• BIST 82.300
  • Altın 148,344
  • Dolar 3,8298
  • Euro 4,0711
  • Kocaeli : 4 °C
  • İstanbul : 6 °C
  • Sakarya : 4 °C

Mü’minin nuru abdest (1)

Mehmet Sönmezoğlu

Namazın şartlarından birisi olan abdest, namaz ve Kâbe’yi tavaf, tilavet secdesi gibi bazı ibadetleri yapmak için, vücudun belirli uzuvlarını usulüne uygun olarak yıkamak veya meshetmektir. Abdest müstakil bir ibadet olmayıp, belli ibadetleri yapmak için vasıta niteliğinde bir ibadettir. Manevî temizlik ve namaz başta olmak üzere ibadetlere ruhen ve bedenen hazırlık mahiyetinde olan abdest, aynı zamanda maddî bir temizlenme vasıtasıdır. (Dini Kavramlar Sözlüğü, DİB. Yay. Sh. 3-4)

 

Abdest, Kur’an-ı Kerim’de şöyle bildirilmektedir: “Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve -başlarınıza mesh edip- her iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın...” (Mâide, 5/6) Ayetin sonunda bunların mü’minlere zahmet olsun diye farz kılınmadığı, bilakis onları maddî ve manevî kirlerden temizlemek ve günahlardan arındırmak için farz kılındığı, dolayısıyla abdestin şükür gerektiren bir nimet olduğu açıklanmaktadır. Bu oldukça anlamlıdır, zira Yüce Allah’ın bütün emir ve yasaklarında nice hikmetler ve insanlar için pek çok faydalar bulunduğu muhakkaktır. Hz. Peygamber (s.a.s.)’in hadisleri ışığında abdestin mü’minlere sağladığı faydaları ve kazançları izah etmeye çalışalım.

 

Abdest mü’minlerin nurunu artırır

Abdest, Müslümanın yüzünü nurlandırır, el ve ayaklarını beyazlatır. Allah Teâlâ, kıyamet gününde abdestle nurlanan kullarına özel muamelede bulunur.  Hz. Peygamber (s.a.s.), “Şüphesiz ki benim ümmetim, kıyamet gününde, abdest izlerinden dolayı yüzleri nurlu, elleri ve ayakları parlak olarak çağırılacaktır. Yüzünün nurunu artırmaya gücü yeten kimse bunu yapsın” (Buhârî, Vudû, 3) buyurarak şartlarına riayet ederek abdest alan kimseleri müjdelenmiştir. Kişinin nurunu artırmasının yolu, abdest azalarını farz olan yerlerin ötesine geçecek şekilde iyice yıkamaktır. Nitekim başka bir hadiste buna işaret edilmiştir:  “Mü’minin nuru ve beyazlığı, abdest suyunun ulaştığı yere kadar varır.” (Müslim, Tahâret, 40)

 

Abdestin kişinin nurunu artırması Hz. Peygamber (s.a.s.)’in ümmetine has bir özelliktir. Zira abdest, mü’minin kıyamet gününde nurunu artırdığı gibi mahşerde diğer insanlardan ayırt edilmelerine ve tanınmalarına da vesile olacaktır. Şu hadis-i şerif bu durumu çok güzel açıklamaktadır:

 

“Hz. Peygamber (s.a.s.) kabristana geldi ve şöyle dedi: “Selâm size ey mü’minler diyarı! İnşaallah biz de size katılacağız. Kardeşlerimizi görmemizi çok isterdim.” Bunun üzerine ashab-ı kiram:

 

–“Biz senin kardeşlerin değil miyiz, ey Allah’ın Resûlü?” dediler. Resûlullah:

 

–“Sizler benim ashabımsınız, kardeşlerimiz henüz gelmemiş olanlardır” buyurdu. Bu defa sahabeler:

 

–“Ümmetinden henüz gelmemiş olanları nasıl tanıyacaksın, ey Allah’ın Resûlü?” dediler. Peygamber Efendimiz:

 

–“Ne dersiniz? Bir adamın alnı ak ve ayakları sekili bir atı olsa, yağız ve doru at sürüsü içinde kendi atını tanımaz mı?” diye sordu. Sahabeler de:

 

–“Evet, tanır, ey Allah’ın Resûlü” diye cevap verdiler. Resûlullah:

 

– “İşte onlar da abdestten dolayı yüzleri nurlu, el ve ayakları parlak olarak gelecekler. Ben havzın başına onlardan önce varacağım” buyurdular. (Müslim, Tahâret, 39)

 

Hz. Peygamber (s.a.s.), “kardeşlerimiz” dediği mü’minleri nasıl tanıyacağını anlatırken beliğ (edebî sanat ve ustalıkla) bir teşbihte bulunmuş, doru atlar arasında alnı ak ve ayakları sekili atın tanınmasını örnek göstermiştir. Çünkü bu özelliklere sahip bir at, diğer atlar arasında hemen göze çarpar ve kolayca tanınır. Tıpkı bunun gibi abdest ve namaz ehli mü’minler de diğer insanlar arasında kolaylıkla tanınacaklardır.

 

Yine Allah Resûlü (s.a.s.), “Abdeste ancak mü’min kimse müdâvim olur” (Muvatta, Taharet, 6) buyurarak, abdestin bir mü’mini diğer insanlardan ayıran alamet-i farika olduğunu belirtmiştir. Abdest mü’minlere mahsus bir haslet olduğuna göre her mü’min daima abdestli olmaya ve nurunu artırmaya çalışmalıdır.

 

(Devam edecek)

Bu yazı toplam 6191 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim