• BIST 89.695
  • Altın 145,860
  • Dolar 3,6136
  • Euro 3,9258
  • Kocaeli : 2 °C
  • İstanbul : 7 °C
  • Sakarya : 2 °C

Murat Özdağ’a takılan kelepçenin anlamı ne?

Bülent Ekinci

Bu ne öfke bu ne hiddet

Günlerdir ‘Paralel Yapı’ ile ilgili operasyonları takip ediyoruz. Günlerce uykusuz kaldık, yorulduk, telefon trafiği yaptık.

Evet, herkes için son derece zor bir haftaydı.

Polis daha çok çalıştı, savcı-hakim daha çok çalıştı, gazeteciler daha çok çalıştı, gözaltında olanların aileleri sıkıntılı bir hafta geçirdi.

88 kişinin arandığı paralel yapı soruşturmasında 64 kişi gözaltına alınmıştı. Günlerce süren sorgu safhası, onlarca saat süren adliye sürecinden sonra 62 kişi serbest 2 kişide kefaletle serbest kalmıştı.

24 kişinin aranmasına devam ediliyordu.

O 24 kişiden biri de KOTO Başkanı Murat Özdağ idi. Yurt dışında olduğu için ifadesi alınamamıştı. Döneceğini ve emniyete gidip ifade vereceğini açıkladı. Kendi isteğiyle döndü ve dediği gibi ifadesini verdi.

Pazartesi günü sabah 10.45’te emniyete giden Özdağ’ın ifadesi gece 21.00’da alındı. Salı günü adliyeye çıkartılması beklenirken, “eksik sorularımız var” denip ek gözaltı süresi alındı.

Kimsenin işine müdahale etmek istemiyorum ama benim bildiğim ek gözaltı süresi kalabalık şüphelilerin bulunduğu operasyonlar sonrası, kısıtlı gözaltı süresi yetmediği anlarda alınır. Tek kişinin sorgulanması için değil.

 

Bu kelepçe neyin nesi

Murat Özdağ’ı hastaneye sağlık raporuna getiren polisler, Özdağ’a kelepçe vurmuş.

Niye?

Kaçacak mı?

Bu kelepçe kimlere hangi hallerde vurulur?

Geçtiğimiz ay TOBB’un genel kurulunda Cumhurbaşkanımızın elini sıkan bu bileğe bu gün kelepçe vuruluyor.
Peki, diğer 64 kişiye neden vurulmamıştı?

Bu neyin öfkesi, neyin intikamı?

Murat Özdağ, iddia edildiği gibi Paralel Yapı’nın bir mensubuysa, bir suç varsa, siz de bu suçla mücadele ediyorsanız “Eyvallah” ama daha ortada hiç bir şey yok iken kentte belli bir yere gelmiş, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın özel daveti ile birçok yurtdışı programına katılmış, saygın bir iş adamına kelepçe takmanın çok insani bir yaklaşım olarak görülmediğinin bilinmesini isterim...

Paralel Yapı ile mücadele KOTO başkanına kelepçe takmakla değil delilden suçlamaya gitmekle mümkün olacaktır.
Umuyorum ki tüm gerçekler en kısa sürede su yüzüne çıkar. Suç işleyen varsa da cezasını çeker. 

 

 

Dilenciler

 

dilencii.jpg

 

Ramazan ayı yine o kendine münhasır tadıyla geldi çattı.

Günler öncesinden ramazan alışverişleri yapıldı.
Hazırlıklar tamamlandı. Hatta bugün orucumuzun 3’üncü günü…

Ramazan ayı, aynı zamanda yardımlaşmaların yaşandığı bir ay olarak bilinir.

Fitreler yine bu ay verilir.

Yoksul aileler için iftarlar düzenlenir.

Ramazan ayının bir de istismarcıları vardır..

 “Dilenciler”

Ramazan ayı geldiğinde eskiden cami önlerinde ve bazı üst geçitlerin başında dilenciler görürdük.

Abartılı bir bakışla söylemek gerekirse şimdi şehrin yarısı dilenci gibi…

Hemen her köşede bir iki dilenci var.

Bankamatik önlerinde, otopark girişlerinde, market önlerinde, her sokak başında öbek öbek dilenciler bulunuyor.

Eskiden dilenciler avuç açıp sadaka isterdi, şimdi öyle mi?

İstediği sadakayı alana kadar sizi takip ediyor.

Bunu yapan ise kendi şehrimizin o tanıdık simalı dilencileri değil.

Onlara artık rastlayamıyoruz bile.

Şu sıralar ilimizi istila eden dilenciler Suriyeli mülteciler.

Kimi elinde piknik tüpüyle dolaşıp, tüpü doldurmak için para istiyor, kimi aç olduğunu söyleyip para istiyor, kimi çocuğunun ayağındaki ayakkabıyı bile çıkartıp, çocuğunu bahane ederek para istiyor.   

Yüreğimiz parçalanıyor, yardım etmek için elimizden geleni yapıyoruz. Ama dilenci sayısı o kadar çok ki, her önümüze çıkan dilenciye yardım etsek, biz de dilenecek hale geliriz herhalde.

Geçen gün hesap yaptım. 

Önüme her gün aç olduğunu söyleyen en az 10 dilenci çıkıyor.

Her birine 1 TL versem günde 10 TL yapıyor. Ayda 300 TL yapar. Hangimiz ayda 300 TL sadaka verecek durumdayız.

Açık söyleyeyim, “Ben değilim”

Son aylarda dilencilerle ilgili öyle şeyler yaşadım ki, bu durum gelecekle ilgili kaygı duymama neden oldu.

Ailesiyle birlikte dilenen genç bir Suriyeli, peşimden markete kadar geldi. Avuç açarak “açım açım” diye bağırmaya başladı.

Markette işim bitene kadar bekledi. Çıktığımda yine peşimden evimin kapısına kadar geldi. Ve yine “Açız ağabey” diye bağırıyordu.

Ve benzeri birçok olay yaşadım.

Ben bunu yaşamak zorunda değilim. Böyle bir vicdan baskısıyla karşı karşıya kalmak zorunda değilim.

Bugün babasının elini tutarak dilencilik yapan o çocuk, 10 yıl sonra bu kentte belki hırsızlık yapacak, belki yan kesicilik yapacak, belki de gasp yapacak.

Suriyeli vatandaşlar gelecek günlerde başımıza büyük dertler açacak.

Belediye zabıtaları dilenen Suriyelilere karşı bir yaptırım uygulayamıyor. Sokakta normal vatandaştan çok dilenci bulunuyor.

İçinde bulunduğumuz ayı fırsat bilen dilenciler, dozajı artırarak dilenmeye devam ediyor.

Umarım ben yanılıyorumdur ve umarım 10-15 yıl sonra, sokakta dilenen o çocuk yaşadığı ülkeye hayırlı bir genç olur.

 

Bu yazı toplam 1422 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim