• BIST 82.779
  • Altın 147,178
  • Dolar 3,7701
  • Euro 4,0274
  • Kocaeli : 5 °C
  • İstanbul : 6 °C
  • Sakarya : 5 °C

Musibetler nasihatlerden iyi!

Hasan Altınkaya

Bir dönem en çok eleştiri alan kurumların başında gelirdi İSU. Aksayan bürokrasi, zamanında müdahale edilmeyen sorunlar… Her gün muhakkak bir şikayet gelirdi. Aradan geçen zaman içerisinde bu kurum da kendini yeniledi. Ağır işleyen bürokrasiden sıyrılarak hizmet üretmeye başladı. Elbette geldiği nokta yeterli değil. Ancak eskiye göre ciddi bir düzelmenin olduğunu söylersek yanlış olmaz. Hatırlayın, bundan birkaç yıl önce ilimiz ciddi bir kuraklığın eşiğinden dönmüştü. Üstelik Sapanca Gölü ve Yuvacık Barajı gibi mevcut kaynaklar varken yaşadık bu kuraklık korkusunu…

Uzun süre yağışların olmaması ve bir türlü bitirilemeyen Namazgâh Barajı derken… Kuraklığın ortasında bulduk kendimizi. Bahsettiğim değişim de İSU’da o günlerde başladı. Yani yaşanan kuraklıklardan sonra… Derler ya, “Bir musibet bin nasihatten iyidir” diye! Bu sözün doğruluğuna bir kez daha inanmış olduk. Olası bir kuraklığın faturasının çok ağır olacağını bilen yetkililer, o gün bugündür -deyim yerindeyse- karınca gibi çalışıyor. Önce Namazgâh Barajı bitirildi, ardından bir dizi önlem alındı.

Yuvacık Barajı ve Sapanca Gölü bir bebek gibi korunup kollandı. Dere ıslahları, kaynakların verimli kullanılması, şişeleme fabrikalarının disipline edilmesi gibi birçok adım atıldı. Kuraklıktan ders çıkaran insanoğlu, doğaya karşı merhamet gösterip şefkatle yaklaşınca, Mevla da yağmuru yağdırdı. Hem de ne yağmur! Toprak tıka basa suya doydu. Kuraklıktan ağzı yanan yetkililerin, bu kez fazla suyla sınavı vardı. O konuda da dersler çalışılmamış ve sınıfta kalınmıştı. Çünkü yılların verdiği hantallık, ihmal ve başıboşluk vardı. Ne ıslah çalışmaları adam akıllı yapılmış, ne de altyapı. Kuraklıkta olduğu gibi altyapı konusunda da bir musibet görmek gerekiyormuş. Yüzlerce insan selden zarar görüp, milyonlarca lira değerinde ekonomik kayıp olunca gereken çalışmalar da yapılmaya başlandı. Sadece altyapı için 25 milyon lira harcandı. Birçok dere ıslah edildi. Yüzlerce metre altyapı yapıldı. Uzunçiftlik, Eşme ve Acısu başta olmak üzere ilçenin dört bir yanı beton küplerle döşendi. Bunlar olması gereken, ancak musibet başa geldiğinde atılan adımlar. Kuraklık ve sel felaketinin birbiri ardına gelmesi, İSU başta olmak üzere tüm kurumların kendini yenilemesi ve “kendine gelmesi” açısından önemliydi. Gönül ister ki, normal işleyişinde her kurum işini en iyi şekilde yapsın. Ancak bu pek öyle olmuyor. Sınav vakti gelmeden ders çalışmayan öğrenci, başına musibet gelmeden iş yapmayan bürokrata dönüşebiliyor. Demek ki sistemi baştan sorgulamak gerekiyor. Sorumluluk alma ve işini ciddiyetle yapma alışkanlığını en başından kazanmamız gerekiyor. Böyle yaparsak musibetleri beklemek zorunda kalmayız. Yoksa daha çok musibetlerle karşı karşıya kalırız…

 

Yurtiçi Kargo…

Geçtiğimiz hafta Kartepe’de en çok konuşulan konulardandı Yurtiçi Kargo’nun Kartepe Şubesi’ni kapatması. Daha doğrusu şube sandığımız ama öyle olmayan tuhaf bir birimin aniden yok olması… Yurtiçi Kargo’da bir şeylerin ters gittiğini şube (!) kapanmadan bir gün önce anlamıştım. Adıma gönderilen üç parça üründen sadece bir tanesi gelmişti. Diğer iki ürünün akıbeti ise belli değildi. Telefonla sorgulayınca alıcıya ulaşılamadığı için iade edildiği söylenmesine rağmen, şubeye sorunca ürünün hiç çıkmadığı söyleniyor. Neden çıkmadığını sorduğunuzda ise, parçaların sığmadığını söylüyorlar size. “Madem sığmadı, ne diye bir parçayı gönderip diğer ikisini bekletiyorsunuz? Tüm parçaları bir gün sonra gönderseydiniz” dediğinizde, “Evet haklısınız ama yapacak bir şey yok!” cevabını alıyorsunuz. Tek parça ürünü alıp şubeden çıktım. Ertesi gün kalan parçaları almak üzere Yurtiçi Kargo’ya gittiğimde şaka gibi detirten bir manzara ile karşılaştım. Bırakın benim kargomu, içeride tek bir ürün bile yoktu! Her yer bomboş. Dışarıda polisler var. Çalışanlar kapıda çaresizce bekliyor. Ne oldu diye sorduğumda, “İşveren gece yarısı tüm ürünleri alıp gitmiş” diye cevap verdiler. Nasıl yani demeye kalmadan, çalışanlardan biri; “Siz mağdursunuz biliyorum, gidin Gölcük yolu üzerindeki şubemizden ürününüzü alın” dedi. O dakikadan sonra yaşadıklarımı harfiyen aktarmak istiyorum…

Başka çare olmadığı için Gölcük yolu üzerindeki depoya gittim. Orada ürünün geldiğini ve kargoların açılarak tarafıma verileceğini söylediler. Hassas bir ürün olduğu için bizzat gidip araçtan indiği gibi almak üzere teslimata doğru yöneldim. Depo yeni açılmaya başladığı için epey bir süre beklemek zorunda kaldım. O esnada kargo çalışanlarının ürünleri nasıl indirdiklerine şahit oldum. Aman Allah’ım, ürünleri adeta yerlere fırlatıyorlar! Hiç umursamadan, gelişigüzel bir şekilde… Küçük çaplı bir şok yaşadım. “Niye böyle atıyorsunuz ürünleri?” diye sorduğumda, “Bir şey olmaz, kırılacak olanları atmıyoruz” gibi cevap verdi bir tanesi. Neyse ki, 1 saat bekleyerek de olsa kendi ürünümü hasarsız alabildim. İçeriye gidip ürünü teslim aldığıma dair imza atarken görevli; “Şanslısınız, içeridekilerin hepsi hamal. Sağ salim ürününüzü aldıysanız, çok şanslısınız” demesin mi? Yurtiçi Kargo şok üstüne şok yaşatmaya devam etti. Bildiğimiz, güvendiğimiz bir firma, nasıl olur da bu hallere düşer, inanılır gibi değil. Geçen hafta bizzat yaşadığım tablo böyleydi. Umarım en kısa zamanda toparlar ve daha fazla vatandaşı mağdur etmezler. Yoksa bu gidişat hiç iyi değil…

Bu yazı toplam 943 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
yazar
30 Kasım 2015 Pazartesi 11:36
11:36
Hasan bey yazılarınızı beğenerek takip ediyorum. Başarılarınızın devamını diliyorum.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim