• BIST 97.930
  • Altın 144,040
  • Dolar 3,5642
  • Euro 3,9945
  • Kocaeli : 24 °C
  • İstanbul : 22 °C
  • Sakarya : 24 °C

Ne olacak bu memleketin hali?

M.Tanzer Ünal

Klasiktir, ama önemli bir sorudur.

Çaresizliğin, sloganlaşmış halidir.

İnsanlarımız, bunalınca bu soruya sarılırlar.

Kafalarındaki onlarca soruya cevap aramaya çalışırlar.

Tedirginliklerini atıp rahatlamak isterler.

                                      ********

Son günlerde bu sorunun sorulması için o kadar çok neden var ki!

İçeride; terör, ekonomik kriz, kısır siyasi çekişmeler, anlamsız başkanlık tartışması, muhalefetteki partilerin umut olamaması…

Dışarıda; hatalı dış politikanın ısrarla devam ettirilmesi, ülke olarak gittikçe yalnızlığa itilmemiz…

Önümüzü göremez hale geldik.

Başımızdaki belalar yetmezmiş gibi, her gün yenileri de ekleniyor.

“Sözde Ermeni soykırımı”nı meclisinde onaylayan ülke sayısı Almanya’nın da katılmasıyla 25 oldu.

 

 

Uzmanlar, çıkış konusunda ne diyor?

 

Toplumbilimcilerin ortak bir görüşü var.

Diyorlar ki…

“Eğer bir ülke; yönetim, ekonomik ve sosyal yönden sıkıntıya girerse, ülke yönetilemez hale gelirse, ülke tıkanırsa, o ülkedeki sivil toplum kuruluşları ve basın devreye girer. Ülkedeki tıkanıklık, bu iki kurum sayesinde giderilebilir.”

Uzmanların görüşü ve önerisi böyle!

“Korkmayın” diyorlar, “sivil toplum kuruluşları ve basın bir çaresini bulur…”

 

 

Türkiye’de kaç sivil toplum kuruluşu, kaç gazete, kaç televizyon kanalı var?

 

Uzmanlar, basın ve sivil toplum kuruluşlarını “toplumların sigortası” olarak görüyorlar ya, dün “bizim sigortaların” durumunu araştırdım.

Sivil toplum kuruluşları denince üç kurum akla geliyor.

Dernekler… Sendikalar… Vakıflar…

Türkiye’de 2016 mayıs ayı itibariyle…

*109 bin 714 dernek…

*2 bin 519 işçi ve işveren sendikası…

*6 bin civarında da vakıf var.

Toplayın hepsini, 118 bin 233.

Demek, “sivil toplum kuruluşu” dediğimizde bizim zenginliğimiz bu kadarmış.

Basının durumuna gelince…

Türkiye’deki yerel ve ulusal gazetelerin sayısı konusunda sağlıklı bir bilgi vermek çok zor.

Çünkü hemen hemen her gün yeni gazeteler yayın hayatına giriyor, bazıları da yayın hayatını sonlandırıyor.

Sirkülasyon çok fazla.

Ben sadece resmi ilan alan, yani bir yerde aç çok kurumlaşmış gazete sayısını vereyim.

Ülkemizde 1158 gazete var.

Bu gazetelerin 1122’si yerel, diğerleri ise ulusal!

Gazete zenginliğimiz de bu kadar.

Gazetelerin toplam tirajları da 3.5-4 milyon arasında.

Toplam televizyon kanalı sayımız ise 258.

Bunların 27’si ulusal, 16’sı bölgesel, 215’i ise yerel.

Rakamlar böyle…

 

 

STK’lar ve basın, “Türkiye’nin sigortası” olabilir mi?

 

AKP iktidarı, toplumbilimcilerin yukarıda belirttiğim görüşlerini ciddiye almış olacak ki, ülkemizdeki sivil toplum kuruluşları ve medyayı çoktan ele geçirdi.

Şöyle bakın bakalım çevrenize, 118 bin 233 sivil toplum kuruluşundan kaçı ülkemizin gerçeklerini dile getirebiliyor?

Kaçı, mesleksel ve bölgesel sorunları konusunda konuşabiliyor?

Kaçı, vatanımızın bekası konusunda hazırlanan bir bildirinin altına imza atabiliyor?

Haydi, söyleyin kaçı?

Üç beş, sekiz on, haydi bilemediniz elli altmış!

Diğerleri sus pus!

Özeleştiri yaparsak, bu konuda medyanın durumu da vahim!

Çoğunun yaptığı gazetecilik değil, şakşakçılık!

İktidar tetikçiliği!

Herhalde toplumbilimciler, Türkiye’nin sivil toplum kuruluşları ve medyasına bakıp, “STK’lar ve medya, tıkanan ülkelerin sigortasıdır” dememişlerdir.

Çünkü normalde sivil toplum kuruluşları, adı üstünde, toplumun duygu ve düşüncelerinin toplandığı ve özümsendiği yerlerdir.

Dinamik bir yapıları vardır.

Anında tepki verirler, itiraz ederler, yönetenleri uyarırlar.

Bizimkiler ise mübarek, yönetenlerle bir olup toplumu yönetmeye çalışıyorlar.

Medyayı anlatmama bilmem gerek var mı?

Çoğu, “toplumun sesi” olmak yerine, “iktidarın borazanlığı”nı yapıyorlar.

Özetle…

Ben, sivil toplum kuruluşlarının da medyanın da, “Türkiye’nin düzlüğe çıkması” konusunda, üstlerine düşen görevi yerine getirebileceklerini sanmıyorum.

 

 

Örnek gösterilebilecek bir sivil toplum kuruluşu

 

Hangisi mi?

Aydınlar Ocağı…

Ülkemizin sorunlarına duyarlılar.

Toplumumuzun sorunlarına duyarlılar.

Görüş açıklamaktan, bildiri yayınlamaktan zerre kadar çekinmiyorlar.

Dik duruyorlar…

Yeri geliyor, dikleniyorlar…

Aydınlar Ocakları, 20-22 Mayıs tarihleri arasında İstanbul Tuzla’da 43.Şûra toplantısını yaptı.

Toplantı sonunda da, ülkemizin gündemdeki sorunlarına ilişkin ortak bir bildiri yayınladı.

Biliyorsunuz, Kocaeli Aydınlar Ocağı Başkanı, gazetemizin de yazarı, dostumuz Av. Ruhittin Sönmez.

Kendisi salı günkü köşesinde o bildiriyi özetlemiş.

Aynı özeti ben de köşeme alıyorum.

Okuduysanız bile tekrar okuyun, “Memleketimizde böyle sivil toplum kuruluşları da varmış” diyeceksiniz.

Evet var, ama ne yazık ki sayıları pek fazla değil.

Aydınlar Ocağı gibi “konuşabilen” sivil toplum kuruluşlarının sayısını artırabildiğimiz ölçüde, gelecekle ilgili umutlarımız artar.

Aydınlar Ocakları’nın ortak bildirisinin özeti şöyle:

*Türk Devleti’ni yeni ve eski Türkiye şeklinde ayırmayı, devletin sürekliliği ve tarihin bütünlüğü bakımından yanlış buluyoruz. Yeni Türkiye talebi Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran millî irade, millî kimlik ve tarihimiz ile çelişen bir anlayıştır.

*Yargıya güven, tarihimizdeki en düşük seviyelerine inmiştir. Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığının büyük ölçüde ortadan kalktığı bir dönemdeyiz. “Kuvvetler ayrılığı yerine fiilen kuvvetler birliği sisteminin uygulanması”, “üst yargı organlarının yürütmeyle uyumlu hale gelmesi”, “hukukun üstünlüğü ilkesinin yerine üstünlerin hukukunun” geçerli hale geldiği algısı endişe vericidir.

* Hukuk devleti korunmalı, fiili durumlarla yıpratılmamalı; yasalar ve anayasa çiğnenmemelidir. Kuvvetler ayrılığına uyulmalı, hak ve hürriyetler korunmalıdır. Hukukun siyasallaşması ve siyasi operasyonlar için yargının bir araç olarak kullanılması, hukuk devleti ilkesinden vazgeçme anlamına gelmektedir.

* Yeni Anayasa, ülke ihtiyaçlarından kaynaklanmamaktadır; etnik esaslı bir ortaklık devletine geçiş ve egemenliğin paylaştırılması için istenmektedir. Millî devletten vazgeçiştir. Terörün taleplerine ve dış dayatmalara teslim olmakla; terörle mücadele ve Türk Dünyası ile ilişkilerimiz zarar görecektir.

* Demokratik parlamenter sistem güçlendirilerek sürdürülmeli, ülke başkanlık sistemi maceralarına sürüklenmemelidir.

* Tarihe bir bütün olarak bakılmalı; kamplaşmaları körükleyen Osmanlı-Cumhuriyet karşıtlığı ve millî zaferlerimizde ayrımcılık yapılmamalıdır.

* Özgürlüklerle güvenlik politikaları arasındaki anlamlı denge korunmalıdır.

* KKTC’den vazgeçen, Anadolu’dan da vazgeçer ve vazgeçirilir. AB üyeliği dahil hiçbir beklenti uğruna taviz verilmemelidir. TBMM kararı dahi olmadan, Ada’dan asker çekilmesi kabul edilemez.

* Ege’de Türkiye’nin uluslararası hukuktan kaynaklanan hak ve menfaatleri korunmalıdır; özellikle 17 adamızın işgal ve ilhakına göz yumulması kabul edilemez.

* Terörle mücadele ısrarla ve kararlılıkla sürdürülmelidir. TC vatandaşları arasında etnik bir çatışma yoktur. Devletin güvenlik güçlerinin bölücü terör örgütü ile mücadelesi söz konusudur. Terörle barış, hiçbir ciddi ülkede olamaz.

* Üniversitelerimizde, aşırı sol ve bölücü örgüt taraftarları arasındaki işbirliği birçok öğrencinin öğrenim görme hakkını ve can güvenliğini zedelemektedir. Üniversite yönetimlerini göreve davet ediyoruz.

* Dış politikada bilhassa Ortadoğu’da politika değişikliği şarttır. Türkiye kendi eliyle ayağına kurşun sıkmıştır; komşu ülkelerin düşmanı ve terör örgütlerinin hedefi olmuştur. İç ve dış politikada mezhepler üstü kalma geleneğimiz sürdürülmelidir. Ateş çemberi içinde ve yok edilmeye çalışılan Irak ve Suriye Türkmenlerine devlet ve millet olarak daha güçlü bir şekilde sahip çıkılmalıdır.

                               **********

Aydınlar Ocakları yöneticilerini ve üyelerini kutluyorum.

Bu yazı toplam 2272 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim