• BIST 108.434
  • Altın 151,237
  • Dolar 3,6580
  • Euro 4,3278
  • Kocaeli : 8 °C
  • İstanbul : 16 °C
  • Sakarya : 8 °C

Neden "Kadına Şiddet"?

Banu Gürer

Cuma gecesi Diyanet Tv'de yayınlanan Divan adlı programın bu haftaki konuklarından biriydim.

Konumuz ana hatlarıyla şiddet olmakla birlikte özelde kadına şiddete de temas edileceği belirtilmişti.

Çok ilginçtir, sosyal medyada konuyu paylaştığım zaman bir kısım insanımızın başlı başına kadına şiddetin ele alınmasından memnun olmadığını gördüm.

Bu doğrultuda itirazlar aldım.

Hatta programda da bu hususa değinildi.

Elbette şiddet denildiği zaman sadece kadın şiddeti akla gelmiyor.

Çocuklardan yaşlılara, hayvanlardan doğaya hatta insanın kendisine kadar pek çok alanda şiddet söz konusu.

Ancak kadına yapılan şiddetin çok eski ve "meşrulaştırılmış" bir geçmişi var.

Bu geçmişe binaen kadın hala şiddetin en başta gelen öznelerinden biri.

Bunun yanında bu geçmişin arkasında kadının dinen tanımı ve konumunun önemli bir yeri mevcut.

Ve ne yazık ki bu anlayış hala tam anlamıyla kırılmış değil.

İşte bu durum kadına gösterilen şiddetin tehlikeli biçimde devamlı ve yaygın olmasına neden oluyor kanaatindeyim.

Öncelenmesi de bana göre bu noktada başlıyor.

Çünkü kadının şiddet görmesi çok büyük oranda çocuğun da şiddet görmesi ve şiddete eğilimli olması demektir.

Zira nesil öncelikle annenin elinde şekillenir.

Dolayısıyla annenin mağduriyeti çocuğa da yansır.

Ve nesli etkiler.

Diğer taraftan kadına yapılan şiddet meselesinde, işin içine dinin de girdiği, daha doğrusu dini yorumların da karıştığı bir meşrulaştırma sorunu da var.

Bu meşrulaştırmanın temeli aslında Tevrat'a dayanır.

O nedenle olsa gerek Batı toplumları da dahil olmak üzere Tevrat'ın tesirinde kalan hemen hemen bütün kültürlerde kadına bakış sıkıntılı olagelmiş...

Çünkü bu bakışın altında kadının eksik, kusurlu, mal gibi alınıp satılabilen bir varlık olduğu anlayışı önemli bir paya sahip.

Nasıl olmasın ki?

Bu anlayışın altındaki dini inanışa göre insanı cennetten konularak "lanetlenmiş dünyaya" mahkum eden hadisenin sebebi "kadının" erkeği kaldırması değil mi?!

Dolayısıyla kadın bir "fitne" unsuru olmuyor mu?

Daha yaratıldığı andan itibaren fesadın kaynağı olan bir varlığa nasıl söz hakkı tanınsın?!

Üstelik aklı erkek kadar çalışmayan bu varlık aslı itibariyle terbiyeye muhtaç görülmez mi?!

Aklı ermeyeceği için itaat etmesi beklenmez mi?!

Beklenir ve beklenmiştir.

Hala beklendiği de söylenebilir.

Beklendiği içindir ki "haddini aşıp" belirli konumlara talip olan kadınlara "haddini bildirmeyi  görev edinenler var!

Şiddeti kadına indirgemek ve sadece cinsiyet üzerinden tartışmak elbette doğru değil...

Ama mesela medyada "kadının sokaktaki hali"ni "şiddetli bir üslupla" konuşan erkeklerin örnekleri mi çok yoksa "erkeklerin sokaktaki hallerini" şiddetli bir üslupla konuşan kadınların mı?

O halde ister istemez konu kadına şiddete geliyor değil mi?

Devam edeceğiz... 

Bu yazı toplam 1336 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim