• BIST 82.779
  • Altın 147,178
  • Dolar 3,7701
  • Euro 4,0274
  • Kocaeli : 5 °C
  • İstanbul : 6 °C
  • Sakarya : 5 °C

Öğretmenin Anı Defteri’nden

Bilal Dündar

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin yayınladığı Öğretmenin Anı Defteri’nden adlı kitabından ilgimi çeken bir anekdotu sizinle paylaşıyorum.

 Çocukluğumdan beri kurduğum hayallerim gerçek olmuştu, öğretmen olmuştum. Anadolu’nun sınır ilçelerinden birinde Kilis’te görev yapacaktım. Kilis ozamanlar ilçe idi. Göreve başlamıştım, çok mutluydum. Tek sıkıntım anne- babamın benim için düzenlerini bozup İzmit’ten kalkıp Kilis’e benimle birlikte gelmeleriydi.
Öğretmenliğimin ilk yıllarıydı. Kilis Ortaokulunda görev yapıyordum. Atamızı kaybettiğimiz 10 Kasım yaklaşıyordu, tören yapılacaktı. Bu görev de Türkçe öğretmeni olarak bana verilmişti. Derslerine girdiğim sınıflara şiir okuma görevi veriyordum. Bu göreve istekli öğrenciler arıyordum.
Derse girdiğim 6/A sınıfında, çok ilginç bir olaya tanık oldum. Bu sınıfta, Faruk adında şirin mi şirin bir öğrencim vardı, cıvıl cıvıl dı. Ancak konuşma bozukluğu vardı. Israrla parmak kaldırıyor:
-Öğretmenim, ben okuyayım, diyordu.
Ben de bir an tereddüt ettim, onun konuşma problemi vardı, nasıl şiir okuyacaktı, heyecanlandım, ne yapacağımı bilemedim. Faruk:
-Öğretmenim, ben küçükken köpekten korkmuşum ondan böyle olmuşum, şarkı söylerken kekelemiyorum, diye devam etti.
Ben tecrübesiz olmama rağmen onun bu şansa ihtiyacı olduğunu düşündüm ve şiir okuma görevini ona verdim.
Öğretmenler odasına çıktığımda durumu arkadaşlarıma anlatırken onlar:
-Ne yaptın, o çocuğun konuşma özrü var, daha kötü olur. O şiir okuyamaz dediler.
Bense kararımı vermiştim, Faruk okuyacaktı ATATÜRK şiirini…
Akşam eve geldiğimde bu olay sürekli beynimi kemiriyordu. Durumu anneme anlattım, o da:
İyi yapmışsın kızım, bu olay ona iyi gelir, kendine güveni artar, diyerek biraz olsun beni rahatlattı.
10 Kasım günü geldi çattı, tören izlemeye gelenler arasında İlçe Garnizon Komutanlığı’ndan da misafirimiz vardı. Darbe yıllarıydı öğretmen arkadaşlarım bilirler, törenlerde öğrencilerimizin gösterisi, onlardan çok bizi heyecanlandırır. Ancak o günkü heyecanım bir başkaydı, ömrüm boyunca unutamam o heyecanı. Tören başladı, saygı duruşu, İstiklal Marşımızın okunuşu, konuşmalar…
O da ne! Bu ne güzel tonlama ve vurgu! Bu ne güzel bir okuyuş! ATATÜRK adeta yaşatılıyordu. Arkadaşlar ve öğrenciler şaşkınlık içinde Faruk’u dinliyordu. Okul bahçesi bu coşkulu ve etkili sesle çınlıyordu…
Şiir bitti, küçük öğrencim, öğrettiğim gibi selamını verdi, sırasına geçti. İzleyenlerden bir alkış seli koptu. O zamanlarda 10 Kasım törenlerinde alkış yoktu, ancak kimse kendini tutamamıştı. Bir alkış tufanı içinde kalmıştı.
Ben heyecan ve sevinçten alkışlayamıyordum bile. Sonuç tahmin ettiğiniz gibi… Herkes şaşkın, ben gururlu, Faruk sevinçli, derslere girdik.
O gün bu gündür bu olayı, derse katılmakta zorlanan öğrencilerime anlatır, kendilerine güvenmeleri gerektiğini vurgular, azmedenlerin başaramayacakları derslerinin olmadığını söylerim.

Bu yazı toplam 966 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Hıdır UĞURSU
10 Şubat 2016 Çarşamba 13:03
13:03
Asıl öğretmenlik bu olsa gerek....
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim