• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Kocaeli : 15 °C
  • İstanbul : 12 °C
  • Sakarya : 15 °C

Nereye gidiyoruz?

Tarık Bağdat

Kültür; bir toplumun aynasıdır, genel itibariyle kültürün birçok tanımı vardır, bütün tanımlar içinde en çok kullanılanı: Kültürün tarihsel süreçte sürekli gelişmelere, değişmelere maruz kalarak insana ait her şeyi içinde barındıran bir yapı olduğudur.

Kültürü yaşanılan coğrafya, kullanılan dil yapısı, iklim, ekonomik etkinlikler ve daha birçok unsur etkiler. Öyle ki yeryüzünde yaşayan her insan dahi farklı bir kültür öğesi olma durumundadır. 

Bu denli kültürel farklılıkları içinde barındıran dünyamız, aynı zamanda bir kültürler mozaiğidir, Anadolu’da bu mozaiğin en değerli parçasıdır.

Fakat dünya, son yüzyılda gelişen teknoloji, iletişim, haberleşme rüzgârıyla öyle bir noktaya geldi ki: küçülen dünya kültürleri de birbirine yaklaştırdı. 

İlk başlarda gelişen teknolojinin insana dost bir yenilik olarak düşünülen durumu zamanla yerini bir kültürsüzleştirmeye, daha da ilerisi bir Batı – Arap sentezi ile yoğrulmuş acayip bir kültüre yönelmişlik var. Sanki tek tip insan modeline sokma durumu ortada.

Öyle ki: her an karşımıza çıkan kulağında kulaklık, Amerikan tarzı düşük bel, bol paçalı giyim, özenle yapıldığı her halinden belli fakat neye benzediği açıkça anlaşılmayan saçlarıyla bir kısım gençlerimiz; Batı ve Arap kültürünün birer kopyası olmuş.

Gençlerimizden bazıları da zamanının büyük bir kısmını bilgisayar başında geçiriyorlar, bilgisayar oyunlarında savaşmanın ve insan öldürmenin kolaylığını öğreniyorlar, internetten müzik, oyun, film indirerek henüz küçük yaşta o oyun, müzik ve filmi hazırlayan insanların fikir ve telif haklarını çalarak bir nevi hırsızlığa alışıyorlar. İnsanı içi dolu olmayan boş, sosyal paylaşım ağları gençliğin zamanını büyük ölçüde çalmakta. Bu şekilde yıllarını geçiren bir bireyin geleceğini düşünün…

Türkiye’de kütüphanelerin ve kitapçıların sayısı yıldan yıla azalmakta, buna paralel olarak da sayısı mantar gibi artan, artık her köşe başında gördüğümüz internet kafeler, gençlerin zamanını çalıyor. Hatta çalmakla yetinmeyip, onları kitap okuyacakları, çevresini tanıyacakları, anne-babalarıyla vakit geçirecekleri zamanlardan da yoksun bırakmakta.

Türk kültürü bu şartlar altında direnmeye çalışıyor. Biz zamanlar içinden yıldırımlar çıkaran Türk milleti, bugün Kültür emperyalizminin adeta kıskacındadır. Batının vaktiyle savaşarak alamadıkları topraklar, bugün kültürüyle; giyimiyle, ne olduğu belli olmayan bir müzik tarzı ile adeta Batı – Arap karışımının bir parçası haline geldi.

Unutmayın batılı güçler bu toprakları sömürmek için istiyordu. Batının etkisinde kalmış paraya doymuş zengin Araplar ’da lüks ve güzellik içinde yaşayacakları yerlere kaçmanın planını yapıyorlar.

Sizce şu an ne oluyor?

Politikacılarının her şeyi konuştuğu bir magazin ülkesinde, gençliğin yetiştirilme sorunu nedense hiç konuşulmuyor. Eğitim sistemleri, kanunlar, Anayasalar hiçbiri temelde bir sorun çözmeye yönelik adımlar olmadı. Bu partisel anlamda bir sorun değildir.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında değerlere sahip, Anadolu kültüre ile yoğrulmaya çalışılan gençler yaratılmaya çalışılırken daha sonraki iktidarlar Türkiye üzerinde emeli olan ülkelerin dayatması ile ne olduğu anlaşılmayan eğitim ve kültür yozlaşmalarını bu ülkeye sunmaya başladı. Hatta son zamanlarda kurulan tüm partiler açık ve net bir şekilde gençlik politikası üretemedi, öyle olduğu içinde bugün bir Avrupalıdan, bir Amerikalıdan ve bir Arap’tan ayırt edilmeyecek derecede onlara benzemiş karma karışık bir gençlik yetişiyor.

Gelinen nokta öyle vahim ki: buraya yazmaya cesaret edemeyeceğim boyutta bir kültür emperyalizmi durumu söz konusudur. Ne yazık ki üzülerek belirtmek zorundayım, kimse bu soruna eğilme cesareti göstermezse, bir yüz yıl sonra Türk kültürünü bir hayalmiş gibi anacağız.

Türk milleti tarihiyle ve kültürüyle var olmuş bir millettir. En basit komşuluk ilişkilerinden, uluslararası ilişkilere her şey bir kültür çerçevesinde gelişir, küresel güçler, bir şekilde gücünü devam ettirmek için yeni pazarlar açmak zorunda, bu pazarlarda moda adı altında, teknoloji adı altında bir sömürü söz konusudur, cep telefonları, bilgisayar oyunları… Hepsi bu yeni sömürge anlayışının elemanlarıdır. Bu sömürge ve kültürsüzleştirme öyle bir boyuta getirdi ki insanlığı; ölümler doğal bir sürecin gereğiymişçesine kabul görüyor. Irak’ta, Suriye’de, Libya’da, Filistin’de yaşanan ölümler ve katliamlar da, son tahlilde küresel güçlerin petrol ve yer altı zenginliği uğruna yaptığı terörden başka bir şey değil. Tüm bunlara tepkisiz insan yetiştirme ise Teknolojinin görevidir.

Kültürümüz bunca tehdit altında bir hayatta kalma mücadelesi vermektedir.

Unutmayalım ki, günümüzde yaptığımız her şey bir seçimdir. En basit alışverişler dahi bir şekilde bir onaydır. Neyi onayladığımızı iyi bilelim, gençlerimizi internetin soğuk duvarlarının varlığını da kabul ederek, kitapların aydın ve sıcak sayfalarına yönlenmelerine de ön ayak olalım. Bencillik ve dışa kapalılıktan, komşusu açken tok yatmayanların felsefesine yönlendirelim. 

Eminim ki; Türk kültürünü gerçekten benimsemiş, içinde harmanlayıp içselleştirmiş insanların var olduğu bir Türkiye’nin ne siyasetçilere, ne batının ilmine ihtiyacı olacaktır. 

Bu yazı toplam 2637 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim