• BIST 96.628
  • Altın 144,690
  • Dolar 3,5709
  • Euro 4,0165
  • Kocaeli : 16 °C
  • İstanbul : 20 °C
  • Sakarya : 16 °C

Midilli dedik, Lesvos çıktı…

M.Tanzer Ünal

 

                        

Bugün Midilli’yi yazacağımı geçen hafta haber vermiştim.

İşte yazıyorum…

Gezi yazılarını pek beceremiyorum, ama ne yapalım, idare edin!

                                                               *****

Bir dostumuzun kızının düğünü nedeniyle iki hafta önce Ayvalık’a gitmiştik.

Bölgeyi iyi tanıyanlar dediler ki, “Ayvalık’a kadar gitmişken Midilli’ye de geçin! Değişiklik olur. İki yakayı da görmüş, lezzetlerini tatmış olursunuz…”

Söyleyenlerin hatırını kırmadık.

Gittik, üç gün kaldık, gezdik gördük, yedik içtik.

Çoğul kullanıyorum…

Yanımda eşim Müzeyyen Hanım, aile dostlarımız Nadir-Leyla Sarışeker çifti vardı.

Nadir Bey, şimdi yerinde yeller esen Köseköy’deki  ANSA’nın genel müdürü idi.

Çalışma yaşamını bıraktı, emekliliğin keyfini çatıyor.

Leyla Hanım ise emekli öğretmen…

Nadir Bey’le 30 yılı aşkın dostluğumuz var.

“Muayyen yaşı” geçtiği için biraz huysuzdur, ama idare edip gidiyoruz işte.

Günler öncesinden başladı…

“Bak Tanzer can, (ismimin sonuna mutlaka bu kelimeyi ekler) Ayvalık’a gidip gelirken arabayı ben kullanacağım. Ancak Midilli’de direksiyonda sen olacaksın…”

“Tamam, olur abi de, neden böyle?”

 “Midilli’de otomatik araba yokmuş, ben manuel araba kullanamam… Onun için adada şoför sensin… Kabul mü? Orada kavga etmeyelim…”

Nadir abiyi kızdırmanın tam zamanıydı.

“Ben otomatik arabayı da manuel arabayı da kullanabiliyorum. Demek yaş ilerleyince insanlar alışkanlıklarının dışına çıkamıyorlar…”

“Öyle… Öyle…” deyip geçiştirdi.

 

 

Midilli neresi, Lesvos neresi?

                                               *******

Seyahat öncesi, gideceğim ülkeyi, bölgeyi mutlaka araştırırım.

Bu defa öyle olmadı.

İzmit’te olmayacağım günler için yazı yazmaktan, günlük işleri kovalamaktan Midilli ile ilgili kaynakları okuyamamıştım.

Kulaktan dolma bilgi kırıntıları vardı belleğimde.

Örneğin…

Midilli’ye gideceğimiz kesinleşince, sevgili Yavuz Karaçetin’i aramıştım.

Yavuz Karaçetin, rahmetli Yusuf Karaçetin’in oğlu…

Çalışma yaşamını bıraktı, bir tekne aldı, yaz aylarında Ayvalık civarında takılıyor.

“Haziran’ın ilk günlerinde Midilli’ye gideceğiz” dediğimde, favori konaklama ve favori yeme içme yerlerini sıralamıştı.

Araba kiralama, otel ve lokanta fiyatlarını bir çırpıda söylemişti.

Ve her sözünün sonunda sıkı sıkı tembihlemişti, “Uzo olarak Barbayani’den başkasını içmeyin! Mavi etiketlisi olsun! En kalitelisi o!”

                                                                              ********

Ayvalık’ta cumartesi akşam düğünü yaptık, pazar sabah Midilli’ye geçeceğiz.

Feribot saat 9’da…

Her gün sabah saat 9’da Ayvalık’tan Midilli’ye, akşam saat 18.00’de Midilli’den Ayvalık’a sefer var.

Yaz aylarında tarife değişiyor, sefer sayısı artıyor.

Gidiş- dönüş, 30 Euro.

İnternetten alırsanız, 25 Euro…

Biz biletleri aldıktan sonra öğrendik, siz uyanık olun!

Yolculuk süresi 1 saat 15 dakika diyorlar, ama 1. 5 saati buluyor.

Feribot dediysek de, tur teknelerinin biraz büyüğü.

300 civarında yolcu ve sadece 8-10 araç alabiliyor.

Cunda adasını ve Ayvalık çevresindeki diğer adaları (22 ada varmış) seyrede seyrede Midilli’ye ulaşıyorsunuz.

Biz Midilli diyoruz, ama bu adanın dünyaca bilinen resmi ismi, LESVOS…

Ayıp değil ya, bunu ilk kez bu gezide öğrendim.

                                               ******

Lesvos, lezbiyenlerin kutsal saydığı adaymış.

Dünyanın her yerinden ünlü ünsüz lezbiyenler akın akın gelirmiş.

Sebebi…

Ünlü kadın şair Sapho, 6’ncı yüzyılda yazdığı şiirlerde hep kadınlara olan aşkını anlatmış.

Adada, lezbiyenlikle ilgili bulgular varmış.

Her neyse…

Başka konulara geçmeden bir iki not daha düşeyim.

Midilli seyahatinde vize isteniyor.

Yeşil pasaportlulara vize yok, diğer pasaportları taşıyanlar kapıda vize alabiliyorlar.

Midilli’ye girerken bir şey dikkatimi çekti.

Girerken “duty free”den alışverişe izin verilmiyor.

Sadece adadan çıkarken alışveriş yapabiliyorsunuz.

 

 

Midilli’de Osmanlı izleri…

                                               ********

Uzun ve derin bir konu.

Hep konuşulur, hep tartışılır…

Kurtuluş Savaşı sonrası mübadelede, Türkiye’den göç etmek zorunda kalan Rumlardan söz edilir de, Yunanistan’dan ülkemize gelmek zorunda bırakılan Türklerin durumu pek konuşulmaz.

Halbuki, adı üstünde mübadele…

Türk topraklarında bulunan Yunanlılar ile Yunan topraklarında bulunan Türklerin, anavatanlarına geri dönmesi…

 Nasıl Ayvalık, Midilli’deki Rum’un burnunda tütüyorsa; Midilli de Ayvalık’taki Türk’ün burnunda tütüyor.

Ayvalık, Midilli’den göç eden Türklerle…

Midilli ise Ayvalık’tan göç eden Rumlarla dolu.

Ayvalık’ta Rumlardan kalma kiliseler varsa…

Midilli’de Türklerden kalma camiler var.

Çok ayrıntıya girmeyeceğim…

Midilli’ye uzun yıllar Romalılar ve Cenovalılar hâkim olmuş.

1462 yılında adayı Fatih Sultan Mehmet ele geçirmiş.

1462 yılından 1912 yılına kadar Osmanlı yönetiminde kalmış.

1912 yılında Yunan yönetimine geçmiş.

1922-1923 yıllarında “nüfus mübadelesi” gerçekleşmiş.

Anlayacağınız…

Midilli 450 yıl Osmanlı yönetiminde kalmış, 102 yıldır da Yunan adası.

Olaylar, yaşanmış geçmiş.

Tarih olmuş…

Adada gezerken, Osmanlı döneminden kalma cami, hamam, kale ve onlarca çeşmeye rastlıyorsunuz.

 

 

 

Molivos’u mutlaka görün!

                                               ********

Midilli, Yunanistan’ın Girit ve Rodos’tan sonra üçüncü büyük adası…

Feribot, Mitilini iskelesine yanaşıyor.

Yani adanın başkenti olan şehre…

Gözleriniz, “mavi-beyaz bir kent” arıyor.

Midilli, kendi doğal renginde…

Bütün binalar mavi ve beyaza boyanarak abartılmamış.

İskeleden çıkınca ilk işimiz araba kiralamak oldu.

İskelenin etrafı araba kiralama firmalarıyla dolu.

Arabanın küçüklüğüne büyüklüğüne göre günlük kiralama ücreti 35-50 Euro arasında değişiyor.

Beş kişiyiz (Nadir abi beni hep çift sayar), eşyalarımız da fazla, bir Hyundai cip kiralıyoruz.

Hedefimiz, Molivos…

Taa adanın öbür ucunda.

Yollar dar ve virajlı.

Öyle böyle değil, Kandıra yolunun eski hali bile daha iyi.

Ben süreki vites değiştirmekle meşgulüm, bazı yerlerde ikinci vites bile yetmiyor.

Durup tekrar kalkmak zorunda kalıyorsun.

Arabadakiler, sürekli “Aaaa, şahane!” diye çığlık atıyorlar, ama hemen arkasından “Sen sakın bakma!” diye beni uyarıyorlar.

Böyle böyle Molivos’u bulduk.

Bir kale şehir…

Dokusunu korumuş.

Her sokağı, her binası tarih kokuyor.

Binalar taştan, sokaklar taştan…

Petra, Molivos’un denize girilebilir sahil bölgesi.

Petra’yı geçince denizden hızla yükseliyorsunuz, kendinizi bir Ortaçağ kentinde buluyorsunuz.

En uçta, balıkçı barınağı içindeki bir oteli beğendik.

Altı lokanta, üstü otel…

Almanya’daki “Gasthaus”lar gibi…

Yan yana kafeler, tavernalar…

 Abartı yok, masa ve sandalyeler basit, ama kullanışlı.

Odalarımıza yerleştik, karnımızı doyurduk, kenti dolaşacağız.

Yürüyerek… O sokaklara arabaların filan girmesi mümkün değil.

Her birinin önünde dur, seyret!

Bizim hanım, yine çığlık atarak dolaşıyor.

Her çığlık atışında anlıyoruz ki, yine bir “Osmanlı çeşmesi” bulmuş.

Sağından solundan onlarca fotoğraf çekiyor.

Tırmana tırmana kaleye kadar çıktık, ama bittik.

Düşünmüşler, kalenin yanına dinlenme ve yeme içme yeri yapmışlar.

Rahat koltuklara çöktük, çaylarımızı söyledik.

Önümüzde Molivos, karşımızda deniz…

Doyumsuz bir manzara…

                                                                              *******

Dönüşümüzü farklı sokaklardan yaptık.

Dik olduğundan, çıkışı kadar inişi de zor.

Otele yaklaşırken, tanıdık bir ses…

Tavla sesi…

Ben Nadir abiye, Nadir abi bana baktı.

Acaba oynayanlar Türk mü?

Yoo değil…

Yunanlı iki genç…

Tıpkı bizdeki gibi, bağrışa çığrışa zar atıyorlar.

Başka tavla olup olmadığını sorduk, genç kız anında bir tane getirdi.

Yanında birer bira ve kâse içinde yer fıstığı…

Yorucu ve keyifli bir günün sonunda daha ne istersin?

Maçın sonucu mu?

Nadir abi, tavlada yenilmeyi pek sevmez.

Seyahatteysek sorun çıkarır…

Günlerimizin zehir olmaması için yenildim.

  

 

Baklava, onların mı bizim mi?

                                                               *******

Baklava…

Börek…

Döner…

Yaprak sarma…

Sık sık tartışırız, onların mı bizim mi?

Gereksiz bir tartışma…

50 civarında ülke gezdim, gittiğim her yerde aynı şeyi gözledim.

Yiyecek ve içeceklerin “ülkesi- milleti” olmaz, “coğrafyası” olur.

Şimdi baklava, Türklerin mi Yunanlıların mı?

Ne Türklerin ne Yunanlıların…

Baklava, bu “coğrafya”nın tatlısı!

Döner de öyle, yaprak sarma da…

O üzerine su dökünce beyazlayan içkiye, biz “Rakı” diyoruz, onlar “Uzo”…

Mezelere bakın, hepsi aynı.

Sınırları çekince yaşayan nüfusu mübadele edebilirsin, ama yiyecekleri içecekleri değiştiremezsin ki!

Senin benim tartışmalarını bırakalım da, aynı bölgenin insanları olarak barış içinde güzellikleri paylaşalım.

                                                                              ********

Gezi boyunca Yunanlılardan “olumsuz” bir tavır gördük mü?

Hayır…

Bizi rahatsız edecek en küçük bir davranış sezmedik.

Giderken uyarmışlardı.

“Sakın kahve isterken Türk kahvesi demeyin, Yunan kahvesi deyin, yoksa getirmezler” diye…

Ben kahve içmem, Nadir abi her kahve isteyişinde “Türk kahvesi” dedi, karşısındaki bozuk Türkçesiyle sordu: “Nasıl? Orta… Sade…”

                                                                              ********

Yazı çok uzadı.

Çok konuşana, “Çenesi düştü” derler…

Çok yazana ne derler, bilmiyorum.

Sizlere Midilli’yi anlatmaya çalıştım.

Hepsi bu kadar mı?

Değil…

Daha fazlası, Midilli’de...

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazı toplam 1373 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim