• BIST 90.182
  • Altın 147,357
  • Dolar 3,6478
  • Euro 3,9515
  • Kocaeli : 11 °C
  • İstanbul : 13 °C
  • Sakarya : 11 °C

OHAL Kararnamesi yetkisi hoyratça kullanılıyor

Ruhittin Sönmez

Olağanüstü Hal Kanununun hükümete sağladığı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) çıkarma yetkisi maksadı dışında bir “keyfi yönetim” aracı olarak kullanılıyor.

TBMM Hükümete OHAL Kararname çıkarma yetkisini “olağanüstü hal’in gerektiği konularda” kullanması için verdi.

Anayasa Mahkemesi eski kararlarında OHAL kararnamesi çıkarma yetkisinin “acil (ivedi), zorunlu önlem ve karar alma ihtiyacı doğduğunda” kullanılabileceği açıklanmıştı.

Şimdi son KHK’ler ile alınan kararlardan bazılarına bakalım. a) Olağanüstü Hal’in gerektiği konularda mı alınmıştır? b) Acil, zorunlu tedbir veya kararlar mıdır?

Varlık Fonu, rektör seçimi, kış lastiği uygulaması, Bölge Mahkemeleri, TSK’nın kuvvet komutanlıklarının MSB’na bağlanması, Askeri Liselerin ve Hastanelerin kapatılması, Bankacılık Kanunu gibi düzenlemelerin aciliyeti neydi? Terörle ve darbe ile ne alakası vardı? Neden TBMM’de görüşülerek kanunlaştırılmadı da KHK ile düzenlendi.

Bir kısım FETÖ şüphelisi kamu görevlilerinin açığa alınmasının KHK ile düzenlenmesi terörle ilişkili ve acil tedbir sayılabilir. Ancak yüzbin kişi civarında memur, “terör örgütü üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu gerekçesiyle”, yargılanmadan memuriyetten atıldı. Bu neden yapılıyor ve neden, adalete erişim hakkını kapayarak mahkemeye gitmesi engellenerek, KHK ile yapılmakta?

Seçim kanununda değişiklik neden KHK ile yapılmakta? Kanun yapılması Meclis’in görevi değil mi?

Terörle, darbe ile alakasız böyle konuların aciliyeti de söz konusu değil.

Seçim Kanununun, seçim ve referandum dönemlerinde özel TV’lerin adil yayıncılık yapması için konulmuş hükümlerini kaldırmak iyi niyetle bağdaşmaz. Üstelik bunu KHK ile Meclis’te ve toplumda tartışılmadan yaparsanız demokratik bir zihniyetinizin olmadığını ilan etmiş olursunuz.


 

HÜKÜMETLE UYUMLU YARGIDAN KUVVETLER BİRLİĞİNE

OHAL Kararnameleri yetkisinin hoyratça kullanılmasına sebep olan ilk adım, “Hükümetle uyumlu hale getirilmiş” Anayasa Mahkemesinin (AYM’nin), “hiçbir şekilde OHAL kararnamelerine karşı dava açılamayacağı” kararı ile atıldı.

Oysaki AYM eski kararlarında (1991)  “Olağanüstü Hal’in gerektirdiği konuların dışında OHAL kararnameleriyle düzenleme yapılamayacağına, kalıcı kanunların OHAL kararnameleriyle değiştirilemeyeceğine” karar vermişti.

“Hükümetle uyumlu hale getirilen yargının” ne demek olduğu böyle kararlarla açığa çıkıyor. “Bağımsız ve tarafsız yargı” kavramının ne kadar hayati önemi haiz olduğu daha iyi anlaşılıyor.

AYM’nin 15 üyesinin 12’sini Partili Cumhurbaşkanının seçeceği bir sisteme “evet” demenin maliyetinin çok ağır olacağını gösteren işaretler bunlar.

HSK’nın 13 üyesinin tamamını (7’sini doğrudan, 6’sını dolaylı olarak) Cumhurbaşkanının seçtiği yargı bağımsız ve tarafsız olabilir mi?

Kuvvetler ayrılığı ilkesinin olmadığı hiçbir sistem demokratik olamaz. Kuvvetler birliği yani yürütme, yasama ve yargı güçlerinin tek elde toplandığı sistemler de sadece diktatörlük veya otoriter yönetimler yaratır.

Daha tek adam rejimini getirecek Cumhurbaşkanlığı Sistemine geçmedik. Şimdiden KHK’lar ile böylesine pervasız, bu kadar hoyratça düzenlemeler yapmaktan çekinmeyenler, bir de istedikleri sistem gelirse neler yapabilir? Düşününce ürperiyorum.


 

NE İYİ KOMŞUMUZSUN SEN PUTİN ABİ

24 Kasım 2015’de Rus uçağını, 17 saniye süreyle, sınırımızı geçmesi sebebiyle düşürdük, olayda 2 Rus pilot da öldü. O zaman tarafların tavrı çok farklı olmuştu. Putin’in sert tepkilerinden, “bu olayı bir milli gurur meselesi yapacağı ve mutlaka intikamını alacağına” dair yorumlar yapılıyordu. Putin’in KGB’den yetiştiği ve karakterinin sertliği bu görüşe delil gösteriliyordu.

Rusya’nın tepkisini çekmemek için sınır dışına uçak uçuramaz olmuştuk.

Buna karşılık yandaş medya, Rusya’ya karşı “dik duruşumuzu” öven, Ruslara karşı atarlanan yazılarla milli gururumuzu okşamaya çalışıyordu.

Konjonktür çok hızlı değişti. Türkiye- ABD arasında güvensizlik hâkim oldu. Türkiye Rusya’dan / Putin’den özür diledi. Rusya’nın da Türkiye’yi kendi cenahına çekmeye çalışması sebebiyle Türk-Rus ilişkileri düzelmiş görünüyordu. Rus turistler gelmeye, Rusya’ya sebze meyve ihracatımızın yolları açılmaya başlamıştı. Hatta Suriye’de IŞİD’e karşı ortak operasyon düzenliyorduk.

Ancak Suriye’de ortak operasyon yaptığımız Rusya askerlerimizin bulunduğu Türk Tank Birliğinin karargâhını bombalayarak, “dost ateşiyle” 3 askerimizi şehit etti. 11 askerimiz yaralandı.

Bu defa Türkiye’yi yönetenler Rusya’nın “üzüntüsünü beyan etmesini” yeterli buldu. Türkiye Hükümeti üyeleri daha incelemesi yapılmadan “olayın tamamen kaza olduğuna” dair beyanlar veriyor.

Yandaş medya ise  “sen ne iyi komşumuzsun Putin Abi” güzellemeleri yapmakta.

Bunun bir kaza olmasını gönülden diliyorum.

Ama kafamdan bir şüpheyi de bir türlü atamıyorum:

Acaba Putin düşürülen uçak konusunda Türkiye’ye özür dilettikten ve bu olayı kullanarak Suriye politikasını lehine şekillendirdikten sonra, şimdi de düşürülen uçağının intikamını mı aldı?

Yoksa “ABD’ye yanaşırsan böyle olur” uyarısı mı yaptı?


 

MERAL AKŞENER’DEN ÇOK KORKUYORLAR

MHP Genel Başkan adayı Meral Akşener'in Çanakkale’de referanduma ilişkin toplantısı engellenmek istendi. Otel yönetimi elektrikleri keserken, salona çevik kuvvet girdi.

Buna rağmen Akşener, salonu terk etmeyen ülkücülerin telefon ışıklarıyla aydınlattığı salonda, megafonla konuştu. 

Haftalar öncesinden planlanan organizasyonla ilgili gerekli izinler alınmasına rağmen yapılmaya çalışılan bu engelleme birilerinin ne kadar korktuğunun göstergesi.

Bu kadar hoyratça ve pervasızca yapılan hukuk dışı uygulamalar kesinlikle ters tepecektir.

Çok korkmuş olmasalar bu kadar aptalca bir uygulama yapmazlardı.

Yapılanların Meral Akşener’in kampanyasına destek olacağını görebilmeleri gerekirdi.

Engelleme girişimlerini değerlendiren Akşener “karanlıkları aydınlatmaya geldik” dedi.

"Ben kadın olarak korkmuyorum siz erkek olarak korkmaya utanmıyor musunuz?" şeklinde tepki gösterdi.

Akşener, “Sayın Cumhurbaşkanı unuttunuz mu size şehirlere almazlardı, unuttunuz mu şiir okuduğunuz için hapse atılmıştınız. Bu millet sizi önce Başbakan sonra Cumhurbaşkanı yaptı. Şimdi aynı şeyleri bize uyguluyorsunuz. Allah'ın izniyle 16 Nisan'da 80 milyon kere "hayır" diyeceğiz” dedi.

Bu yiğit çıkışın, lider tavrın kamu vicdanında yansıması görünmeye başladı bile.

Meral Akşener iktidarın ötekileştirdiği Türkler için tek umut haline geldi.


 

 

Bu yazı toplam 878 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim