• BIST 90.182
  • Altın 147,216
  • Dolar 3,6478
  • Euro 3,9515
  • Kocaeli : 0 °C
  • İstanbul : 10 °C
  • Sakarya : 0 °C

Milletvekillerin tekme tokat kavga etmeleri ayıp mı değil mi?

M.Tanzer Ünal

TBMM’de birkaç gündür olup bitenleri biliyorsunuz…

Yer, komisyon salonu.

Adalet Komisyonu’nun “dokunulmazlık” konusunda toplantısı var.

Salon tıklım tıklım!

Komisyon üyeleri, milletvekili danışmanları, gazeteciler…

Adım atacak yer yok.

Bazı komisyon üyeleri ayakta.

Tartışma bu nedenle başlıyor.

Danışmanlar çıkarılsın! Olmaz…

Gazeteciler çıkarılsın! Olmaz…

Genel kurul salonunu boş, toplantımızı orada yapalım! Olmaz…

O sırada HDP’den Sırrı Süreyya Önder, “O zaman bana yer bulun, böyle ayakta mı görüşme yapacağız” diyor ve tam bu noktada AKP ve HDP’li milletvekilleri birbirine giriyor.

Önce küçük su poşetleri uçuşuyor havada.

Sonra milletvekillerin önüne açlık bastırmak için konulan peynirli kanepeler…

Ardından yumruk yumruğa, saç saça baş başa, tekme tokat kavga başlıyor.

Allah ne verdiyse...

Ortalık kıyamet gününe dönüyor.

Bu kadar bağrış çağrış arasında şu ifadeler hafızalarda yer ediyor:

*Katilsin sen, katilsin!

*Bakma bu tarafa aşağılık herif.

*Teröristsin sen, eli kanlı teröristsin!

*Sen PKK’lısın, şu surata bak şu surata!

*Sus be kadın, neden ciyak ciyak bağırıyorsun!

*Senin burada ne işin var? Sen katilsin cezaevinde olmalıydın.

*Bu yapılanlar ahlaksızlıktır, eşkiyalıktır.

*Bunun hesabını vereceksiniz, 100 kişisiniz 5 kişiye saldırıyorsunuz.

Arada ağza alınmayacak küfürler var, onları buraya almıyorum.

Ben yazarken, siz okurken utanırsınız…

 

Epeydir böylesi olmamıştı

TBMM’de “ağız dalaşı” her toplantıda yaşanıyor.

“Birbirlerinin üzerine yürüyor gibi yapmalar” da yine sıkça rastladığımız görüntüler…

Ama vekillerimizin çoklu olarak tekme tokat kavga etmelerini, birbirlerine ağza alınmayacak sözler söylemelerini epeydir görmüyorduk.

Nasıl müthiş bir kavgaydı ama…

Masaların üstüne çıkıp tekme savuranlar dahi vardı.

Aralarında kadın milletvekillerin de bulunduğunu unutup “erkekçe küfür” edenler de…   

Biz kavgayı seven bir milletiz.

Sanırım çoğumuz televizyonun karşısına geçip o dövüş sahnelerini zevkle izledik.

Boks maçı izler gibi…

Kim bilir, aramızda taraf tutanlar bile olmuştur.

Gördün mü, bizimki yumruğunu nasıl balyoz gibi indirdi…

Epeydir böylesi olmamıştı.

Meclis çatısı altında böylesine “lezzetli” bir kavga izlememiştik.

Bu, burada kalır mı?

Mümkün değil, kalmaz…

Yakında rövanşını da seyrederiz.

 

Gelelim yazının başlığında sorduğum soruya…

Milletvekillerin, böyle tekme tokat ve de küfürlü sözlerle birbirleriyle kavga etmeleri ayıp mı?

Seçip bizi temsil etsinler diye Ankara’ya gönderdiğimiz vekillerimize bu davranışlar yakışıyor mu?

Bilmem sizler, vekillerimizin bu davranışlarını garipsiyor musunuz?

 Ben garipsemiyorum.

Nedenine gelince…

“Milletvekili” nin anlamı nedir?

Milletin vekili…

Eee, milletin kendisi kavgacıysa, kavgaseverse; vekilinin kavga etmesi neden garip olsun ki?

Şunu unutmayalım…

Meclis, bu toplumun ortalamasıdır.

Toplumun Ankara’ya yansımasıdır…

Toplumda ne kadar kavgacı varsa, milletvekilleri arasında da o kadar kavgacı vardır.

Toplumda ne kadar hırsız uğursuz, üçkâğıtçı varsa, milletvekilleri arasında da o kadar hırsız ve üçkâğıtçı vardır.

Toplumda ne kadar küfürbaz varsa, milletvekilleri arasında da o kadar küfürbaz vardır.

Özetle…

Milletvekilleri toplumdan soyutlanmış, olağanüstü ahlâka ve meziyete sahip kişiler değildir.

Meclis, toplumun aynasıdır.

 

Memleketin parası çok ya, nereye harcayacağımızı bilemiyoruz

Bu halimizi size nasıl anlatayım, bilmem.

Hani bir laf vardır, “Arap yağı bol bulunca orasına burasına sürer” diye…

Bizimki de o hesap!

Gerçi para bizim paramız, üreterek alın teriyle kazandığımız para değil, borç.

Borç aldığımız parayı, ülkemizin mali durumunu düzeltmek için kullanacağımıza; sorumsuzca, hovardaca, hesapsız kitapsız harcıyoruz.

Yaptığımız bu.

Üç milyon Suriyeliye dört beş yıldır bakmak neyimize?

Biz, kendi insanlarımıza yeteri kadar bakabiliyor muyuz?

Onların temel ihtiyaçlarını dört dörtlük karşılayabiliyor muyuz?

Herkesin karnı tok, sırtı pek mi?

Çocuklarımız yeteri kadar eğitim ve sağlık hizmeti alabiliyor mu?

Sosyal sorunlarımızı çözdük, toplumsal barışı sağladık mı?

Üç milyon Suriyeliye bakacağız diye, kendi insanlarımızın harcamalarından kısmak, kendi insanlarımıza haksızlık değil mi?

Suriye konusu böyle!

Ya başka?

Gazetelerde okumuşsunuzdur…

MHP’den Ekmeleddin İhsanoğlu ve Mustafa Kalaycı, geçenlerde Meclis Başkanlığı’na bir yasa teklifi verdi.

Öyle bir yasa teklifi ki, “Bir bu eksikti” dedirtecek cinsten.

Yasa teklifinin özü şu.

Osmanlı Hanedanı üyelerine 10 bin lira maaş, çocuklarına yurt ve burs sağlansın.

Neden sağlansın?

Osmanlı Hanedanı üyesi olduklarından…

Tamam da kardeşim, hanedan mı kalmış ortada?

Madem hanedan üyeleri bunlar, durumları iyi olanlar kötü olanlara yardım etsin!

Şu halimize bakın!

Aldığımız borçlarla ayağımız üzerinde durmaya çalışıyoruz…

Nüfusun üçte ikisi açlık ve yoksulluk sınırı altında…

Yaşlılar ve emekliler sürünüyor…

Yetmezmiş gibi, bir de üç milyon Suriyeli besliyoruz, Osmanlı Hanedanı üyelerine maaş bağlamaya kalkıyoruz.

Pes doğrusu!

Başka ne diyeyim?

Bu yazı toplam 1410 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim