• BIST 106.960
  • Altın 151,340
  • Dolar 3,6749
  • Euro 4,3248
  • Kocaeli : 25 °C
  • İstanbul : 26 °C
  • Sakarya : 25 °C

NERDE O ESKİ BAYRAMLAR

Tarık Bağdat
          
               Her bayram sonrası, bayramı yaşadıktan sonra dile getirilen geçmişe özlemi, biraz da serzenişi anlatan “Nerede o eski bayramlar” sorusu, zaman içinde bayramların büründüğü farklı anlamları ortaya koyuyor.
               Bayramın isminde ve duygularında değişim olmasa da bir gerçek var ki ”eski” ve ”yeni” bayramlar arasındaki belirgin farklar, her kişiye göre farklılık, çeşitlilik göstermekle birlikte, genel hatlarıyla şöyle sıralanıyor:
               Eski bayramlarda, hazırlıklar, tatlı bir telaşla günler öncesinden başlardı. Evlerde bayram temizlikleri yapılır, halılardan perdelere her şey yıkanır, bayramda mis gibi koksun diye bütün ev havalandırılırdı.                   İkram edilecek ”bayramın tadı” tatlılar, pastahane’den hazır alınmaz, sini sini baklavalar ve börekler ile yaprak sarmaları, kayısı ve erik hoşafları evde hazırlanırdı. Bayramda geniş aile sofraları kurulurdu.                          Kaybedilen yakınlar bayramlarda unutulmaz, arife günü mezarları ziyaret edilerek dualar okunur, mezarların etrafı temizlenip çiçekleri sulanırdı.
               Küskünlüklere son verilir, dargınlar barıştırılırdı.                              El öpenler daha çoktu, yaşlıların kapısı daha fazla çalınırdı ve henüz apartman dairelerine taşınılmadığı için pencerelerden çocuk sesleri duyulurdu. Bütün mahalleli birbiriyle bayramlaşırdı.                         Ziyaret edilemeyen yakınların bayramı telefonla ya da elektronik postayla değil, içine birkaç fotoğraf konulmuş kartpostallar gönderilerek kutlanırdı. Bayram sabahı top atışı yapılarak, bayramın geldiği müjdelenirdi.
               EN ÇOK DA ÇOCUKLAR BAYRAM EDERDİ                         Çocuklar için büyüklerin, akrabaların kucaklarında yaşanan sevgiydi eski bayramlar.                   Şimdiki gibi her gün ”duş alma” fırsatı olmadığı için özellikle arife gününden banyo yapılır, bayramlıklar ütülenir, muhakkak yatağın başucuna konur, hatta birkaç kez yerlerinde duruyor mu diye kontrol edilir, yeni elbiselere mutlulukla bakılırdı.
               Bayram sabahı erkenden sevinçle, coşkuyla kalkılır, yeni elbiseler, potinler giyilirdi. Eskiden çocuklar yeni bir giysi ya da oyuncak istediğinde ”Bayrama az kaldı” denirdi, şimdiki gibi çocuklar ne isterse hemen alınmazdı. Belki de bu yüzden bayramlıklar daha bir kıymetlenirdi.               Erkek çocuklar babalarıyla, dedeleriyle bayram namazına giderdi. Sabah erkenden kalkılan ama uykuyu alamamış bile olsa hiç ”mızmızlanmadan” gidilen bayram namazları sonrası tüm aile büyükten küçüğe sırayla bayramlaşır, hediyeler, harçlıklar verilir, ardından özenle hazırlanmış kahvaltı sofrasına oturulurdu.
               Kahvaltıdan sonra hemen sokağa çıkılırdı. Kapı kapı bütün komşular, akrabalar, nineler, dedeler ziyaret edilir, elleri öpülür, gönülleri hoş edilirdi. Büyükler de çocuklara harçlık, şeker, mendil verirdi. Hatta bol harçlık veren komşu, diğer çocuklara haber verilir, o komşunun bayram boyunca kapısından çocuklar eksik olmazdı.
               Çocukların ceplerinin dolduğunu bilen seyyar satıcılar bile sırım gibi giyinir, sokakta horoz şekeri, macun, pamuk helva satardı. Mahalle bakkalından Arap kızı sakızı, biraz sonraki dönemlerde ”Tipi tip” sakızlar alınır, laklaklar, çatapatlar, mantar, maytap, torpiller çocukların sevinç seslerine karışırdı.
               Bilgisayar başında yalnız oynanan oyunlar yerine sokakta akranlarla çelik çomak, misket, kuyu kazmaca, kovalamaca, dokuz kiremit, saklambaç, evcilik oynanırdı.
               Şehrin belirli meydanlarına bayram çadırları kurulur, gösteriler düzenlenirdi.
               Özetle, herkesin ”Nerede o eski bayramlar” derken hatırladığı anılar farklılık gösterse de eski bayramlara dair ortak hisler, yaşam alışkanlıkları, gelişen teknolojiyle birlikte değişen insanların, elektronik ortamda ”yüz yüze sıcaklıktan” uzaklaşıldığı yönünde. Ve görünen o ki, biraz eskiye özlemi, biraz da toplumları ”hoş” kılan bazı geleneklerin etkisini yitirmesine duyulan serzenişi içeren ”Nerede o eski bayramlar” sözü lügatlerden hiç çıkmayacak.
               Geçen hafta yazımda yaşımı 89 yazacak iken iki yerde 49 yazdım bu yanlışı düzeltiyor, siz sevgili okurlarımdan yanlış için özür diliyorum.
 
Bu yazı toplam 1451 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim