• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Kocaeli : -6 °C
  • İstanbul : 2 °C
  • Sakarya : -6 °C

O yazıma cevap geldi

M.Tanzer Ünal

Cumartesi günü, “Türkiye hoyratlaştıkça, insanlar depresyona giriyor” başlıklı bir yazı yazmıştım.
Yazımda, Prof. Dr. Kemal Sayar’ın “Hayatın tıbbileştirildiği bir çağda yaşıyoruz. İnsanla ilgili olan her şey, bir el çabukluğuyla, tıbbın hükümranlık alanına sokuluveriyor. Bu şekilde hayat, yaşanması gereken bir şey olmaktan çıkarılıp, tedavi edilmesi gereken bir şeye dönüştürülüyor” şeklindeki görüşüne yer vermiş ve sormuştum:
“İnsanların, eskiye göre daha sık hasta oldukları bir gerçek. Neden? Neden daha sık hasta oluyoruz?”
Bu soruya cevap, aynı gün geldi.
Bir okurum, Doğa Derneği Başkanı Güven Eken’le yapılan röportajı “e-posta” ile göndermiş.
Sorunun cevabını Güven Eken’ e verdirmiş.
Güven Eken diyor ki: “Modern yaşam bizi tüketiyor, hasta ediyor. Ama beslendiğimiz ortamı değiştiremiyoruz. Doğa yok edildiği için hasta oluyoruz…”
Özeti bu!
Ama ayrıntıları da okumakta yarar var.
İşte o röportajdan seçme görüşler:
*“Yaşadığımız sorunlara, mesela kanser gibi hastalıklara, sanki havadan inmiş gibi yaklaşıyoruz. Halbuki sorunun kökeninde modern yaşam tarzı var.”
*“Kan, insan damarlarında akan sıvıdır. Mesela kanser hastasının kan değeri bozulur. Nehirler de dünyanın damarlarıdır. Bütün mekanizma aynı fonksiyonu görür. Benim vücudumdaki damar ne işlevi görüyorsa, akarsular da dünyada aynı işlevi görüyor. Dünyadaki besini ve oksijeni taşıyor. Anatomik olarak da aynı… Vücuttaki damar fotoğrafı ile Kızılırmak nehrinin deltasına bakarsanız aynı şekli görürsünüz. Ee bakıyorum dünyaya kan değerleri tamamen bozulmuş. Bütün dünya nehirleri neredeyse kirli şu anda… Gezegenin kendisi hasta… Böyle bir durumda, hastalığı var eden kaynaklardan beslenemezsiniz.”
* “Hastalığı ne var ediyor? Konvansiyonel tarım, büyük barajlar, nükleer enerji, fabrikalar ve daha nice şey. Sen o hastalığın kaynağından beslenmeye devam ettiğin sürece (ki şehirde bunu yapmaya mecbursun) organik domates yemek, hastalıktan kurtulmaya yetmez. Havasını soluyorsun, kıyafetini giyiyorsun, tabağını kullanıyorsun. İlişkilerinde aynı sıkıntıları yaşıyorsun. Kaçmana imkân yok! O kök olmuş. Kök orada durduğu sürece sen ne kadar kendini bundan kurtarabilirsin. Köye yerleştim toprakla yaşıyorum da olmaz. Gelirsin köye, atarsın toprağa ilacı, komşularınla girersin rekabete, köydeki yaşamı da altüst edersin. İster şehirde yaşayalım, ister köyde, beslenme kaynaklarının arındırılması, temizlenmesi şart.”
*“Diyorlar ki, su boşa akıyor. Dünyadaki canlı yaşamını suyun döngüsünün sağladığını görmüyorlar. Bildiğim kadarıyla, başka bir gezegende akan bir su yok. Dolayısıyla yaşam yok. Su boşa akıyor diyen kendi kökünü görmüyor. Kendini var eden yegâne sebebe, yok diyecek kadar cahilleşmiş durumda. Bunu derken de, teknoloji, bilim, kalkınma adına söylüyor.”
*“Ne zaman ölürüz? Damarlarımızda akan kan durduğunda… Aslında kalp durduğu için değil, suyun sirkülasyonu bedenimizde durduğu için ölüyoruz. Aynı şekilde nehirler, yaşam enerjisinin nakil hattıdır. Biz o enerjiyi çalıp elektrik enerjisi üretiyoruz. Bu korkunç bir şey! Sağlıklı yaşamadıktan sonra kalkınmanın ne anlamı var? Doğa yok edildiği için hepimizin sağlığı bozuluyor. Ortak kökümüz yok oluyor. Ne zaman ki nefes almadan, yemek yemeden, su içmeden yaşamayı beceririz, o zaman doğayı yok etmenin iyi bir şey olduğunu savunabiliriz. İnsan olmanın en zor olduğu çağdayız. Eleştirdiğimiz şeylerin kaynağı, bir yandan da benim çünkü. Çok travmatik bir durum bu. “
*“Gelişmiş dediğimiz ülkelerde yaşanan sıkıntıları biz de yaşayacak mıyız? Ne yazık ki… Çünkü döngüsel değil, sürekli büyümek üzerine kurulu bir sistem var ortada. Sürekli büyümenin sonu ölümdür. Kanserde de bu böyledir. Kapitalizmin öngördüğü sürekli büyüme modeli, zaten teorik olarak da akıl dışı bir modeldir. Mantığı olmayan bir şey… Bununla ilişkili olarak kalkınma indeksleri, büyüme hızı ve yöntemleri, bütün bunlar temelsiz şeyler.”
*“Nedir çözüm? Yavaş büyüme mi? Büyümeyi durdurma mı? Büyümeyelim de ne yapalım peki? Yanlışlık şurada. Amaç, araç haline gelmiş durumda. Hiçbir toplumun büyümek gibi bir takıntısı yoktur. Ama her toplumun refah içinde yaşama gibi bir gayesi vardır. Refah ile büyümenin aynı şey olduğu algısı yaratılıyor. Asıl sıkıntı burada. Halbuki her toplum, kendi refah anlayışını tanımlama ve doğduğu yerde doyma hakkına sahiptir. Ama bu haklar elimizden alınmış durumda. İnanıyoruz ki, büyürsek müreffeh olacağız. Bu toplumsal bir yaklaşımla çözülecek.”
******
Ben, “Neden eskisinden daha sık hasta oluyoruz?”diye sorduğum sorunun cevabını aldım.
Sanırım, Güven Eken’ in görüşlerine sizler de katılıyorsunuzdur.

Bu yazı toplam 856 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim