• BIST 83.067
  • Altın 146,627
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Kocaeli : 2 °C
  • İstanbul : 3 °C
  • Sakarya : 2 °C

O zamanki Kürtler, şimdiki Kürtçüler

M.Tanzer Ünal

Biliyorsunuz, bugün Fransız Ulusal Meclisi’nde, sözde Ermeni Soykırım tasarısının oylaması var.
Önceki gün akşam…
TBMM toplantısının son saatlerinde…
Fransa’yı protesto etmek için ortak bir bildiri yayınlanması kararlaştırıldı.
Bildiriye, grubu bulunan üç parti AKP, CHP ve MHP imza attı.
BDP, ise imza atmayacağını açıkladı.
Sebebi, malum…
Kürtler, demiyorum…
Kürtçüler, biz Türkler’in Ermeniler’e, Yahudiler’e ve Kürtler’e “soykırım” uyguladığına inanıyorlar.
Ve bu tutumlarını, ülkemizin aleyhine olabilecek davranışlarla sürdürüyorlar.
Bugün, aramızdaki Kürtçüler’in hainliği ile Ermenistan ve Fransa’nın hainlikleri arasında hiçbir fark yok.
Yok değil, biraz var…
O fark şu:
Ermenistan ve Fransız hainlerine maaş vermiyoruz…
Bizim “hain Kürtçüler”i ise devlet kasasından besliyoruz.
***
Şimdi size bir belge sunacağım.
Kürt Halk Heyeti’nin Lozan’a gönderdiği mektup…
Lozan Konferansı görüşmeleri sırasında yazılmış.
Mektup şöyle:
“Bu günlerde İngiltere yetkili kurul başkanı Lord Curzon’un Kürtlere bağımsızlık verilmesi fikrini ortaya atarak, Kürtlerin koruyucusu tavrını takınmasını, hayret ve şaşkınlıkla karşıladık.
Biz Kürtler, Turan neslinden bir kavimiz. Milli hatıralarımız ve özelliklerimizden dolayı Türkler bize, “yiğit ve cesur” anlamına gelen Kürt ismini vermişlerdir. Kürt adıyla anılan ve büyük hizmetleri geçen kahramanların isimlerinin yaşaması amacıyla, Deminan, Hayderan, Kureyşan ve Lolan gibi isimler kabile ve aşiretlere verilmiştir. Bu aşiretler bugün anavatanın Doğu Türklerini oluşturmaktadır. Kürtlerin 1876 tarihinden önceki ve sonraki durumları araştırılacak olursa, İranlı misyonerlerin aşiretler üzerinde yaptıkları çalışmaların sonucunda Kürtler kendi öz dilleri olan Türkçe lehçesini ve öz kültürlerini yavaş yavaş kaybettiler. Bundan dolayı Erzurum, Van, Bitlis ve Musul taraflarındaki aşiretler, Farsçadan başka bir şey olmayan, Kırmanç adı verilen Farisi lehçeyi konuşmaya başladılar. Bu misyoner faaliyetlerinden az etkilenen, Harput ve Diyarbakır taraflarındaki Kürt aşiretler ise ana dilleri olan Türkçe lehçesi ile karışık Zaza lehçesini konuşmaya başladıklar. Bu Öz Türkoğlu Türkler’i Yavuz Sultan Selim Han, Kürtlerin hanı Şeyh İdris-i Bitlisi’ye gönderdiği fermanla kendi ülkesine dahil etti. O günden bu güne kadar, Türk akrabalarının şefkat ve himayelerinde huzurlu ve rahat yaşamakta ve Türk lehçesi ile de konuşmaktadır.
Yukarıda yapılan değerlendirmeden sonra, İngiltere yetkili kurul başkanı Lord Curzon’a sorarız ki; İranlılar’ın dilini biraz konuşmakla, o millete mensup olunduğu kabul edilirse İngilizler de dahil her milletin durumu tartışılır. Doğu ülkelerini istila eden ve genellikle dünyanın kendi toprakları içerisinde olmasını hayal eden İngilizlerin, diğer milletlerin kabullenemediği “müstemleke” kelimesinin yerine kulağa hoş gelmeyen ve aynı anlamı taşıyan “manda” kelimesinin de aslında aynı şey olduğunu Kürtler anlamıştır. Dünyadaki zenginlik kaynaklarına sahip olmak isteyen İngilizlerin, 12/10’u Türk olan Musul’u ve petrol kaynaklarını biz Müslüman Türk’lere çok görmesini hayretle karşılıyoruz. Lozan Konferansında İngiltere yetkili kurul başkanı Lord Curzon’un, Dersim (Tunceli) ve Bitlis olaylarından bahsederek tek millet olan Türk ve Kürt arasına ayrılık düşünceleri sokma gayretini biz Kürtler anladık. Biz Kürtler, Avrupa ve İngiliz diplomatlarının parlak vaatlerinin altında kendi menfaatlerinin olduğunu biliyoruz. Ve bundan dolayı kendi direniş kuvvetlerimizi oluşturduk. 1917 yılında İngiltere yetkili kurul başkanı Lord Curzon gibi bağımsızlık vaatlerinde bulunan Ruslar’a biz Kürtler: “Bizi anavatandan hiçbir kuvvet ayıramaz. Bizim rahata kavuşmamız sizin hemen bu topraklardan çekilmenizle olacaktır” dedik.
İşte bugün bütün Kürtler, Lozan’daki Avrupa ve bilhassa İngiliz diplomatlarına aynı yanıtı veriyoruz. Kürtler bağımsızlıklarını, kendilerini yok edecek yabancılara değil, kendi ailelerinden olan Türkler’e ve onları temsil eden Büyük Millet Meclisi Hükümeti’ne emanet etmiştir. Sonuç olarak biz Kürtler, İngiltere yetkili kurul başkanı Lord Curzon’un bizler için fikirler üretmemesini rica eder ve Lozan’daki Temsil Heyetine ve başkanı sevgili hemşerimiz (Kürt) İsmet Paşa hazretlerine başarılar dileriz.”
Umum Kürt Amele ve Esnaf Cemiyeti İstanbul’daki Umum Kürtler adına
Reisi Salih Kahya adına Lolan aşiret reisi ve Sabık
Erzurumlu İsazade Ahmet Kürt Gençler Cemiyeti Düzerzadesi
Dersimli Mehmet Sabri
Kaynak: 24 Kanun-i Sani (1339-24 ocak 1923), Devlet Arşivleri Genel Müd.,Başbakanlık Osmanlı Arşivi, HR.İM, 60/3
***
Mektubu dikkatle okudunuz mu?
O zaman birlik beraberlik…
Bugün ayrışma…
O zamanki Kürtler’in vatanseverliği…
Bugünkü Kürtçüler’in hainlikleri…
Ermeniler’e ve Fransızlar’a neden kızıyoruz ki
Adama demezler mi?
“Önce sen, kendi içindeki Fransız ve Ermeniler’e bak” diye.

Bu yazı toplam 1054 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim