• BIST 83.243
  • Altın 149,216
  • Dolar 3,8261
  • Euro 4,1052
  • Kocaeli : 3 °C
  • İstanbul : 7 °C
  • Sakarya : 3 °C

Müjde taksitler arttı

Ruhittin Sönmez

Birkaç gün önce gazeteler “Kredi Kartı Olanlara Müjde, Taksitler Arttı” başlıklı habere yer verdi.

Oysaki daha 2013’te kredi kartları ile alışverişte taksit sınırlaması getirilmiş ve medyamızda bu kararın ne kadar isabetli olduğuna dair çok sayıda haber ve yorum yer almıştı.

Çünkü üç sene önce hükümetimiz kredi kartı ve banka kredisi borçları yüzünden intihar eden, hapse giren vatandaşlarımızın sayısındaki artışı görmüş ve bu sosyal yaraya çare olmak üzere kredi taksitlerini düşürmüştü.

Taksit imkânı çok olunca vatandaşımız hesapsız harcama yapıyordu. Kredi kartı veya banka kredisi borçlanmasını yaparken gelir durumunu çok aşan miktarlarda borçlandığı için ödeme güçlüğü yaşıyordu. Bunlardan bir kısmı aile içi dayanışmalarla ödense de büyük dramlara ve intiharlara yol açan vakalar çoğalmıştı.

Hükümet bu sebeple 2013 yılında cep telefonu, mobilya ve beyaz eşyada 24 ayı geçen taksitlerin sayısı ve süresini azaltmıştı.

Ancak bu üç yıl içinde çeşitli sebeplerle ekonomik durum kötüye gitti. İhracat ve turizm gelirleri çok azaldı. Dış talep artırılamadığı için, ekonomik durgunluktan iç talebi artırarak çıkmak zarureti ortaya çıktı.

Taksit sayısının düşürülmesinden sonra kredi kartı ile yapılan taksitli satışların yıllık toplamı 48 milyar TL’den 33 milyar TL’ye gerilemişti. Taksitli alışverişler 15 milyar TL azaldığı görüldüğünden taksitleri tekrar artırarak halkımızın yeniden 15-20 milyar TL daha fazla harcama yapması istenmekte. Böylece piyasanın canlanacağı hesaplanıyor.

Gelir arttığı için tüketim artıyorsa mesele yok. Fakat gelir artmadığı halde tüketimi artırırsanız uzun vadede çıkmaza girersiniz.

Türkiye 3 sene önce sosyal problemi çözmek için iç tüketimin kısılmasını göze alabilecek daha sağlam bir ekonomik yapıya sahipti. Şimdi ekonomik veriler daha kötü, durgunluktan çıkmak için bazı sosyal problemlerin çıkmasını göze almak zorunda kaldı.

Borcunu ödeyemeyenler arasında varsın bir kısım vatandaşımız hapse girsin, intihar vakaları varsın artsın, yeter ki ekonomi canlansın noktasına geldik.

Burada hükümeti azalan iç tüketimi tüketiciye sağlanan gelir artışıyla artıramadığı veya ihracatla telafi edemediği için başarısız bulabiliriz.

Belki de terör ve savaş ortamında olduğumuzu hatırlayıp ekonomik durgunluğu anlayışla da karşılayabiliriz.

Ancak taksit sayısını azaltırken de, artırırken de kamuoyuna bir “müjdeolarak pazarlayabilme becerisini takdir etmemek mümkün değil.

 

TÜKETİM DEĞİL ÜRETİM TEŞVİK EDİLMELİ

Türkiye’de kredi kartı ile taksitli borçlananların yarısının, kredi kartı limiti 1.000 TL ile 2.500 TL arasında olan dar gelirliler olduğu biliniyor. Sadece 9 bin TL kredi borcunu ödeyemediği için intihar eden vatandaşlarımız var.

“Kredi kartları ile alışverişte taksit sınırının kaldırılması, kredi kartı borçlarını ödemede vadenin uzatılması 22 milyon kişiyi ve bunlara bağlı yaşayanları ilgilendiriyor.”

Türkiye’de 22 milyon kişi bireysel kredi kartı ile alışveriş yapıyor. Kişi başı ortalama borç 3.500 TL dolayında idi. Yeni düzenlemede kredi kartlarında en düşük harcama limiti 5.200 TL’ye çıkarıldı.

Tüketici kredilerinde vade 36 aydan 48 aya çıkarıldı. Konut kredilerinde bankaların toplam satış fiyatına göre yüzde 75 olan kredileme sınırı yüzde 80’e yükseltildi.”

Kredi kartı kullananların ödeyemediği 17,5 milyar TL borcu var. Bu borçlara 72 aya kadar vade ile yeniden yapılanma imkânı tanınıyor. Bu kadar büyük para borcu “yeniden yapılanma” sonucu belki ödenecek. Ancak taksitler artınca daha fazlasının ödenememiş borçlar olarak birikeceğini öngörebiliriz.

Başbakanın açıkladığı düzenlemeler pansuman tedbirler. Bunlar geçici bir süre için ekonomide bir canlanma sağlayacak. Uzun vadeli bir canlanma ancak üretimin ve ihracatın artırılması ile mümkün olur.

Üretim artarsa gelir ve istihdam artar, işsizlik azalır.

Açıklanan ekonomik tedbirler arasında bu konuda önemli bir proje henüz yok.

Dileriz ekonomimizi sürekli canlı tutacak bu tür tedbirler de alınır.

 

TAKSİTLERİN GELİRE ORANI

Kredi taksitleri artırıldığı için vatandaşımız yıllık gelirinin daha büyük bir kısmını borçlanacak. Temennimiz vatandaşımızın gelirine göre borçlanması. Ödeyemeyeceği borçlanmaların altına girmemesi. Yoksa kendileri de yakınları da çok üzülür.

Benim özellikle dar gelirlilere tavsiyem kredi borçlarının taksit miktarının aylık gelirin üçte birini aşmamasına özen gösterilmeli.

Çok zaruri durumlarda birkaç ayı geçmemek üzere taksit tutarları toplamının en fazla aylık gelirin yarısı kadar olması göze alınabilir. Taksiti ödedikten sonra günlük hayatı idare etmek için yeterli bir miktar paranız kalmalı.

Vade tercihinde genel kural, ödemekte zorlanmayacağınız en kısa vadenin seçilmesidir. İhtiyaç fazlası kredi kullanırsanız veya daha uzun vadeyi tercih ederseniz lüzumsuz faiz ödersiniz.

Kredi kartı veya kredi taksitlerini başka kaynaklardan faizli kredi alarak ödemeye başladıysanız çıkmaz sokağa girdiniz demektir.

 

1 DOLAR KORKUSU

İnsanlarımız 1 dolar korkusu içinde. Evinde, işinde bulduğu seyahat veya ticaret artığı 1 dolarları suç delili olarak kabul edilmesi endişesi ile imha etmeye çalışıyorlar.

Hürriyet’te Akif Beki, Türkiye’de yayılan “1 dolar paranoyasının” neler yaptırdığını esprili bir dille yazdı. Panik içindeki kimileri 1 dolarları tuvalete atıyor, kimileri yakıyor, kimileri de parçalayıp çöpe atıyormuş.

FETÖ soruşturmalarında delil olduğu gerekçesiyle el konulan, insanların hürriyetinden, işinden olmasına sebep olan 1 dolar meselesinin en kısa zamanda açıklanması lazım.

Çünkü “1 doların delil kabul edilmesi” hem ekonomik ve hem de hukuki sıkıntılara sebep olmaya başladı.

Muhtemeldir ki, ülke bazında bir milyon dolar civarında nakit döviz bu paranoya sebebiyle imha edilmiş olabilir.

1 doların delil kabul edilmesi sebebiyle ne kadar insanın tutuklandığı, ne kadar memurun açığa alındığı veya görevden alındığını bilmiyoruz.

Mehmet Altan’ın avukatı açıklamış: ABD resmi verilerine göre 2015 yılında dünyada 11 milyar 400 milyon adet 1 Amerikan Doları tedavülde imiş. Bunların yaklaşık 1 milyar adedi F serisinden imiş.

Bu kadar FETÖ’cü bulamayacağımıza göre bütün 1 dolarlar delil olamaz.

Yetkililer 1 dolarlık paraların hangilerinin suç delili teşkil ettiğini acilen açıklamalılar.

Yoksa 1 dolar vakasının tahribatı daha da büyüyecek.

Bu yazı toplam 872 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim