• BIST 89.955
  • Altın 145,546
  • Dolar 3,5984
  • Euro 3,9105
  • Kocaeli : 7 °C
  • İstanbul : 8 °C
  • Sakarya : 7 °C

Nasıl bir Cumhuriyet? (2)

Mustafa Küpçü

Cumhuriyet yönetiminin “olmazsa olmaz” koşulları vardır;

  1. Hukuk Devleti,
  2. Demokrasi,
  3. Laiklik.

Çünkü, Cumhuriyet yönetimi; farklı sınıflar, etnik ve dinsel kökenler arasındaki “uzlaşma ve birlikte yaşama iradesinin” sonucudur.

HUKUK DEVLETİ; tüm icraatı, kurumları “evrensel hukuk kurallarına dayalı devlet” demektir. Hukuk Devleti’nde “Siyasi iktidarın yargısal denetimi” esastır.

Bu temel kuralı bilmeyenler, ya da bilmezden gelenler; “Bir gün Yargı da siyasi iktidara biat edecektir” diyebilirler! İktidarı denetlemekle görevli SAYIŞTAY, DANIŞTAY ve ANAYASA MAHKEMESİ gibi kurumların kararlarını yok sayabilir ya da bu kurumlara kendi yandaş yargıçlarını atayarak yozlaştırabilirler! İşte o zaman, Cumhuriyet’in bir temeli yıkılmış olur!

Vatandaş, “Yargı” kurumuna güven ve saygısını yitirirse, yaşadığı Cumhuriyet düzenine  de saygısını yitirir! Hatta, kimileri kendi adaletini kendisi sağlamaya çalışır! Toplum içinde saldırganlık, şiddet eylemleri hızla yükselir!

DEMOKRASİ; hayatın her alanında yurttaşların eşit hak ve ödevlere sahip olmasıdır.

Örneğin; Temel bir insan hakkı olarak, “Kamu Hizmetlerine Katılma Hakkı” liyakata göre değil, siyasal iktidara yakınlığa göre, torpil ya da sınavlarda hile yoluyla sağlanıyorsa, demokrasi ve eşitlikten söz edilebilir mi?

Askerlik hizmeti tüm yurttaşlar için “temel bir görev” iken, siyasi iktidarın “varlıklılar 30 bin lira öderse askerlik hizmeti yapmasınlar” kararı demokrasi ve eşitlik ilkelerine aykırı değil midir? Böyle olunca, şehit ailelerinin; “Neden hep yoksul çocukları ölüyor?” diye isyan etmelerine şaşırmalı ve kızmalı mı?

Demokrasi, tek kelimeyle ifade edilecekse; “KATILIM” dır. Vatandaşlar, kent ve ülke yönetiminde doğrudan ya da temsilcileri aracılığı ile söz sahibi olmalıdırlar. Ama, seçim barajı koyarak, “azınlıkta olanın da yerel ve ulusal Meclis’lerde temsil edilmesini engellerseniz, bu ne demokrasi olur ne de Cumhur’un yönetimi!

LAİKLİK; Cumhuriyet yönetimlerinde “farklı inanç grupları” bir arada yaşar. Osmanlı’dan bu yana bugünkü Türkiye Cumhuriyeti’nde de çok farklı din ve mezhepten insan bir arada yaşamaktadır. DEVLET, her inancın özgürce yaşanabilmesi için, tüm inanç gruplarına eşit yakınlıkta ve onların “güvencesi” olmalıdır. Laiklik, kimi yoz kafaların uydurduğu gibi “din dışılık” değil, “tüm inançların ortak güvencesidir.”

Eğer bir Cumhuriyet yönetiminde birileri çıkıp da; “Hem Müslüman hem laik olunmaz. Ya Müslüman olacaksın ya da laik” diyorsa, o ülkede farklı inanç gruplarının güven içinde yaşaması olanaksızıdır!

Laiklik ilkesinden yoksun bir Cumhuriyet, ancak “DİN DEVLETİ” niteliği taşır! 

Bu yazı toplam 516 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim