• BIST 107.895
  • Altın 151,838
  • Dolar 3,7068
  • Euro 4,3500
  • Kocaeli : 25 °C
  • İstanbul : 23 °C
  • Sakarya : 24 °C

Nüfus planlaması

Feridun Güray

Epeyi bir zamandır bilende bilmeyen de ailelerin kaç çocuk yapması gerektiği, doğum kontrolünün caiz olup olmadığı konularında fetva vermekle meşguller. Sayın Cumhurbaşkanımızda her vesile ile bu doğrultuda bizlere telkinde bulunmaktadır. Konu hakkında Diyanet İşleri Başkanımız da zaman zaman görüşlerini bildirmektedir.

 

1983 yılında çıkartılan 2827 sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun teklifini ben hazırlayıp verdim, sonra Sağlık Bakanlığının Meclise sunduğu tasarı ile birleştirildi. Tarafımdan sözcülüğü yapıldı ve kanunlaştı. Kısacası bu nedenle bu tartışmalarda ben tarafım.

 

Bu kanun kimsenin doğurganlığını engellemek için değil, isteyenin istediği kadar çocuk sahibi olmasını sağlamak, ana ve çocuğun sağlığını güvence altına almak için çıkartılmış ve bu amaca ulaşmak için de Ana ve Çocuk Sağlığı Merkezleri kurulmuştur. Çünkü Anayasa'mızın 41. maddesi, '...Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar.'  hükmünü ihtiva etmektedir. Demek ki bu kanun Anayasa'nın bir emrini yerine getirmiştir ve on sekiz kez değişmesine rağmen Anayasa'daki bu fıkraya ve anılan kanuna dokunulmaması haklılığımızın bir göstergesidir.

 

Herkes çok çocuk ister ama her yerde bu çocukları imkanlar ve hakkıyla yetiştirecek uygun ortamlar yok ki. Benim bir oğlum Yapraklı ilçesinde hakimken bir bayram sabahı dünyaya geldi. Doktor yok, ondan vazgeçtik, ebe bile yok. Üzerinden elli yıl geçmesine rağmen sorsanız bu ilçenin nerede olduğunu bilen pek çıkmaz. Bırakın ilçeyi il merkezi Çankırı'da bile doğum evi yoktu.

 

Bir tarihte Van'ın Muradiye ilçesinde hakimleri teftiş ederken ifadeye çağırdığım kişilere bilgi amaçlı kaç çocukları olduğunu soruyordum. Hemen hepsinin 7-12 arasında değişen çocukları olduğu anlaşılıyordu. Kırk beş yaşlarında olan on çocuklu bir babadan bu çocukları ne iş yaptığını  anlatmasını istedim. 'Beyim iki kızı sattım(Evlendirdim anlamında), iki oğlum İstanbul'da boyacılık yapar, ikisi de Adana'da çalışırdı, şimdi hapis damındalar, dördü de çocuktur, evdedir' demişti. Demek ki on çocuktan ikisine de suç işlemek düşüyor. 6. Haziran 2016 tarihli Hürriyet Gazetesi'nde Sayın Taha Akyol bu konuya değinmiş ve Sayın Cumhurbaşkanı'nın, 'Müslüman aile doğum kontrolü yapmaz' görüşüne karşı 1988 yılında Kuveyt'te toplanan İslam Fıkıh Akademisi'nin 'Gebeliği önleyici metotların kullanılması eşlerin ortak kararına bağlı bir meseledir ve caizdir.' içtihadını hatırlatmaktadır. Bizde kanunu hazırlarken 1969 Rabat konferansı karar ve içtihatlarından yararlanmıştık. Ben dini bilgisi derin olmayan bir kul olarak ulemanın içtihatlarına uyarım. Bu konunun eşler arasındaki bir sorun olduğu, din ve diyanetle bir ilgisinin bulunmadığı kanısındayım. Bana göre ülkemizde nüfus artışı problemi yoktur, sadece doğu batı arasında artış dengesizliği ve göç sorunu vardır.

 

Nüfusun az artması, sağlıklı büyüme ve iyi eğitim alma ile desteklendiğinde ülkenin nerelere ulaşacağının örneği Nobel Ödülü Kazanan Orhan Pamuk ve Prof. Dr. Aziz Sancar'dır. Devlet olarak ise Çin'i örnek verebiliriz. Çin kırk yıldan fazla bir zamandan beri tek çocuk politikasını titizlikle uygulamaktadır. Son yıllarda nüfus eğrisi ters dönmeye, yani nüfus yaşlanmaya başlayınca  uygulamayı içi çocukla iki çocukla sınırlı olarak gevşettiler.

 

Bundan 25 yıl kadar önce Sağlık Bakanı Rahmetli Yıldırım Aktuna'nın heyetine dahil olarak Çin'e gittik. Benim görevim, oradaki geleneksel tedavi usullerini ve ilaç sanayini incelemekti. Pekin'e indiğimizde gözümüze ilk çarpan caddelerde motorlu araçların çok az sayıda görülmesiydi. İnsanların motorlu her türlü aracı alıp kullanma hakkı yoktu. Halk bisikletle kendilerine ayrılan yollardan gidiyordu. Sabahları binlerce bisikletli büyük bir uyum içinde birbirini geçmeden işlerine gidiyorlar, iş yerinde yarım saat kadar spor yapıyorlar ve ondan sonra işlerine başlıyorlardı. Bizde bir yerden diğerine faytonla gidiyorduk. Kelliği önleyici bir ilaç keşfettiklerini söylüyorlardı. Ondan bir tane de bizim futbolcumuz Evren için aldım, ama faydası olmadı.

 

Akupuntur yoluyla anestezi yapabileceklerini söylediler ama üç gün içinde bize bir örnek gösteremediler. Yüksek ücretlerle kısa süreli akupunktur eğitimi verdiklerini gördük. Rahmetli Bakanımız bunun aldatmaca olduğunu, bu diplomaların diğer ülke insanlarını yanılttığını söyledi. Kısaca Çin'in yirmi beş yıl önceki durumu böyleydi. Nüfus artışı dengelenince şimdi ne duruma geldiği gözler önünde. O zaman ilaçlarını beğenmediğimiz Çin'e beş yıl kadar önce o menhus hastalığa yakalanan Bakanımız Aktun'na kök hücre nakli için gitmişti. Şimdi Hindistan Çin'in nüfusunu yakalamak üzere, ama tembellik ve geri kalmışlık kol geziyor. Çin mucizesi nüfus dengesi kurularak yaratılmıştır. Nüfus ile kalkınma arasında doğru orantı vardır. Kadınlarımızın yaşama tercihlerine müdahale etmemeliyiz. İslam alimlerinin içtihadına göre karı kocayı ilgilendiren nüfus planlaması dinen yasak sayılan bir eylem değildir. Vatanını seven yeterli imkanı olan istediği kadar çocuk yapıp, onları ülkelerine layık olacak biçimde yetiştirmelidir.

 

Bu yazı toplam 2205 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim