• BIST 97.533
  • Altın 145,745
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Kocaeli : 12 °C
  • İstanbul : 16 °C
  • Sakarya : 12 °C

Ne oluyoruz, ne!

Tarık Bağdat

Sevgili okuyucular çarşıya çıktığımda ya da balkonda oturduğumda gelip geceni izlerken uzun zamandır bir şey dikkatimi çekiyor, acaba sizin de dikkatinizi çekiyor mu? Gerçi daha önce birçok defa özellikle mutluluktan bahsettim ama özellikle son zamanlarda; insanlar arasında müthiş bir yılgınlık hâkim. Yüzlerde acayip bir can sıkıntısı, tarifsiz bir keyifsizlik var. Konuşmaktan, dertleşmekten, bakışmaktan alabildiğine kaçan bir hal var yüzümüzde.

Hatta sıkıntıya bağlı sinirsel hastalıklar, kanser vakaları arttı.

Söyleyeceğimiz sözün, edeceğimiz kelamın muhatabımız tarafından ya yanlış anlaşılacağı kanaati hâkim hepimizde, ya da sözlerimizin, konuşmalarımızın herhangi bir fayda getirmeyeceğine inanmış gibiyiz.

Fuzuli’nin deyişi ile söylersek,  "Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil" duygusu sirayet etmiş sanki ruhlarımıza. Ruhlarımız bize yabancı gibi, ruhlarımız topluma yabancı gibi duruyor.

O herkesi kavrayan ayrışmaya caba harcamayan toplum nedense birbirine yabancılaşıyor gitgide. Birbirimizden kız almış kız vermişiz, kimin hangi kimlikte olduğunu artık ayırmak çok zor. Buna rağmen birbirimizden alabildiğine ayrışıyoruz, uzaklaşıyoruz. Her topluluk kendi topluluğunu abartarak kutsuyor sadece. Ve kendi liderine toz kondurmamanın derdinde. Doğru olan ne varsa yalnızca kendimizde / kendilerinde gibi hastalıklı bir halin yamacındayız. Diğerleri yanlış yolda, tek bildiğimiz bu. Ve böyle davranarak kutuplar oluşturuyoruz sadece. Düşmanlar yaratıyoruz kendimize. Kardeşimizin elinden tutmak yerine, onu ayağa kaldırmak yerine, onu kenara, selamete çekmek yerine onu alaşağı etmenin, onu boşa düşürmenin, onu yanlış göstermenin derdindeyiz. Kardeşimizi yanımıza alıp beraber yürümek varken, onu karşımıza alıp tartışmanın, mücadele etmenin derdindeyiz.

Toplum olarak bir çıkmazın içindeymişiz gibi duruyoruz, davranıyoruz. Birbirimizi anlamaya, birbirimizi dinlemeye bile tahammülümüz yok.  

Ayan beyan her şey görünüyor, her şey ortada işte. Bir o grubu bir öteki grubu yok etmenin peşindeyiz. Hırslar, ihtiraslar toplumun önüne geçmiş. Bir grup bir başka grubu, mensuplarını itibarsızlaştırmak adına her türlü tezviratı yapıyor / yapabiliyor. Müslümanız diyoruz yalan söylüyoruz, Müslümanız diyoruz iftira ediyoruz, Müslümanız diyoruz bilgimiz olmayan konularda hüküm veriyoruz işte. Mesela geçen gün biri benim için bey namaz demiş hoppala! Benden sana ne! Sen nerden biliyorsun? Sana kendi inancımı göstermek zorunda mıyım?  İbadet kişinin kendi bileceği konudur. Sen bu konuda hangi hakla hüküm veriyorsun. Sen bu söylemin ile Allah’a şirk koşmuyor musun? Ne oluyoruz, nereye gidiyoruz böyle. Birbirimize kötü gözle bakar mı olacağız?

Toplum olarak sürüklendiğimiz, daha doğrusu kendimizi sürüklediğimiz yer çok acı. Çoğunluk Müslümanız diyoruz. Gel gör ki; Müslümanın Müslümanı böyle acımasızca tahkir etmesi ne kadar da dramatik. Onun için böyle birbirimizi dinlemeye tahammül edemeyecek bir noktaya geliriz işte. En ufak bir sözümüz bile bizi karşımızdakiyle amansız bir kavgaya sürükler durur.

Yanlış yoldayız, farkına varalım artık. Koca koca İslam ülkelerinin birbirleriyle ilişkileri ortada, görüyoruz. Halimiz neyse karşımıza o çıkıveriyor. Tabağımızdaki neyse kaşığımıza o geliveriyor. Kendimizi düzeltmediğimiz sürece toplumun düzelmeyeceğini, kendimizden adım atmaya başlamadığımız sürece ileriye yol alamayacağımızı kavramanın zamanı geldi de geçiyor artık.

Benimle aynı düşünmeyeni ezmeye, kötü adam muamelesine tutmaya hakkımız yok.

Yeni baştan başlayarak kardeş olduğumuzu okumanın vaktidir artık. Birbirimizi işitmeye, bir birimizi anlamaya, bir birbirimize hoş görü ile yeni baştan, yeniden, yeniden, yeniden başlamanın vaktidir artık. Yanı başımızdakini kardeş bilmeye, ona önyargısız davranmaya adım atmanın, onu dinlemenin, onu anlamanın, onunla hasbıhal etmenin vaktidir artık.

Birbirimizi dinlemeye, birbirimizi anlamaya her zamandan daha çok ihtiyacımız var, ne olur bunun idrakine varalım.

Her gün gelen şehit haberleri bizi mahvediyor kahrediyor, içimizi kavuruyor. İster kabul edin ister etmeyin bir gerçek var ki, her ölen, her yitirdiğimiz sonuçta bizim vatandaşımız. Hiç kimseyi yok sayamayız bu topraklar içindeki herkes içtiğimiz su kadar, içimize çektiğimiz hava kadar gerçek. Benim içimin kavrulduğu kadar bir başka vatandaşımın da içi kavruluyor. 

Buna son vermek için aklıselim hareket etmeliyiz. Mutlu bir toplum olmak hakkımız.

Bu yazı toplam 1591 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim