• BIST 83.067
  • Altın 146,627
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Kocaeli : 2 °C
  • İstanbul : 5 °C
  • Sakarya : 2 °C

Neden gerçeği görmek istemiyoruz? Biz millet olarak bu kadar salak mıyız

M.Tanzer Ünal


Hep aynı terane!
“Türkiye, taviz vermeden kalıcı bir şekilde terör sorununu bitirmeye kararlıdır.” (ABDULLAH GÜL-Cumhurbaşkanı)
“Bugüne kadar atılmamış adımlar varsa, bunları belirler, sorunu çözeriz… Er geç başaracağız.” (RECEP TAYYİP ERDOĞAN-Başbakan)
“Biz terör konusunda azim ve kararlılıktan asla vazgeçmeyeceğiz…” (KEMAL KILIÇDAROĞLU-CHP Genel Başkanı)
“Meselenin küçümsenecek, ihmal edilecek tarafı kalmadı. Sabrımız taşıyor.” (DEVLET BAHÇELİ-MHP Genel Başkanı)
“Dağlıca’ya saldıran PKK’lıların hem sayıları fazlaydı, hem silahlıydılar.” (BÜLENT ARINÇ-Başbakan Yardımcısı)
“PKK her türlü silahlı faaliyetlerine son vermeli. Hükümet de askeri operasyonları durdursun.” (SELAHATTİN DEMİRTAŞ-BDP Genel Başkanı)
Yıllar yılı…
Değişen bir şey yok.
Her terör saldırısından sonra aynı konuşmalar.
Klişeleşmiş tepkiler…
Yine “terör zirvesi” toplandı.
Yine “kararlılık mesajı” yayınlandı.
Yine komutanlar bölgeye gitti.
Yine cenaze törenlerinde gözyaşı döküldü.
Yine ABD yetkilileri, “Terörle mücadelede Türkiye’nin yanındayız” mesajı yayınladı.
Yine PKK’nın Meclis’teki milletvekilleri “üzülür gibi” tavır takındı.
Yine Kürtçü, hain ve de eli kalem tutan köpekler, “Hay Allah, tam da barışı yakalamak üzereydik” diye yorum yaptı.
Anlayacağınız…
Terörle ilgili demeçler ve tepkiler “ritüel” haline geldi.
Yakında kitap olarak da basılır.
Üç şehide kadar demeç verilmeyecek…
Beş şehit olunca şunlar söylenecek, sekiz şehit olursa bunlar…
Terör zirvesi, şu kadar şehit verilince toplanır…
Terörle yaşamak kaderimiz olduğuna göre…
Terör karşısındaki davranışlarımızı da bir sisteme bağlamamız şart.
Öyle her kafadan bir ses çıkmasın!
Ne söylenecek, nasıl tepki verilecekse, “devlet ciddiyetine” uygun olsun!
*******
Farkında mısınız?
Terörle “mücadele” edildiği dönemde, terör bitirildi.
Terörle “müzakere” edildiği dönemde ise terör zirve yaptı.
AKP, 2002 yılında Türkiye’yi “sıfır terörle” teslim almıştı.
PKK ile müzakereye başlayınca, iş çığırından çıktı.
İsteklerin ardı arkası kesilmedi.
Açılım dendi, açıldı…
Kürtçe serbest bırakılsın, bırakıldı…
Kürtçe kurslar, tamam…
Kürtçe radyo ve televizyon yayını isteriz, hay hay…
Daha fazlasını da verdiler.
Kürtçe, ortaokuldan itibaren seçmeli ders oldu.
Abdullah Öcalan’a “ev hapsi” için yeşil ışık yakıldı.
İstedikçe verdiler…
Ama yine de cinayetlerin ardı arkası kesilmedi.
Neden acaba?
Defalarca yazdım, yine yazıyorum.
Daha önce de aynı şeyi düşünüyordum, şimdi de aynı şeyi düşünüyorum.
Yaşadığımız sorun, “etnik” sorun değildir.
Yaşadığımız sorun, “terör” sorunudur.
Eğer etnik sorun olsaydı, şimdiye kadar Türkiye’de kan gövdeyi götürmüştü, iç savaş başlamıştı.
Normalde, Türk ve Kürt kökenli insanlarımız arasında sorun var mı?
Yok…
Tüm kışkırtmalara rağmen, Türkler ve Kürtler kardeşçe yaşıyor.
Olup bitenlerden büyük üzüntü duyuyor…
********
Teşhisi doğru koyalım.
PKK, “Türk malı” değildir.
PKK, etnik bir hareketin silahlı organizasyonu değildir.
PKK, “ABD malı”dır.
ABD’nin bölgedeki silahlı gücüdür.
İpleri ABD’nin elindedir.
ABD’nin izni olmadan PKK’nın “kılına” dokunamazsın.
Bundan dolayı, Apo’yu idam edemiyorsun.
Bundan dolayı, Kuzey Irak’ta, burnumuzun dibinde bulunan Kandil’e operasyon yapamıyorsun.
Bundan dolayı, yani ABD öyle istediği için Iraklı Kürt liderler Talabani ve Barzani ile “can ciğer kuzu sarması” oldun.
Yine ABD istediği için, PKK milletvekilleri BDP adı altında senin Meclisi’nde…
Hangi birini sayayım?
Hani ne oldu terörde işbirliği?
İstihbarat paylaşımına ne oldu?
ABD ve Türk istihbaratçıları, üç beş çapulcunun izini süremiyor mu?
Hepsi palavra!
ABD, Türkiye’yi “yörüngesine” oturtmuş, istediği gibi kullanıyor.
Neden gerçeği görmüyoruz, göremiyoruz, anlaşılır gibi değil.
Biz millet olarak bu kadar salak mıyız?
********
Biliyorsunuz…
ABD, Ortadoğu’yu yeniden yapılandırıyor.
“Yapılandırıyor”, biraz yumuşak bir ifade oldu…
Ortadoğu’yu, kendi çıkarları doğrultusunda parçalayacak.
Buna BOP diyorlar, yani Büyük Ortadoğu Projesi…
Yine biliyorsunuz, bu projenin eş başkanı da Başbakan Erdoğan…
Kendisi açıkladı.
Proje gereği, bölgedeki ülkeler bölünecek.
Bunun ucu Türkiye’ye de dokunacak.
İran, Irak, Suriye ve Türkiye’den alınacak toprak parçalarının üzerine Kürdistan kurulmak isteniyor.
Ayrıca genişletilecek Ermenistan için de 6 ilimiz talep ediliyor.
Olup bitenler, yaşanan sıkıntılar bu yüzden.
Tesadüfen gelişen olaylar değil.
Planlanmış, programlanmış, senaryosu yazılmış…
Bunun belgesi de var.
Bu belgeyi ilk kez 8 Haziran 2009 tarihinde yine bu köşede yayınlamıştım.
İki yıl önce…
Bir kez daha yayınlıyorum…
Dikkatli okuyun!
Yaşadığımız olayların belgede yazılı olduğunu göreceksiniz.
Toplantı yeri, Beyaz Saray…
Toplantı tarihi, 20 Mart 2003.
Irak’ın ABD tarafından işgalinin 20’nci günü…
Toplantı konusu, Büyük Ortadoğu Projesi…
Oval Ofis’te yapılan toplantıyı Başkan Yardımcısı Dick Cheney yönetiyor.
Toplantıya Güvenlik Danışmanı, Milli Savunma Bakanı, Dışişleri Bakanı, Genel Kurmay Başkanı, Merkez Ordular Komutanı ve CIA Başkanı katılıyor.
Dick Cheney, önündeki düğmeye basarak, yan odada bekleyen uzmanın içeri gelmesini söylüyor.
Uzman, içeri giriyor ve “Dünyayı şekillendirmek” amacıyla hazırladıkları raporu sunmaya başlıyor.
Raporun Türkiye bölümü şöyledir:
“BOP’un (Büyük Ortadoğu Projesi) kilit ülkeleri Türkiye ve İran’dır. Bu iki ülke ya bizimle olmalı ya da çökertilmelidir.
Türkiye’nin konumu ve olaylara bakışı ile İran’ınki birbirinden çok farklıdır. Bu nedenle uygulanacak politikalar ve planlar da farklı olmalıdır.
Türkiye’ye karşı ekonomik destekli bir seri psikolojik operasyon uygulanarak halkın, özellikle Silahlı Kuvvetler’in direnişi kırılmalıdır. Türkiye’yi ekonomik olarak kriz sınırında tutarak siyasal isteklerimize hayır diyemeyecek bir noktaya getirmeliyiz.
Bu planlar uygulanırken PKK örgütü de etkin bir şekilde kullanılmalıdır. Bu planların uygulanması için çok önemli olan medya desteği için Türkiye’de yeterli alt yapımız mevcuttur.
Türkiye’de küreselleşme ve ılımlı İslam modeli üzerinde çalışırken, Azerbaycan’da ve İran’da sosyal yapıya dönük milliyetçilik planları uygulanmalıdır.”
Rapor böyle…
Ne diyor raporda?
*Türkiye ya bizimle olmalı ya da çökertilmelidir.
*Ekonomik destekli psikolojik operasyon uygulanmalıdır.
*Ekonomik yönden kriz sınırında tutulmalıdır.
*Silahlı Kuvvetler’in direnişi kırılmalıdır.
*PKK etkin olarak kullanılmalıdır.
*Ilımlı İslam modeli üzerinde durulmalıdır.
*Bu planların uygulanması için medya desteğimiz mevcuttur.
Şimdi elinizi vicdanınıza koyun ve söyleyin!
ABD’nin bu raporunda yazılanları aynen yaşamıyor muyuz?
Türkiye, psikolojik bir operasyon içinde…
Ekonomik yönden kriz sınırındayız.
Türk Silahlı Kuvvetleri, sizlere ömür…
PKK, etkin, hem de çok etkin bir şekilde kullanılıyor.
Hızla ılımlı İslam modeline kayıyoruz.
Ve bütün bu olup bitenlere medyamız alkış tutuyor.
********
Tekrar ediyorum.
Lütfen gerçekleri görelim!
Ülkemiz, ayağımızın altından kayıyor.
Affedersiniz, bu kadar salak olamayalım.
Sonra çok ah-vah çekeriz.













Bu yazı toplam 833 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim