• BIST 103.929
  • Altın 147,518
  • Dolar 3,5490
  • Euro 4,1819
  • Kocaeli : 17 °C
  • İstanbul : 24 °C
  • Sakarya : 17 °C

Mümkün olan diyalog…

Banu Gürer

Bu haftanın önemli haber başlıklarından biri Papa’nın Türkiye ziyareti…

Konu Vatikan ve Türkiye ilişkileri olunca akla gelen en önemli meselelerden biri şüphesiz “dinler arası diyalog” konusu…

Yeni bir konu değil elbette.

Çok tartışıldı.

Öven oldu.

Eleştiren oldu.

Ve eleştirenlerden biri de bendim.

Hala öyleyim.

Zira öncelikle kavramın kendisine itirazım var.

Neden mi?

Çünkü “diyalog dinler arasında olmaz” fikrine katılıyorum.

Dinler arasında diyaloğu nasıl sağlayabilirsiniz ki?

Neticede öyle ya da böyle, dinleri birbirinden ayıran, dinlerin birbirine muhalefet ettiği yönlerdir.

Ve hemen her din, inanmanın gereği olarak, mensuplarından “kendi hakikatinin” anlatılmasını ve daha fazla inanan insanın inanç dairesine alınmasını bekler.

Fakat dinler arası diyalog eğer birbirini veya biri diğerini kabule zorlamadan, propaganda yapmadan, yargılamadan, farklı dinlere mensup insanların birbirini ve dinlerini, samimiyet ve iyi niyetle, dürüstlükle tanımaya çalışmaları ise, bunu yapmak mümkün müdür?

İşte problem burada başlıyor.

Çünkü bu mümkün olmuyor.

Zira iş neticede bir şekilde (en azından) “propagandaya” dönüşüyor.

İşte o andan itibaren de özellikle bizim açımızdan konu diyalog değil monolog haline geliyor.

Öyle ki, dinler arası diyalog bağlamında “ortak kelimeye” gelebilmek adına Hz. Peygamber’in (S.A.V.) adeta devreden çıkarıldığı (haşa!) bir İslam anlayışına sıcak bakılabiliyorsa buna diyalog denilebilir mi?

Yani “ortak kelimeye gelme” arzusu taşıyan taraflardan sadece bir tanesinin “iman esasları” tartışma konusu oluyorsa, bu süreç bir diyalog olabilir mi?

“Peki, çözüm nedir?” diye soracak olursanız…

Bu süreç dünya barışına dini çatışmalara mani olarak katkıda bulunmak amacında ise, işe önce kavramdan başlayalım derim.

Ve adını “dindarlar arası diyalog” komayı öneririm.

Çünkü diyalog bireyler arasında söz konusu olur.

Buna göre mesela dünyanın önemli meselelerinden biri olan çevre problemi için din adamları bir araya gelir.

Bu sorunların çözümünde din adamları ve dindarlar olarak neler yapılabileceği konusunda “diyalog”lar gerçekleştirilir.

Bu diyaloglardan çıkan ortak sonuca göre çevreyle ilgili insanları bilinçlendirme yönünde çeşitli projeler hazırlanır.

Ve tüm dünyaya yönelik olarak bu projelerin hayata geçmesi için çaba sarf edilir.

Böylece farklı dinlerin “çatışma alanları” bir tarafa bırakılarak insanlığın ortak problemleri üzerinde beraber düşünme ve bu problemlere dair beraber çözüm üretme imkanı söz konusu olur.

Bu imkan dahilinde farklı dinlerin mensuplarının birbirlerini “insanlığa faydalı olma” doğrultusunda tanıma şansları da doğar.

Üstelik barış dili içerisinde.

İşte bana göre mümkün olan diyalog budur.

Haksız mıyım?...

Bu yazı toplam 1259 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim