• BIST 89.931
  • Altın 145,423
  • Dolar 3,5968
  • Euro 3,9078
  • Kocaeli : 7 °C
  • İstanbul : 10 °C
  • Sakarya : 7 °C

“Milli Tarım Seferberliği” ilan edilmiş… Vah Türkiye’m vah!

M.Tanzer Ünal

Gözümüz aydın!

Müjdeler olsun!

“Milli Tarım Seferberliği” ilan etmiş bulunuyoruz.

Bizzat Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik ilan etti bu müthiş projeyi.

“2017’de düğmeye basıyoruz… Gelecek yıldan itibaren milli tarım, kendi kendine yeten tarım ve hayvancılık projesini uygulamaya başlıyoruz…”

Demek ki…

Yeni tarım politikası “milli” olarak adlandırıldığına göre…

Şimdiye kadar yürütülen tarım politikaları “milli” değilmiş.

Bu, bir itiraf olmalı.

14 yıldır ülkemizi yöneten AKP iktidarının birinci elden itirafı…

 

Ne durumdaydık, ne hale geldik?

Sevgili okurlarım, biliyorsunuz kökenim Isparta’nın Yalvaç ilçesine dayanıyor.

Dedelerim ve nenelerim köyde, biz ilçe merkezinde otururduk.

Çocukluğum ve ilk gençlik yıllarım; bağ, bahçe, tarlada geçti.

Tavuklarımız, koyun ve ineklerlerimiz vardı.

Toprak ve hayvan kokusuyla büyüdük.

Güzel günlerdi…

***

Sonraki yıllarda…

Özellikle 1980’den sonra…

Türkiye, “emperyalizmin etki alanı”na fazla girmeye başladı.

Çok fazla haşır neşir olduk.

Borç aldık, akıl aldık, emperyalizme teslim olduk.

Otur otur…

Kalk kalk…

Şunu yapma, bunu yap!

Güzel ülkemiz onların emir ve direktifleri doğrultusunda yönetilir oldu.

Pek çok şey bozuldu, bu arada “tarım” da bozuldu.

Gıdada, “kendi kendine yeten ülke” konumunu kaybetmeye başladık.

Halbuki Anadolu, dünyada tarımsal üretimin ilk kez yapıldığı topraklardı.

Bereketli toprakların su ve güneşle buluştuğu bu coğrafya, “biyoçeşitlilik” açısından eşsizdi.

Bunu değerlendiremedik.

İleri götüremedik, tam aksine emperyalist devletlerin etkisiyle tarım ve hayvancılığı bitirdik.

Bırakın kendi kendimize yetmeyi, başkalarına muhtaç haline geldik.

 

Neler kaybettik?

*Son 15 yılda, Türkiye’de işlenen tarımsal alan büyüklüğü 27 milyon dönüm azaldı. Yani iki Trakya büyüklüğünde…

*Hayvancılık için çok önemli olan mera varlığımız, son 40 yılda 28.7 milyon hektardan 14.6 milyon hektar düzeyine indi.

*30 yıl önce hayvancılıkta kendi kendimize yetiyorduk, et bol ve ucuzdu, komşularımıza canlı hayvan ihraç ediyorduk, bugün başka ülkelerden et satın alan ve eti dünyada en pahalıya yiyen bir ülkeyiz.

*Son 5 yılda, 4 milyon baş canlı hayvan ithal ettik ve bunlara 4 milyar dolar para ödedik.

*Bir sanayi ülkesi olan Almanya, nüfusunu kendi ürettiği kırmızı etle doyurabilmektedir. Her Alman yılda ortalama 75 kilo kırmızı et tüketmektedir. Etin kilosu 4 Euro civarındadır. Bizde ise etin kilosu Almanya’ya göre 3-4 kat daha pahalı.

*1980’de Türkiye’nin hayvan varlığı 85 milyon iken, bugün 53 milyon civarında. Yani hayvan varlığımız, 36 yılda 32 milyon azalmış. Nüfusumuz aynı dönemde 34 milyon arttığından, hayvancılığımızın ne hale geldiğini varın siz düşünün.

 

Bakın şimdi ne haldeyiz?

Sonuçta…

Ülkemiz, emperyalist ülkelerin yönlendirmesiyle tarım ve hayvancılıkta tam bir çöküş yaşadı.

Türk milleti tarım ve hayvancılıktan koparıldı.

Tarladan ve ahırdan uzaklaştırıldı.

Herkes bey- paşa oldu.

Borç aldık, aldığımız borç paralarla borç veren ülkelerin tarım ürünlerini satın aldık, karnımızı doyurduk.

Bunu yaparken kendimizde en küçük bir suçluluk duymadık.

Bizi yönetenleri eleştirmedik…

Kabullendik.

Çalışmadan, üretmeden, artı değer yaratmadan, aldığımız borçlarla yaşamayı “marifet” sandık.

 

Hangi ülkeden ne satın alıyoruz?

Veya şöyle sorayım…

Gıda ürünlerini hangi ülkelerden satın alıyoruz?

*BUĞDAY-Rusya, Almanya, Fransa, Ukrayna…

*ARPA-İngiltere, Hırvatistan…

*SAMAN-Gürcistan…

*PAMUK-ABD, Yunanistan, Türkmenistan, Hindistan…

*SOYA-Arjantin…

*MISIR-ABD, Arjantin, Brezilya…

*ÇELTİK ve PİRİNÇ-ABD, Vietnam, İtalya, Tayland…

*KURU FASULYE-Etiyopya, Bangladeş, Mısır, Çin…

*NOHUT-Kanada…

*YEŞİL MERCİMEK-Kanada…

*BEZELYE-ABD, Ukrayna, Kanada…

*KURBANLIK KOYUN-Bulgaristan…

*BÜYÜKBAŞ HAYVAN-Şili, Uruguay, Fransa…

*LOP ET-Bosna Hersek…

Liste böyle!

Mutlaka eksikler vardır.

Akla hayale gelmeyecek gıda ürünlerini de ithal ediyoruz.

Deniz ürünleri…

Meyve…

 

Bu vahim duruma, durup dururken gelmedik

Gördüğünüz gibi…

Tarımda durumumuz son derece vahim!

Son üç yılda temel gıda ürünlerine 58 milyar dolar ödeme yapmışıyız.

Neden ve nasıl bu duruma düştük?

Affedersiniz, kafasızlığımızdan…

Emperyalizmin oyuncağı olduk.

Avrupa Birliği’ni bir matrak sandık, girmek için vermediğimiz ödün kalmadı.

Avrupa Birliği’nin de emperyalizmin bir kurumu olduğunu, sömürü için bir aracı kurum olduğunu anlayamadık.

Elimizi verdik, kolumuz da gitti!

Anlattıkları masallara inandık.

“Uyum yasaları” palavralarıyla…

“Hibe nitelikli fon” cambazlıklarıyla…

Geleneksel tarımımızın canını okudular.

Tarımsal üretimde “verim” ve “kalite”yi artırmak için…

*Damızlık hayvan verdiler…

*Fide, fidan verdiler…

*Tohum verdiler…

Bedava ya…

Bedava damızlık hayvan, bedava fide ve fidan, bedava tohum alıyoruz ya…

Bu konularda yıllardır çalışan kurumlarımızın kapılarına kilit vurduk.

*Devlet Üretme Çiftlikleri’ni…

*Zirai Kombinaları…

*Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nü

Etkisiz hale getirdik.

*Zirai Donatım Kurumu’nu…

*Toprak Mahsulleri Ofisi’ni…

*Türkiye Şeker Fabrikaları’nı…

*Et ve Balık Kurumu’nu…

Tasfiye ettik.

Sonunda…

Emperyalist ülkeler…

Türk milletinin midesini de ele geçirdiler.

En verimli topraklar bizde…

En parlak güneş bizde…

Bol su bizde…

Ama bizler, yiyeceğimiz gıdaları yetiştirmekten uzaklaştırıldık.

Pek çok konunun yanı sıra, gıdada da “dışa bağımlı” hale getirildik.

Emperyalist ülkeler tarafından teslim alındık…

Şimdi onların buğdayıyla, onların etiyle, onların nohudu ve kuru fasulyesiyle, onların mercimeği ile karnımızı doyuruyoruz.

Hayvanlarımıza yedirdiğimiz arpa ve saman da onlardan…

Ne kadar acınası bir durumumuz var, değil mi?

 

“Milli Tarım Seferberliği”ni desteklemeliyiz

Ben, hükümetin “Milli Tarım Seferberliği” başlatma kararını, “Biz hata ettik, şimdi bu hatamızdan dönüyoruz” şeklinde yorumluyorum.

Eğer hükümetin gerçek niyeti, samimi niyeti buysa, “Milli Tarım Seferberliği”ni hepimiz desteklemeliyiz.

Tamam, AKP öncesi hükümetler de hata yaptı, en büyük hata da AKP hükümetinin…

Ama şimdi bunu tartışmanın bir anlamı yok.

Tartışarak zaman kaybetmek anlamsız!

Hükümet, “Hata yapmışım, hatamdan dönüyorum” diyorsa, hepimiz el vermeliyiz.

Tabii, bu arada şunu da aklımızdan çıkarmayalım…

Bir ülke “bağımsız” değilse, o ülkenin tarımı “milli” olamaz.

Bunu unutmayalım.

Türkiye, topyekun “bağımsızlık mücadelesi” içinde olmalı!

Başka çaremiz yok!

Bu yazı toplam 2199 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim