• BIST 106.919
  • Altın 140,862
  • Dolar 3,5378
  • Euro 4,0661
  • Kocaeli : 25 °C
  • İstanbul : 29 °C
  • Sakarya : 25 °C

Öğretmene saygı ve toplumda saygı kültürüne ne oldu?

Tarık Bağdat

“Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” demiş, Hz Ali. Şu zamanda eğiticiye öğretene öğretmene saygıya ne oldu? Ve diğer mesleklere saygı nerede? Ne yapıyoruz biz? Nereye koşuyoruz?

Saygıyı da bıraktık öğretmeni yerden yere vurmaya onurunu kırmaya saygınlığını yitirmeye zorlayan idarecilere, politikacılara, velilere ve velilerin yönlendirdiği öğrencilere seslenmek istiyorum. Sizleri yetiştiren, sizlerin hangi meslek olursa olsun meslek sahibi yapmak için mücadele eden öğretmenlere; Hani eli öpülesi öğretmenlere saygı nerelerde kaldı? 

Öğretmen sınıfa girince kendini parçalar, çırpınır bir kelime daha öğreteyim zil çalmadan diye. Öğrencisi onun canıdır, kanıdır, tüm dünyasıdır. Ne parayı düşünür, ne parasızlığı, tek istediği evladı yerine koyduğu öğrencisine faydalı olmaktır. Art niyetli insanlar bunu anlar mı? Öğretmenin yaptığı fedakârlığı art niyet ve çıkar sanarlar. Çünkü ailesinden öyle görmüş öyle terbiye almış. Ne bilsin öğretmenin temiz duygularını. At bir çamuru isterse bir iz kalsın der temiz duvarda. Bir şüphe uyansın kafalarda işte o zaman biter öğretmenin umudu kırılır. Kırılan hayalleri olsa bile yine de yılmaz öğretmen kötü niyeti görmezlikten gelir. Yeter artık; Lütfen öğretmenlerimize sahip çıkalım, onları yollarından etmeyelim zor hayatını biraz daha zorlaştırmayalım. Yoluna dikenli teller germeyelim. Anlına kara leke sürmeyelim.

Yolumuzu aydınlatmaya devam etsin. Etsin ki karanlıklara gömülmeyelim hedefimiz bir veya bir kaç öğretmeni kötülemekse eğer bu karanlıklar bizi boğar yolumuzu yol olmaktan çıkarır, çıkmazlara sokar. Öğretmenimize söylediğimiz her söz bizim iyiliğimize dönüşmez. Belki onu yaralarız ama biz daha çok yaralanırız onun emeği önümüze, dizimize durur söyleyeceğimiz her kötü söz veya yalan iftira geri bize fazlasıyla döner. İşte o zaman da iş işten geçmiş olur. Bizlerin yoluna gelmezse mutlaka çocuklarımızın yoluna gelir ölçüp biçip öyle konuşalım tez günden hatamızı anlayıp öğretmenimizin affına sığınalım toplum öğretmenlerimizle aydınlanır çünkü. 

Tabii bu arada toplum olarak saygı kültürünü de kaybediyoruz, farkında bile değiliz.

Ne yazık ki davranış eğitiminde çok önemli bir yeri olan ilişkilerdeki saygı kültürü, gereği gibi uygulanamıyor. Çevremizi dikkatli bir şekilde gözlediğimiz zaman bu eksikliği en çarpıcı şekliyle görebiliyoruz. İnsanların çoğu, canlı cansız bütün varlıklara, o kadar duyarsız ve saygısız ki, zaman zaman içimizdeki isyanı bastıramıyoruz, öfke patlamaları toplumu da atom bombası gibi parçalayıp duruyor. 

İnsan karakterleri kişiden kişiye farklılık gösterir oldu. Hassas, ince düşünceli, duyarlı olanlar; Kaba, acımasız ve vicdansız kişilerin davranışlarını kabul edemiyor, isyan ediyorlar. Onların tavırları, hareketleri toplumda kabul görmediği için de aynı ortamda huzursuz oluyorlar. 

Saygı insanı deşifre eden bir davranıştır. Gerek toplum hayatında, gerek çalışma hayatında, gerekse aile hayatında insanın gerçek yüzünü gösteren bir aynadır. Çocuklarımıza küçük yaşlardan başlayarak öğretmemiz gereken  öncelikli bir davranış biçimidir. Saygı çeşitli şekillerde ifade ettiğimiz, karşımızdakinden beklediğimiz bir tavırdır ve ailedeki eğitimle başlar. Birbirinin düşüncelerine, sözlerine, davranışlarına ve değerine duyulan bir histir. Sevgi ile birlikte içten gelen bir duygudur. Bu iki duygu ile barışık olan ailelerde yetişen çocuklar da davranışlarıyla bunu gösterirler. Ayrıca insanların kendilerine de saygısı olduğu sürece, insan ilişkileri her zaman seviyeli yürütülür. 

Saygı ile ilişkili benim üzerinde durmak istediğim bir başka konu da, yaşam alanlarıdır. Sokaklar, parklar, meydanlar ve evin dışındaki her yer. Onları temiz tutmak, korumak, onların bakımını yapanlara karşı saygılı olmak ve kesinlikle zarar vermemek. Sokaklarda, caddelerde iş alanlarında temizlik yapan çalışanların çabalarını gözlüyorum, gece gündüz ellerinde süpürge. Onlar temizliyor, fakat  maalesef insanlar emeğe saygı duymadan arkasından kirletiyor. Çalışan herkese saygı göstermek zorundayız. Âmâ maalesef toplumumuzda saygı duymak kültürü en büyük eksiğimizdir. 

Yetişkinlerle olan  ilişkilere gelince: Onlar gençlerden genelde saygı beklerler ama bu beklenti gençleri zorlayacak ölçüde abartılmamalıdır. Ebeveynler gençlerin alacakları kararlarda, kendilerinin fikirlerinin de alınmasını isterler. Aralarındaki nesil farkından doğan görüş ayrılıkları, her iki kuşağın birbirine göstereceği saygı ile ortak bir görüşte birleşerek, çatışmaya dönüşmemeli. Bu durum iki neslin arasındaki bağın kopmaması için önemlidir. 

Yaşamın her alanında, davranışlarımızı saygı ve sevgi çerçevesinde sürdürebilirsek, insan ilişkileri daha seviyeli ve uzlaşmacı bir şekilde devam eder.

Bu yazı toplam 1265 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim