• BIST 108.164
  • Altın 151,464
  • Dolar 3,6587
  • Euro 4,3309
  • Kocaeli : 25 °C
  • İstanbul : 21 °C
  • Sakarya : 25 °C

Öğretmenlikten en çok satılan erotizm temalı roman yazarlığına...

Öğretmenlikten en çok satılan erotizm temalı roman yazarlığına...
Son dönem yazarlarımızdan Pelin Özen’in yeni kitabı 70’ler Yağıyor Üstüme Usul Usul, Ocak 2015’te Cinius yayınlarından çıktı.

Roman türündeki ilk iki kitabında işlediği erotizm temasıyla dikkat çeken Pelin Özen, Türkiye’nin en cesur yazarı olduğunu iddia ediyor. Kendisiyle yazarlığı ve kitapları konusunda bir söyleşi yaptık.

 

Türk edebiyatında son yılların dikkat çeken yazarlarından Pelin Özen’le birlikteyiz. Pelin Hanım merhaba. Son kitabınızdan söz ederek başlayalım isterseniz.

Merhaba. Son kitabım 70’ler Yağıyor Üstüme Usul Usul iki ay kadar önce yani 2015 Ocak ayında çıktı. Anı türünde bir kitap.

 

Anı türünde olduğuna göre başınızdan geçenleri anlatmış olmalısınız, öyle mi?

Evet ama başımdan geçen her şeyi değil belli bir dönemimi anlattım, kitabın adından anlaşılacağı gibi 1970-1980 arası yıllarımı. O dönem Ankara’da İçcebeci’de yaşıyorduk, yaşadığımız sokağı ve çevreyi öne çıkararak yazdım o döneme ait anılarımı. Yalnız, pek çok anı kitabında görüldüğü gibi bugünden geriye bakıp di’li geçmiş zaman kullanarak değil o yıllardaki kimliğimle kaleme aldım, bir tür günlük gibi oldu yani.

 

70’ler Yağıyor Üstüme Usul Usul kaçıncı kitabınız?

Üçüncü kitabım. Daha önce yine Cinius Yayınları’ndan çıkan iki romanım var, ilk kitabım Alevli Geceler ve ikinci kitabım Suskun Ruhlar Ülkesi.

 

Bize onlardan da biraz söz eder misiniz?

İkisi de cinsellik öğesine vurgu yaparak ya da başka bir deyişle vitrine cinselliği koyarak temelde kadının karar alabilme özgürlüğünü savunan romanlar ki zaten insan hayatındaki en etkin ve belirleyici özgürlük karar alabilme özgürlüğüdür.

 

Yani asıl amacınız cinsellik konusunu işlemek değildi, bunu bir araç olarak kullandınız öyle mi?

Aynen öyle. Aslında zor bir yol seçtim. Çünkü basitleşmeden, edebi dili koruyarak erotizm yazmak hiç de kolay bir iş değil. Edebi zorlukları bir yana, Türkiye’de bir kadın yazar olarak, üstelik devlet memuru iken bunu yapmak, işi tamamen risk haline getiriyor. Epey cesaret gerektiren bu işi yaptığım için kendimi Türkiye’nin en cesur yazarı ilan ediyorum.

 

Devlet memurluğu meselesini açıklayabilir misiniz?

Yirmi yıl boyunca devlet okullarında edebiyat öğretmenliği ve idarecilik yaptım. İlk kitabım Alevli Geceler’i emekli olmadan iki yıl önce, 2012 Mayıs’ında çıkardım. Yani, henüz devlet memuru iken erotik temalı bir roman yayımladım. Şimdi ise emekliyim, özgürüm ve sadece yazarlık yapıyorum.

 

Emeklisiniz, özgürsünüz, sadece yazarlık yapıyorsunuz, peki nasıl hissediyorsunuz kendinizi?

Çok iyi hissediyorum. Kafamın içinde hep kitaplar, kitap projelerim var. Bir anı kitabı daha yazacağım örneğin, öğretmenlik dönemimin anılarını. Sonra romana döneceğim tekrar, tarihi roman yazma arzum var, bu amaçla okumalar yapıyorum yoğun biçimde. Ayrıca yazarlığımın Nirvana’sı olacağını tahmin ettiğim, “bilinç akışı” tekniğini özgün biçimde kullanmayı planladığım bir roman projem var. Bu tekniğin ustası ve benim de hayranı olduğum yazara, rahmetli Oğuz Atay’a ithaf etmek istiyorum onu. Kitap yazarlığının dışında beş yıldır yayımladığım www.yatanmilletbatarya.com adında bir mizah gazetem var, onun da her şeyini ben hazırlıyor, yazılarının neredeyse tamamını ben yazıyorum.

 

Yazar olmak nasıl bir duygu? Nasıl bir iş?

Müthiş bir duygu. Muktedir olma duygusu en başta. Dile, sözcüklere hâkimsiniz, onların efendisisiniz. Bu çok zor bir iştir, dili iyi kullanmak yani. Mütevazı olmayacağım bu konuda, doğrusu bu benim çok iyi yaptığım bir iş. Ama sadece dili iyi kullanmak yetmez, iyi bir anlatıcı ve çok çok iyi bir kurgucu olmalısınız. Özellikle roman yazarken kurgulama ya da daha doğru bir terimle olay örgüsü çok önemli. Zaten kitabınızı okutacak olan unsurlar bunlardır: Başarılı, güzel, özgün cümleler ve çok sağlam bir olay örgüsü. Ayrıca, insanların düşüncelerini ve hatta davranışlarını etkileyebiliyorsunuz yazdıklarınızla, bunun nasıl bir güç olduğunu düşünsenize. Ben özellikle ilk kitabımda yazdıklarımla birkaç kişide davranış değişikliği gerçekleştirdiğime tanık oldum. Ürpertici değil mi?

 

Kitabı okutmaktan söz ettiniz, galiba böyle bir tartışma var: Okunan kitap mı satan kitap mı şeklinde. Ne düşünüyorsunuz bu konuda?

Meselenin ince noktası bu tabii ki. Günümüzde kitap ticari bir ürün, kitap pazarlayanlar çok satmayı ve para kazanmayı istiyorlar. Alıcı ise neyin değerli olduğuna değil neyin popüler ve göz alıcı olduğuna bakıyor. Söz aramızda, kitaptan anlayan, iyi kitabı ayırt edebilen kitle pek kalabalık değil, zaten iyi yazabilen yazar da çok az. Yazarların küçük bir bölümü iyi yazıyor, büyük bölümü ise iyi yazdığına inandırıyor ya da yayınevleri okuru buna inandırıyor, diyelim. Ben çok iyi bir yazarım ve satmak için yazmayı değil yazdıklarımla satmayı istiyorum. Günün birinde Türk edebiyatının iyi yazarları listelenirken ilk beş içinde gösterilmeyi hedefliyorum. Elbette yazma başarısı ve kalite anlamında.

 

Kitaplarınızı yayımlatmak için Cinius’u seçmenizin nedeni nedir?

Bu işe geç başladığım için, zaman benim açımdan çok önemli. Kitabınızı klasik yayınevlerinden biriyle çıkarmak çok zaman isteyen ve çok yorucu bir süreç. Ayrıca, muteber sayılan birçok yayınevinin yeterince profesyonel davranmadığını düşünüyorum, basacakları kitapları seçerken hangi kriterlerle hareket ettiklerini anlayamıyorum. Cinius benim istediğim gibi bir yayınevi; ne istediğimi özgürce anlatabiliyorum, o benim ne istediğimi anlıyor, dürüst, hızlı, özenli ve profesyonel çalışıyor, telif hakkımı almıyor ve kitabın satışından çok iyi bir yüzde veriyor. Daha ne olsun? Bu arada çok önemli bulduğum bir bilgi vermek isterim; yeni bir yayınevi ile anlaşma imzaladım, birkaç ay içerisinde kitaplarım başta Amerika olmak üzere dünyanın belli merkezlerinde basılıp dağıtılacak, Alevli Geceler’den başlayarak İngilizce ve Fransızca çevirileri de yayımlanacak. Dünya yazarı olmak için adım attım yani.

 

Öyle mi? Gerçekten çok güzel. Bize zaman ayırdığınız için teşekkür ediyor, yazarlık yaşamınızın başarılarla sürmesini diliyoruz Pelin Hanım.

Ben de bu güzel söyleşi için çok teşekkür ediyorum.

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim