• BIST 97.984
  • Altın 145,792
  • Dolar 3,5776
  • Euro 4,0020
  • Kocaeli : 21 °C
  • İstanbul : 24 °C
  • Sakarya : 21 °C

“Milli Tarım Seferberliği”ni yazarken unuttuğum nokta

M.Tanzer Ünal

Cumhur Karakadılar’a teşekkür ederim…

Cumhur Karakadılar; CHP Kartepe İlçe Başkanı, Balaban Köyü eski muhtarı…

Tarım konusunda duyarlı.

Tarımsal kalkınmanın önemini bilenlerden…

Dün sabah telefonumu biraz geç “sessiz”den “normal”e aldım.

Baktım, arayanların başında Cumhur Karakadılar var.

“Milli Tarım Seferberliği ilan edilecekmiş… Vah Türkiye’m vah” başlıklı günlük yazımı erkenden okumuş, teşekkür etmek için aramış.

“Tarımın bitirilişini ne güzel yazmışsınız” diye başladığı sözünü şöyle sürdürdü:

“Tanzer Bey, yazınızda bir eksik var. Türkiye’de köy bırakmadılar ki, tarım olsun!”

Haklıydı…

Karar yeniydi, ama tarımın yok edilmesine son nokta, köylerin mahalleye dönüştürülmesiyle konulmuştu.

 

16 bin köy yok edildi

Köy, biliyorsunuz en küçük yerleşim birimi.

2010 yılı istatistiklerine göre, ülkemizde 34 bin 247 köy vardı.

2014 yılında “Büyükşehir Yasası” çıkarıldı, bu yasa gereğince büyükşehir sınırları içindeki tüm köyler mahalleye dönüştürüldü.

Bu yasanın uygulanmasıyla, köy sayımız 18 bin 335’e düştü.

15 bin 912 köy, yuvarlak rakamla 16 bin köy, yok edildi.

İşte “Büyükşehir Yasası”nın kentimizdeki uygulamasını biliyoruz.

Kocaeli’nde artık “köy” yok.

Köyler, artık mahalle!

Diyeceksiniz ki, köy tüzel kişiliğinin kalkmasının tarıma ne gibi zararı olabilir?

Olmaz olur mu?

*Tavuğuna, ineğine içireceğin suya para ödeyeceksin…

*Sebze ve meyvelerini bol sulayamayacaksın…

*Kümes, ahır yapamayacaksın…

Özetle, köy ve köylünün bulunmadığı bir ülkede “Milli Tarım Seferberliği” nasıl sağlanacak?

Dünkü yazımı okumadıysanız okuyun, üstüne bu bilgileri de ekleyin!

 

Deprem müzesine, darbe mağdurunun ismi

İzmit Belediye Başkanı Nevzat Doğan açıklamış:

“Cephanelikte yapılacak Deprem Müzesi ve Eğitim Merkezi projesine, 15 Temmuz gecesi FETÖ terör örgütü tarafından yapılmaya çalışılan hain darbe girişiminde babasıyla birlikte gittiği Demokrasi Şehitleri Köprüsü’nde hayatını kaybeden Abdullah Tayyip Olçok’un adını vererek, şehitlere olan borcumuzu bir nebze de olsa ödemiş olacağız…”

Doruya doru, eğriye eğri…

İzmit Belediyesi’nin “Deprem Müzesi ve Eğitim Merkezi” projesi, doğru bir proje.

Ancak yaptırılacak müze ve eğitim merkezine, bir “15 Temmuz darbe mağduru”nun isminin verilmesi yanlış.

“Deprem” ve “darbe”, tamamen farklı konular…

Yaptırılacak müze ve eğitim merkezine, salt depremi çağrıştıracak bir isim verilmeli.

Bu da şahıs isminden çok, genel bir isim olmalı.

Örneğin, “17 AĞUSTOS Deprem Müzesi ve Eğitim Merkezi”…

Çünkü 1999’da yaşadığımız felaket, hep “17 AĞUSTOS” diye anılıyor.

Darbe girişimi gecesi şehit olan AKP’nin reklamcısı Erol Olçok’un oğlu Abdullah Tayyip Olçok’un adı ise, madem çok arzu ediliyor, İzmit’te başka bir yere verilebilir.

“Darbe girişimi” ile anlam kazanacak bir yere…

Aksi uygulama, anlamsız olur.

***

Bir an için alınan kararın uygulandığını düşünün…

“Abdullah Tayyip Olçok Deprem Müzesi ve Eğitim Merkezi”…

Herkesin aklına ne gelir, herkes ne sanır?

Abdullah Tayyip Olçok, 17 Ağustos depreminde hayatını kaybetmiş, ismi “simge” haline gelmiş ve adı müzeye verilmiş.

Anlatabilirsen anlat!

Efendim Abdullah Tayyip Olçok’un aslında depremle ilişkisi yok da…

Abdullah Tayyip Olçok, 15 Temmuz darbe girişiminde şehit oldu da…

Abdullah Tayyip Olçok, AKP’nin reklamcısı Erol Olçok’un oğluydu da…

İstediğin kadar anlat, anlatamazsın!

Herkes, müzeye konulan o isme “Dam üstünde saksağan” gözüyle bakar.

Herhalde İzmit Belediye Başkanı Nevzat Doğan’a bu fikri danışmanlarından biri vermiştir.

Bence dallanıp budaklanmadan deprem müzesine, darbe mağdurunun isminin verilmesinden vazgeçilsin.

 

Kurumsal bayramlaşma

Bayram geldi geçti, artık yazmalıyım…

Sizi bilmem, ama ben, kurumların bayram günlerinde kurumlarında bir araya gelip bayramlaşmalarını garip buluyorum.

Bu adeti kim çıkardı, ne zaman çıkardı, bilmiyorum…

Şimdi bakıyorum, her kurum her dini bayramda “bayramlaşma” düzenliyor.

Çekilen fotoğraflara bakıyorum…

Katılanların davranışlarına dikkat ediyorum…

Belli ki, göstermelik!

“Desinler” diye…

“O kurum da bayramlaşma düzenlemiş” desinler diye…

“Düzenlenen bayramlaşmaya filanca filanca da katılmış” desinler diye…

***

Son bayramda, bazı bayramlaşmalar dikkatimi çekti.

KOTO’nun, Kocaeli Ticaret Odası’nın bayramlaşması…

KOTO’nun 12 bin üyesi var.

Bayramlaşma fotoğrafındaki kişileri saydım, 11…

Böyle bir görüntü olabilir mi?

Yine Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası’nın bayramlaşması…

Katılanları saydım, çoluk çocuk toplam 23 kişi.

Diğer oda, dernek ve vakıflarda da durum pek farklı değildi.

Siyasi parti bayramlaşmaları mı?

O bayramlaşmalar bir âlem!

O bayramlaşmalar, mecburiyetten!

Partilerde ikbal bekleyenler, elleri mecbur bayramlaşmalara katılıyorlar.

Teşkilat teşkilat dolaşıyorlar…

Kerhen…

İnanın kerhen.

Çoğu kez “Kim çıkardı, neden çıkardı” diye söyleniyorlar.

Bayramlarda…

Arife günü, kurumlar tatile girmeden, kurum çalışanlarının bir araya gelip bayramlaşmaları, güzel bir gelenek.

Yine bayram namazı sonrası, cami cemaatinin birbiriyle bayramlaşması da çok hoş…

Ancak bayramların birinci ve ikinci günleri düzenlenen bayramlaşmalar, inanın zorlama!

Bunlara son zamanlarda bir de “kent bayramlaşması” eklendi.

“Gitsen bir türlü, gitmesen bir türlü” deyip, herkes kendini gitmek zorunda hissediyor.

Demem şu:

Şu bayramlaşma ritüelleri bir daha gözden geçirilsin.

Eskiden kurumsal bayramlaşmalar var mıydı, bir bakılsın!

Kurumsal bayramlaşmaları kim çıkarttı, ne zaman çıkarttı, ortaya konulsun!

Bayramlaşmada samimiyet esastır.

Bayramlaşmada zorlama yoktur.

Bayramlaşmada siyasi ve ticari rant beklentisi hiç yoktur.

Bu yazı toplam 1349 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim