sonrasında başlayan.

 

Bu tarihte yapılan genel seçimlerde partinin oyları 7 Haziran’a göre düşmüş, hatta Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki milletvekili sayısı, üzerine oynadıkları ve PKK’nın Meclis’teki sözcülüğüne soyunan HDP’nin bile gerisinde kaldı.

 

Yani metropollerde her zaman parti teşkilatını ya da ülkü ocaklarını bugünün HDP’si ve geçmişteki oluşumlarının örgütlerinin üst katına konuşlandıran ülkücüler, TBMM’de bu siyasi yapının gerisinde kaldı…

 

Öyle ki, Kocaeli eski Milletvekili Lütfü Türkkan bile, “Ben seçilemedim, ama HDP’li Ali Haydar Konca’nın milletvekili seçilememesine sevindim” sözleri ile meseleden kendilerine nasıl bir pay çıkardıklarını ortaya koymuştu.

 

İşte ülkücülerin Devlet Bahçeli’ye karşı isyan bayrağını açmalarının temelinde bu durum yatıyor.

 

Türkiye sevdalısı MHP, terör örgütünün temsilcisi olan HDP’nin gerisinde kaldı…

 

İşte o yüzden ben MHP’deki isyanı iyi anlıyorum…

 

Ülkücülerin nasıl bir beklenti içinde olduklarını iyi tahmin edebiliyorum…

 

Bu saatten sonra da ne yapılması gerektiğini çok iyi biliyorum…

 

Bir kere MHP’nin kurtulması gereken iki tane çok önemli unsur var. Bunlardan birisi şudur…

 

Elbette parti içindeki gelenekçi yapıyı söküp atma şansımız yok. Fakat MHP’yi yeniliğe de kapatmamalısınız. Devlet Bahçeli’nin yaptığı tek yenilik ülkü ocaklarını o radikal çerçeveden çıkartıp, tek tip mantığına getirmesi olmuştur. Bu hali ile ülkücü camia, her ne kadar yaşanan olumsuzluklara rağmen etkili duruşunu sürdürmüş ise de geçmişe göre daha sessiz bir yapıya büründüklerini kabul etmemiz gerekiyor inancındayım.

 

Aslında bu durumun bir heyecan meselesi olduğunu da söylemeliyim.

 

Bahçeli artık bu heyecanı ne partililere, ne ülkücülere, ne de seçmene verememektedir. Bu anlamda mahkeme kararı ile yapılacağı belirtilen, Yargıtay’ca da onanan olağanüstü büyük kurultayın önemi mevcut gelinen noktada daha da artmaktadır.

 

MHP, şu aşamada büyük bir değişimin eşiğindedir. Bu değişim olmalıdır. Çünkü bu parti gelenekçiliğe bağlı kalmanın ölçüsünü kaçırmış ve yeniliğe bütünüyle kendini kapatmıştır.

 

Dönemin Fazilet Partisi’nin yaptığı hatayı MHP de yapmaktadır. O dönemde de Fazilet ‘Yeniliğe hayır’ dedikten sonra kapatılmış, gelenekçiler SP ile yok olmanın eşiğine gelmiştir. Yenilikçi taife ise AK Parti ile 14 yıldır iktidardadır.

 

MHP de benzer bir durumdadır. Ya yapılacak olan büyük kurultayda yeni bir jenerasyon ile yola çıkılmalıdır.

 

Tabi şurası da var. Oluşacak bu yenilik MHP’yi AK Parti karşısında güçlü kılar mı, yani oylar artsa bile iktidarın ayağına çelme takabilir mi açıkçası tam kestiremiyorum.

 

Zira yeniden yapılanan bir parti ile her anlamda memlekete kök salmış bir siyasi oluşumun mücadelesi denk güçler halinde olmayacağı kesindir. Fakat ne olursa olsun mevcut halden daha iyi bir netice alınacağı kanaatini taşımaktayım. Bunu açık bir şekilde söyleyebiliyorum…

 

Kısacası MHP mahkeme kararı ile yapılacak olan büyük kurultayı bir tarihi fırsata dönüştürmelidir. Aksi halde durum gerçekten çok vahimdir…

 

Bu arada MHP’de bu kadar sıkıntı ortadayken genel merkezin dün takındığı tavır ise tam anlamıyla yangının üzerine benzin dökmektir. Görevden almalarla, kelle avına çıkmakla, teşkilatları kapatmakla muhaliflerin bezdirileceği zannediliyorsa genel merkez yöneticileri hayal aleminde geziniyor demektir.

 

Şurası kesindir ki, MHP’nin refaha ermesinin tek yolu yenilik üzerinedir.

 

Bunun dışında ortaya konulacak olan her olumsuz tavır, teşkilata zarar verecektir.

 

Devlet Bahçeli’nin girdiği ilk kurultayı hatırlayın. Neler yaşandığını iyi anımsayın.

 

İşte genel merkez yöneticilerinin yaptıkları da benzer bir sahnenin oluşmasını sağlayıp kendilerine daha rahat hareket alanı sağlamaktır. Açıkçası bu çok tehlikeli bir tutumdur.

 

Bizim yapabileceğimiz ise sadece sağduyulu davranılmasını tavsiye etmektir…

 

Bu yazı toplam 1067 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim