• BIST 107.041
  • Altın 143,619
  • Dolar 3,5635
  • Euro 4,1526
  • Kocaeli : 22 °C
  • İstanbul : 31 °C
  • Sakarya : 22 °C

Norveç, çok farklı bir kültür

Norveç, çok farklı bir kültür
İskandinav ülkelerine olan gezimiz bugün de devam ediyor. Sizleri; başşehri Oslo, Vigeland Parkı, unutulmaz Fiyort yolculuğu, muhteşem bale gösterileri, Trol’ler ve eşsiz lezzetteki balıkları ile kültür ülkesi Norveç’e götürüyoruz.

Danimarka ile başlayan İskandinav ülkelerine olarak seyahatimize bugün de Norveç ile devam ediyoruz. Güzergahımızın ikinci durağı ülkenin başşehri olan OSLO…

 

Kopenhag’dan bindiğimiz gemide geçirdiğimiz gecenin sabahında Oslo fiyortlarındayız… Denizin buzul vadilerinin iç kesimlerine kadar uzanmasıyla oluşan ince, uzun, derin ve kenarları çok dik körfezlere Fiyort deniliyor ve dünyanın en güzel manzaralarını oluşturuyorlar. Geminin güvertesinde bir sağa bir sola koşarak gördüğümüz güzellikleri beynimize ve elimizdeki objektiflere hapsetmeye çalışıyoruz. Ancak sonradan fotoğraflara baktığımda hiç birisinin aslını tam yansıtamadığını fark ediyorum ve fotoğraf çekmeyi bırakıp çıplak gözle doya doya seyrediyorum, öylesine güzel…

 

BİR PETROL ÜLKESİ

1970’e kadar Avrupa’nın en fakir ülkesi iken bugün kişi başı 55 bin dolar milli gelirle en zengin ülke Norveç’teyiz, ancak gösterişli ve zengin görünüm vermiyorlar, doğa o kadar güzel ki, anlatılamaz… 150 bin civarında adası ile bu güzelliği koruyan ülke kuzeydeki petrol kuyularından kazandıklarıyla halkına refah dağıtıyor…

 

Eski adı Kristiani olan Oslo 1040 yılında kurulmuş, 1624’de yanmış… Norveç Anayasası 1814 tarihli ve 1905’de halk oylaması ile parlamenter monarşinin devamını isteyerek tam bağımsız olmuşlar. Refah düzeyi çok yüksek ve en çok göç alan bir ülkedeyiz. Pakistan ve Türk göçmenler çoğunlukta.

 

MUSEVİ PİŞMANLIĞI YAŞIYORLAR

2. Dünya Savaşı’nda Musevileri sınır dışı etmelerinin utancını her fırsatta belirtiyorlar. Polonya Krakov’da bir meydanda sandalyelere oturtularak bekletilen ve sonra toplama kamplarına götürülen Musevilerin anılarına, bu şehirdeki birçok parkta içi boş sandalyeler sergilendiğini gördük…

 

Norveç 4.5 milyon nüfuslu, başşehir Oslo’nun nüfusu 600 bine yakın. 6 yaşında ilköğretim başlıyor, ilk bir yıl oyun ve çevre tanıma dönemi, 5 ve 6 yıllarda not almaya başlıyorlar, karne yok… Eğitim ücretsiz, başarılı olan her öğrenci sonuna kadar okuyabiliyor, kreşler belediyenin… Norveç’de ev hayvanlarının ayrı bir yasası var ve bu hayvanlar sokağa çıkarılmak, gezdirilmek zorunda. Açık hava aktivitelerinin çok fazla olduğu bu ülkede düşük alkollü bira marketlerde satılabiliyor, ancak daha yüksek alkollü içkileri devlet satıyor ve her halükârda akşam 20.00’den sonra alkol satışı yasaklanmış, ülkede asayiş berkemal ve polis sadece sarhoşlara müdahale ediyormuş…

 

HER YIL 5 MİLYON KİTAP YAYINLANIYOR

Nobel ödüllerinin mucidi, graniti patlatmak için dinamiti bulan Nobel, bir İsveçli, ancak vasiyeti gereği Nobel Barış Ödülleri Norveç’te veriliyor. Her yıl ödül töreni Oslo Belediye Sarayı’nda yapılıyor.

 

Norveçli sanatçılar arasında 1920 yılında Nobel Edebiyat Ödülü alan ve ‘Açlık’ eseri ile tanıdığımız Knut Hamsun, oyun yazarı ve çağdaş tiyatronun kurucusu İbsen ve müzayedelerin kralı 1893 yılında yapılan ‘Çığlık’ tablosunun ressamı Edward Munch var. Bu ülkede her yıl beş milyonun üstünde kitap yayınlanıyor.

 

VIGELAND BİR BAŞKA GÜZEL

Oslo’da gezilesi yerlerin başında bir açık hava heykel müzesi var ki, sadece bu müze için Oslo’ya gelinir ve bu park defalarca gezilir. Gustav Vigeland ahşap ve taş oymacısı bir sanatçı ve devletin maddi desteği ile kendisine tahsis edilen bir alanda yüzlerce granit heykel yapıyor. Parkın son halini göremese de tüm dizayn O’nun eseri.

 

Vigeland, anne karnından itibaren alıyor insanı, tüm duygularıyla yaşatıyor ve sonunda ölüm… 750 heykelin 121 adedi 14 metrelik Mololith denilen bir sütuna yapılmış. Kızgın çocuk heykelindeki ifade o kadar canlı ki, çocuğun elini tutup resim çektirmeden geçilmiyor…

 

Vigeland’ın tüm heykelleri çıplak… Kendi yaşamındaki çalkantılı dönemleri de heykellerle yansıtmış. Taş, hem de granit gibi sert bir taş, duyguların her türlüsünü nasıl bu kadar güzel ifade edebilir, şaşırtıcı bir uygulama ve ücretsiz girilebilen bu açık hava müzesi bahçe düzenlemesi ile de cennet gibiydi…

 

Oslo’da HOLMENKOLLEN ATLAMA RAMPASI’na da gidiyoruz. Her Norveçli ayağında kayak ile doğarmış. Kar yok ve etrafımız pistlerde kayak antrenmanı yapanlarla dolu.

 

İtalyan mermerinden yapılan Opera Binası 2008’de tamamlanmış ve otelimiz bu binanın karşısında, seyretmeye doyulmaz…

 

Vikinglerin geçmişine ise OSLO VİKİNG MÜZESİ’nde tanık olduk…

 

Gezinin bundan sonraki bölümünün tüm gördüğümüz güzellikleri unutturacağını henüz bilmiyoruz.

 

FİYORTLARIN KALBİNDE YOLCULUK

Fiyortların kalbine doğru yola çıkıyoruz. Şimdiye kadar gördüklerimiz filmin sadece fragmanı imiş. Sonja Fiyordu tüm ihtişamı ile büyüleyici… Norveçliler, Nobel’in bulduğu dinamit ile dağları delip, kilometrelerce tünel yapmışlar… Kah dağların altından, kah tepelerinden trene binmek üzere Flam’a doğru yol alıyoruz. Flam, Norveç’in en turistik noktası. Küçücük limanına yılda 150 Curiisse yanaşıyor. Bu arada her yerde olduğu gibi Japon turistlerin çokluğu dikkat çekici…

 

Flam treni 1940’larda fiyortlara giren gemilerdeki malları nakletmek için yapılmış. Bugün kişi başı 40 Euro biletle günde karşılıklı 20 sefer yapıyor ve biletler bir yıl öncesinden rezerveli...

 

Flam treninde 20 km’lik etapla Sonja Fiyordundayız. Dağların sıfır noktalarından denize ulaşan çağlayanları ve böceklere karşı ilaçlı ve kırmızı, sarı boyalı köy evlerini seyrediyoruz. Bu ülkelerde evler Nisan ayında elden geçiriliyormuş. Bir diğer adet ise, ev sahibi evde ise ülkenin bayrağı asılıyor. Yani burada bile krallarıyla eşitler… Yol boyunca evlerin bayrak direklerine gözlerimiz takılıyor, evde olanların kapısını çalmak geliyor içimizden…

 

SU SESİ EŞLİĞİNDE MUHTEŞEM GÖSTERİ

Tren en büyük ve gür çağlayanda duruyor ve tüm turistler iniyoruz. Bir halk efsanesini anlatan balerin ve su sesine karışmış muhteşem bir müzik ile üç dakikalık bir dans gösterisini seyredelim mi, kaydedelim mi, şaşkınız…

 

Flam treninden inince bindiğimiz otobüs, bizi irili-ufaklı 50’ye yakın tünel ve 26 km’lik Gudvangen Tüneli’nden geçiriyor. Tünellerde egzoz kokusu yok, havalandırmalar çok güzel çalışıyor. Norveçliler tünel yapımında dünyada en üst seviyedelermiş… Sonra kısa bir feribot yolculuğu ve Balestrand’da, Kvikness Otel’deyiz…

 

Ahşap bir otel, ahşap bir kilise, resim çekmeye doyamıyoruz. Gece 23.30 oldu ve ancak batan güneşin kızıllığı ile uykuya dalmış Norveçlileri uyandırmadan sessizce dolaşıyoruz… ‘Gezinin en güzel zaman dilimi bu olmalı’ diye düşünüyoruz, ama yanıldığımızı sonra anlayacağız…

 

Sabah Balestrand’dan ayrılıp Sonya Fiyordu’nun en dar yerlerini gezmek üzere gemi yolculuğuna başlıyoruz. Bu arada kısa süreli bir ziyaret için dahi olsa gezi güzergahına Balestrand’ı ekleyen Yiv Tour-Naci Madenüs’e teşekkür ediyoruz, fazlasıyla değerdi…

 

Fiyortların en dar ve en derin yerleri arasından gemi ile süzüldük. Hava daha açık olsa idi elbette iyi olurdu, ama denizin, karanın ve bulutların birbirine karıştığı bu güzelliği görmek için fazla ışığa da gerek yok…

 

Yol boyunca seyahat ettiğimiz otobüsler son derece lüks ve internet bağlantısı var. Sürücüler kibar ve deneyimli. Tek bir hatalı sürüş, yanlış sollama, sürat aşımına tanık olmadan güvenle seyahat ediyoruz.

 

VE BERGEN…

Vikinglerin başşehri ve Oslo’dan önceki başkent, 300 bin nüfuslu. Kablolu bir trenle kuş bakışı seyir tepesine çıkıyor ve yüzlerce turistle birlikte Bergen’e bakıyoruz. Unesco’nun ‘Dünya Mirası’ listesine aldığı Bergen… 1350’li yıllarda bitişik nizamla yapılmış rengarenk Hansa Evleri, Bergen’in simgesi olarak seyirlik… Bergen o kadar çok yangın geçirmiş ki, şehirde artık ahşap bina yapmak yasak. Artık taş binaların dışını ahşap görünümlü yapıyorlarmış…

 

Balık pazarı, denizden çıkan her türlü canlıya ev sahipliği yapıyor. Önce seyredip, sonra tadıyoruz… Bergen’de her yerde Trol denilen objelerle karşılaştık. İskandinav folkörünün çok büyük kulak ve burunlu, çirkin görünümlü, insanımsı yaratık figürü, gündüz ortaya çıkarsa kaya oluyormuş. Bunun için geceleri ortaya çıkıp, tüm olumsuzlukları engellediğine inanıyorlar… Evlerimize koymak üzere, bu çirkin, ama iyi yürekli figürlerden satın aldık, yararı olup, olmayacağını zaman içinde göreceğiz…

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Ahşap Heykel Sempozyumu tüm hızıyla sürüyor18 Temmuz 2017 Salı 15:00
  • Çocuklar hayallerini çamurla şekillendiriyor18 Temmuz 2017 Salı 10:55
  • İzmit sokaklarında ‘Sanat Var’17 Temmuz 2017 Pazartesi 13:34
  • Turistler İzmit’e hayran kaldı17 Temmuz 2017 Pazartesi 12:50
  • Ardahanlılar Darıca’da coştu17 Temmuz 2017 Pazartesi 12:40
  • Zehra ve Yılmaz çifti Finlandiya'da17 Temmuz 2017 Pazartesi 12:39
  • Karamürsel’de 15 Temmuz resim sergisi16 Temmuz 2017 Pazar 12:18
  • Körfez’de sergi açılışı15 Temmuz 2017 Cumartesi 13:12
  • THM yaz konseri muhteşemdi13 Temmuz 2017 Perşembe 14:55
  • Gölcük’te Ahşap Heykel Sempozyumu Başladı13 Temmuz 2017 Perşembe 14:50
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim