• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Kocaeli : 5 °C
  • İstanbul : 8 °C
  • Sakarya : 4 °C

Müslüman olduğu iddia edilen 5 lider

Müslüman olduğu iddia edilen 5 lider
Bugün bazı gazetelerde yer alan bir habere göre Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin müslüman olmuş.

Haber metni aynen şöyle: "Rus İnterfax haber ajansına dayandırılan habere göre, Putin'in basın danışmanı Dmitri Peskov, Putin'in Müslümanlığı seçtiğini belirtti. Peskov, bu yöndeki sorulara, "Evet, Putin böyle bir karar aldı" cevabını verdi. Danışman Peskov, Putin'in özel nedenlerle böyle bir karar aldığını kendisinin de zaman zaman Kuran-ı Kerim okuduğunu ifade etti" (Kaynak: Sabah)

 

Haberin gerçek dışı olduğu malum. 9 Ekim 2001 tarihinde, Rusya'nın Çeçenistan'a müdahalesinden sonra, bu müdahalenin şiddetini eleştiren bir gazeteciye Putin şöyle çıkışıyordu: "Eğer radikal bir islamcı olmak ve sünnet edilmek istiyorsan seni Moskova'ya davet ediyorum." Daha 4 ay kadar önceyse Putin Rusya'yı "Ortodoks bir ülke" olarak tanımlıyor ve kilisenin Rus kültürünün kalbinde olması gerektiğine inandığını ifade ediyordu. (Kaynak: Russia Insider)

 

Ancak bizim memlekette yabancı devlet başkanlarının İslam dinini kabul ederek Müslüman olduğu ara ara ifade edilir, bu haberler itibar da bulur. Bazılarını sizin için derledik.

 

5. NAPOLEON BONAPARTE

Fransız Devrimi'nde gösterdiği yararlılıklar sebebiyle 26 yaşında İtalya Ordularının Komutanı olarak atandı. 27 yaşında İtalya'yı fethetti. 29 yaşında Mısır seferine çıktı. 30 yaşında Fransa'nın Birinci Konsulü oldu. 31 yaşında Avusturya - Macaristan İmparatorluğu'na karşı orduları zafer kazandı. Fransız İmparatoru olduğunda 35 yaşındaydı. İlk Medeni Kanunu çıkardı, metrik sistemi kabul ederek yaygınlaştırdı, ilk Merkez Bankası'nı, liseleri, vergi sistemini düzenledi, liyakata dayanan merkezi bürokrasiyi geliştirdi. Napolyon bütün Avrupa ve dünya tarihi üzerinde öyle devrimci ve büyük bir etki bıraktı ki onun hikayeleri kuşaklar boyunca yüzbinlerce insana ilham verdi.

 

Napolyon'un din konusundaki görüşleri de pragmatikti. İki sözü tarihte yer alır. "Din fakirlerin zenginleri öldürmesini engeller" ve "bütün dinler insanlar tarafından yaratılmıştır."

 

Mısır seferi sırasında bilinçli olarak Müslüman olduğu propagandasını yaydı. Çevresinde Müslüman imamları topluyor, onlarla dinsel ve felsefi sohbetler yapıyordu. Mısır halkının Osmanlı İmparatorluğu'na karşı kendi yanında olması ve Mısır'ı daha rahat fethetmek için bu çabalarını sonuna kadar sürdürdü. Başarılı da oldu. Müslüman dünyası Napolyon isimli neredeyse kurtarıcı bir lidere sahip olduğuna inanmıştı. Bir kaç yıl sonra Napolyon'un Müslüman olmadığı -esasında herhangi bir dine de inanmadığı- ortaya çıktı.

 

Şöyle diyordu Napolyon: "Kendimi katolik bir insan yaparak Britanny ve Vendee'ye barış getirdim. Kendimi İtalyan yaparak İtalya'daki zihinleri fethettim. Kendimi Müslüman ilan ederek, Mısır'da egemen oldum. Eğer yahudi milletini ben yönetseydim, Süleyman Tapınağı'nı da kendi ellerimle yapardım." (Kaynak: The International Napoleonic Society)

 

4. OTTO VON BİSMARCK

Ünlü İngiliz Başbakanı Benjamin Disraeli Bismarck'ı tanıdıktan sonra arkadaşlarına şöyle diyecekti: "Bu adama dikkat edin - ağzından çıkan her şeyi gerçekten söylüyor."

 

Tarihçilerin kutbu denilebilecek Eric Hobsbawm'a göre "Bismarck tam 20 yıl boyunca Avrupa'daki çok taraflı satranç oyununu yöneterek güçler arası barışı koruyan bir kahraman"dı. Son derece kısa süren ve kendisinin tasarladığı üç savaş ile Almanya'yı birleştirdi. Prusya'yı Alman Konfederasyonunun herhangi bir üyeliğinden, Almanya'nın merkezine taşıdı. Realpolitik adını verdiği dış politika kuramıyla uluslararası ilişkiler literatüne eşsiz bir katkı sağladı. Kan ve demir çağının ortasında, titiz hesapçılığı, akıl almaz çalışkanlığı ve büyük zekasıyla Almanya'yı bir süper güç haline dönüştürdü.

 

Kulturkampf hareketine öncülük ederek, katolik etkisinin Almanya'da azalması ve protestan kültürünün genişlemesi için büyük bir mücadele veren Bismarck hikayeye göre şu şekilde müslüman oldu:

 

"Mevlana Halid-i Bağdadi Abdülkadir Geylani’nin dergahından Hazreti Hızır’ın başkanlık ettiği “Kırklar Meclisi”ne yükseldiğinde, Hazreti Hızır'a şöyle der:

 

'“Benim “Kırklar”da, daha yüksek makamlarda gözüm yok. Benim gözüm senin ilminde. Çünkü senin ilmin, seni doğrudan alim olarak kuşatan Allah’tandır, kuldan değildir. Sana, Hazreti Musa’nın sorduğu gibi üç soru sorma gafletine düşene kadar yanında yoldaş olmama izin ver. Göreceksin, beni sabırlı bulacaksın ve senin Allah reyi ile yaptıklarının hiç biri hakkında soru sormayacağım.'

 

İslam kriptolojisinde anlatıldığı üzere, Hazreti Hızır onun bu dileğini kabul ederek, zaman ve mesafe tanımadan, izin verildiği ölçüde büyük etkinlikler oluşturmuştur. Örneğin, hiç Prusya’ya gitmediği halde, Bağdadi’nin, Alman Prensi Bismarck ile mükemmel bir Fransızca ile bir İslami tebliği konuştuğu ve bu görüşmeden sonra Prens Bismarck’ın, Müslüman-Halidi olduğu bilinmektedir."

 

Elbette böyle bir olay olmadı, Otto Von Bismarck hayata gözlerini protestan bir Prusyalı olarak yumdu. Ancak bizim coğrafyamızda Bismarck'ın müslüman olduğu efsanesi nesiller boyunca devam etti.

 

3. KAYZER II. WİLHELM

Birinci Dünya Savaşı öncesinde Alman İmparatoru Kayzer II. Wilhelm Britanya İmparatorluğu'nun en büyük sömürgesi olan Hindistan'ı İngiltere'ye karşı isyan ettirmek, müslüman nüfusun olduğu bölgelerde de Rusya'nın etkinliğini kırmak için bir müslüman cihadı yapılmasını planlıyordu.

 

18 Ekim 1898 tarihinde Kayzer II. Wilhelm İstanbul'a geldi. "Yaşa" ve "Var ol" sesleri arasında Dolmabahçe'de karaya çıktı. İmparator bir kaç gün süren diplomatik ziyaretlerden sonra 22 Ekim'de İstanbul'dan ayrılarak bugünkü Suriye'ye bir ziyaret gerçekleştirdi. Kayzer ve kendisine eşlik eden yüksek rütbeli 127 Osmanlı memur ve askeri, Suriye’nin neredeyse tüm önemli sivil ve ruhani reisleri tarafından görülmedik bir tantana ile karşılandı. Yol boyu resmi görevliler dışında, Katolik ve Protestan Alman kolonisi kendisine eşlik ediyordu. Kayzer ve kalabalık maiyeti 29 ekimde at üstünde Kudüs’e ulaştı. Eski bir İslam geleneğine göre, ancak Kudüs’ü ele geçiren bir hükümdar at sırtında girebilirdi. Bu sorunu aşmak için Yafa Kapısı’nın yanındaki surda bir gedik açılmış, Kayser ile kafilesi buradan içeri girmişti.  Wilhelm Kudüs'te bu şekilde hacı olduktan sonra, Şam'a geçti ve ünlü nutkunu burada irad etti.

 

"Burada bütün zamanların en kahraman askeri Sultan Selâhaddin’in (Eyyübi) mezarı önündeyim. Majesteleri Sultan Abdülhamid’e misafirperverliğinden dolayı teşekkür borçluyum. Gerek Majeste Sultan, gerekse Halifesi olduğu dünyanın her tarafındaki 300 milyon Müslüman bilsinler ki, Alman imparatoru onların en iyi dostudur!”

 

Bu söylevin yankısı büyük oldu. İstanbul'da kendisinin müslüman olduğu iddia edildi. Hatta Kayzer Wilhelm Hacı Wilhelm adıyla anılmaya başlandı.

 

Elbette kendisi müslüman olmamıştı. Protestan bir Almandı ve amaçları doğrultusunda alabildiğine politik olmaktan asla çekinmiyordu. Sonuçta "müslüman dostu" Wilhelm'in motivasyonuyla girilen savaşta Osmanlı İmparatorluğu tüm varlığını kaybetti, Anadolu da binbir zahmet, kan ve gözyaşı ile zar zor kurtarıldı.

 

2. WİNSTON CHURCHİLL

Churchill'ın müslüman olduğu meşhur hikayedir de bu zamana kadar bunun ciddi ciddi bir vakaya dayandığını kimse bilmiyordu. Times gazetesinin 28 Aralık 2014 tarihinde duyurduğu bir habere göre Churchill gerçekten İslam'ı kabul etmeyi düşünmüştü. Habere göre, daha sonradan Churchill'in kardeşi Jack Churcill ile evlenen Gwendoline Bertie'nin Ağustos 1907'de Churchill'e yazdığı mektup, Cambridge Üniversitesi'nde tarih araştırmaları yapan Dr. Warren Dockter tarafından bulundu. Bertie mektubunda Churchill'e "Lütfen İslam dinine geçme. Sende bir doğululaşma eğilimi, paşa-vari bir eğilim dikkatimi çekti. İslam'la temas edersen, düşündüğünden çok daha kolay din değiştirebilirsin" diyor. Bununla birlikte Dr. Warren Dockter, Churchill'in yengesinin endişelerinin yersiz olduğunu belirterek "Churchill'in Müslümanlığa geçme ihtimali yoktu. Zira bu zamana kadar hemen hemen ateistti." diyor. (Kaynak: BBC)

 

Anlaşılan Churchill'ın mizacı, doğu toplumlarına olan ilgisi ve objektif bakış açısı o zamanki ağır önyargılarla kuşatılmış düşünce biçimlerine alışkın insanlarda farklı düşünceler doğmasına neden oluyordu. Yengesi, İslam'a karşı kendisinden daha açık bir bakışa sahip olan Churchill'in hal ve hareketlerinden belli ki korkmuş. Gerçekte "korkacak" hiçbir şey olmadığını Birinci Dünya Savaşı'nda bütün dünya görecek, Çanakkale'de birinci elden biz de test edecektik.

 

1. PRENS CHARLES

Neredeyse haftalık olarak Prens Charles'ın müslüman olduğu yönünde bir haber gazetelere düşer. Şanlı medyamız kah Charles'a Kur'an hatmettirir, kah namaz kıldırır, kah dergaha katılıp mürşid olduğu yönünde bir açıklama çıkar. Hikayeye göre Charles çoktan Müslüman olmuş, bayramda teravih namazını kılmaktadır amma zalim annesi Kraliçe bunun duyulmasını engellemektedir.

 

Tabi bu dedikoduların hiçbir gerçekliği yok. Charles'ın İslam'a saygı gösteren liberal bir insan olduğu ortada, fakat kendisinin müslüman olduğuna yönelik tek bir karine bile ortaya çıkmış değil. Adamcağız demokrat, bizim millet onu anlamakta zorlanıyor.

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim