• BIST 96.400
  • Altın 144,302
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,0009
  • Kocaeli : 13 °C
  • İstanbul : 17 °C
  • Sakarya : 13 °C

Ne oluyoruz beyler!

Tarık Bağdat

Bir toplumda farklı anlayış ve bölgesel kültürleri birleştiren, herkesin ortak paydasını oluşturan bazı değerler vardır. Millet gibi, kazanılan bağımsızlık gibi, ülkü gibi, tarih, kültür gibi değerler. Yüzyıllar boyunca aynı geçmişe sahip oluşumuz, aynı inançları paylaşmamız, aynı vatan toprakları üzerinde barış içinde kardeşçe yaşamamız, oluşan bazı farklılıkları unutturmuştur. En önemlisi her etnik grup birbiri ile kız almış kız vermiş. Ailemiz içinde her köken olduğu gibi her inanç ve siyasi yapı var. Kimse kimseden ayrılabilir noktada değil.

 

Sevinçli günlerimizde temel değerler etrafında bir araya gelerek sevincimizi paylaştık. Ülkemizin bir tarafında meydana gelen acı bir olay karşısında hep birlikte yas tuttuk. Yardım için elimizden geleni yapmaya gayret ettik. Ancak şu son günlerde, yaşanan toplumsal olaylar ve verilen daha doğrusu verilemeyen tepkiler gösteriyor ki; bir halkın yapı taşlarından biri olan toplum olgusu birilerinin etkilemesi sonucunda kökünden sallanmaya başlamış.

 

Toplum olarak birçok acıya, gözyaşına maruz kaldığımız, gerek milli değerlerimize yapılan saldırıların yaşandığı, gerek hak ve adaletin, özgürlüğün kişilere göre farklılık gösterdiği olaylar karşısında bakış açımızın değişkenlik göstermesi toplumsal yargılamaların anlamsız derece de kırıcı olması birçok insan ve kesimi hayretlere düşürmektedir. Özünde ise kısa zaman önce her şeye tepkisiz ve seyirci kalınması bu sonuçları önümüze koymuştur. Bu günde yaşananları kavrayamadığımız için olayları tepki vermeden sadece seyrediyoruz. Öyle ki, birçoğumuz tepki verenlere karşı acımasızca tepkili. Günübirlik yaşadıklarımız, toplum içinde karşılaştığımız olaylar ve bu olaylara karşı tepkisizlikler, ister istemez aklımıza şu soruyu getiriyor! Bize ne oluyor? Toplum nereye götürülmek isteniyor?

 

Doğrusu hiç de hoş olmayan bizi aydınlık yarınlara taşımak yerine, karanlıklara boğacak manzaralar gün geçtikçe artıyor. İnsanların birbirlerine karşı saygısız saldırgan tavırları, birbirlerini çekiştiren, kötüleyen karalayan tavırları, birbirini dinleyip anlamak yerine sadece kendi bildiğini okumak. Kendi bildiğini doğru kabul etmek ve ettirmek, farklı düşüncelere tahammülsüz oluş, farklı düşüncede olanları öteleyip dışlamamız benim doğrum tek doğru havaları, başkalarının da doğru olabileceği gerçeğini göz ardı edişimiz bizi bir arada tutmak yerine arada ki sevgi kardeşlik bağlarının sekteye uğradığının göstergesi.

 

Geçenlerde, Karamürsel’de kahveye sohbete giden bir kardeşimiz, kahvede oturan birinin siyasi çıkarına gelmediği için öğretmenlere, doktorlara, mimarlara ana avrat küfür edişine şahit oluyor. Eşi öğretmen olduğu için ağrına gidiyor. Ve soruyor bu noktaya nasıl geldik biz? Neden ve kimler getirdi? Bizi yetiştirenlere bile küfür ediyor, meslektaşlarının öldürülmesini protesto edişine küfür ediyorsak yazık bize. Utanmak lazım, yazıklar olsun demek lazım.

 

Bir toplumu bir arada tutacak ne kadar güzel değerler varsa onları sıradanlaştırdık. Son zamanlarda neredeyse hemen her gün duyduğumuz şehit yazıları, öldürülen masum insanlar, protesto eden grupların öldürülmesi gibi haberler karşısında bile, o kadar basit ve yalın davranıyoruz ki, sanki sonlanan gencecik, yarım kalmış hayatlar, yüreği yanan analar babalar, dul kalan bir eş, yetim kalan çocuklar değil de, giden öylesine bir yolcu, bir hayat.. Hoş, giden yolcuda olsa insanın içi vicdanı bir cız etmez mi?

 

Nerde kaldı saygı, nerde kaldı insan sevgisi, millet olma bilinci, nerde kaldı vefa? Çok eskilerde siyasetçinin yatırımlarını, yazarın yazılarını, sanatçının sesini, söz yazarının bestesini, şairin dilini, işsizlerimizin halini eleştirirdik. Şimdilerde ise, şu evine ne almış, ne kadara almış? Hangi marka araba almış, kim ne giymiş, nerden giyinmiş, kim namaz kılıyor kim kılmıyor, kim nerede ne yaptı gibi ne bize ne de toplumumuzun gelişip çağdaşlaşmasına en ufacık bir katkısı olmayan düşünceler ve eleştiriler, ortada. Boş düşünceler, fikir üretmeyen beyinler, sevgisiz acıma hissini kaybeden, saygı, sevgi, dostluk, paylaşma, edep ve ahlaktan yoksun insanların çok olduğu bir toplum haline geldik.

 

Öyle ki; Öldürülen, katledilen suçsuz günahsız yavrular, diri diri yakılan eziyet edilen insanlar bile kanatmıyorsa şuracıkta ki yüreğimizi. Şehitlerimiz için ağlamıyorsak. Öldürülen her bireyimiz için aynı değerde üzülmüyorsak şu kara toprak başında, genç bedenler gidiyorsa, şiddete maruz kalıp yok ediliyorsa bir aile, hemen yanı başımızda birileri açlıktan, sefillikten ölürken biz keyifle yudumluyorsak çayımızı, ala şerbetimizi. Her gün televizyon ya da bilgisayar başında, sabahlıyorsak ve hırsız bir düşman gibi ensemizde bitince bir şeyler yapamıyorsak bilelim ki; hayatı, hayatlarımızı öyle yerinden tutup, öyle yerinden sallıyoruz ki; toplum denilen o sağlam sapasağlam çınarın kökleri kopuyor veya kopartılıyor, demektir.

 

Bizi bu hale getirenleri artık ilerleyen yaşımda her şeyi gören gözlerimle Cenabı Mevla’ma havale etmiyorum, her tür bedduayı ediyorum, bu vatan evlatları için.

Bu yazı toplam 1173 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim