• BIST 82.363
  • Altın 146,538
  • Dolar 3,7764
  • Euro 4,0385
  • Kocaeli : 5 °C
  • İstanbul : 8 °C
  • Sakarya : 5 °C

OHAL’İN BU HALİMİZE ETKİSİ

Ayşe SARIZEYBEK

15 Temmuz’dan beridir yaşadığımız tedirginlik dolu günler, bireysel psikolojimiz üzerinde olumsuz etkiler yaratmaya devam ediyor. Belirsizlik, kaygı, ölüm haberleri iç dünyamızdaki tük korkuları ayağa kaldırdı. Hafta içi olur olmaz nedenlerle kavga eden insanlara tanık oldum. Tahammül eşiğimiz yerlerde geziyor. Sanki hepimiz, patlamaya hazır şekilde geziyoruz. Birisi bir şey dese de bağırsam gibisinden. Kafelerde, çay bahçelerinde otururken yapılan tek şey darbe analizi sanki. Cevaplandırılamamış birçok soru varken, oturduğumuz yerde bunlara cevap aramak bir labirentin içinde kaybolmaktan başka bir şey değil. Kendimizi daha çok kaygıya sürüklemekten başka bir şey değil.

İnsanoğlu yaratıldığından beri geleceği hep merak eder. Bu merakı nedeniyle falcılara, kahinlere, medyumlara ilgi duyar. İnsanin doğasından gelen bu duygunun var olma nedeni, güvenlik kaygısından başka bir şey değildir. Evet, yanlış okumadınız. Sadece güvenlik kaygısıdır. Önceden bilerek, geleceği kontrol altına alabileceğini zanneder. Geleceği kim kontrol altına alabilir diye düşünmenizi rica ediyorum. Dünyanın en güçlü devletlerine bakın, onca istihbarat, gelişmiş teknolojiye rağmen onlarda da darbe olmasa bile suikastler, ihanetler olmuyor mu? Elbette ki oluyor. Toplumsal güvenlik için tedbir almak, bunun için istihbarat yapmak bir devletin asli ve birincil görevidir. Bunun için kurulmuş kurumlar vardır. Buralarda çalışan binlerce insan vardır. Vatandaş olarak görevimiz, etrafımızda gördüğümüz olağandışı bir durum varsa, bunu devletimizin güvenlik güçlerine bildirmektir. Kendimizi güvenlik görevlisi zannetmemektir. Bizim güvenliğinden sorumlu olduğumuz birincil kişiler, eşimiz, çocuğumuz, annemiz, babamız kısaca ailemizdir. Biz, ailemizin güvenli ve huzurlu yaşamasında sorumluluk sahibiyiz. Tıpkı ailemize olan sorumluluğumuz gibi, devletimizin de bize olan sorumluluğu vardır ve yerine getirmektedir. OHAL, sadece bu haldir.

Sizlere çok eski bir hikaye anlatmak istiyorum. Yaklaşık M.Ö. 341’li yıllarda İstanbul’da geçtiği rivayet ediliyor.

Kehanete göre krala kızının 18’ine bastığında bir yılan tarafından sokularak öleceği söylenir. Bunun üzerine kral denizin orta yerine bu kuleyi inşa ederek çaresizce kızını buraya kapatır.  Hatta ve hatta yılan tehlikesine karşı birçok önlem alınır. Bir gün Kral’ın kızı hastalanır, ateşlenir ve yataklara düşer bunun üzerine tüm hekimler seferber olur, ancak çare bulunamaz en sonunda bir hekim Kral’ın kızını iyileştirir ve Kral o günü bayram ilan eder. Kutlamalar, törenler ardı arkası kesilmez. Kuleye gönderilen üzüm sepeti hesaba katılmamıştır bu sepetin içinde küçük bir yılan vardır ve Kral’ın kızını sokar. Kral kızına Ayasofya’nın üzerinde bir tabut yaptırmıştır ve rivayete göre yılanın kızı hala rahatsız ettiği söylenmektedir.

Kıssadan hisse, olacak olan olur. Peygamber Efendimiz de önce tedbir, sonrasında tevekkül diyerek buna işaret eder.

Ruh sağlığınızı önemsiyorsanız, sadece günde bir kez güncel durum bilgisi almak için haber dinlemeniz; günlük yaşamınızda darbe dedikoduları konuşmamanız; doğal rutininizin içine sevdiğiniz, sizi mutlu eden şeyleri daha fazla ilave etmeniz gerekmektedir. Bütün gün darbe konuşan insanlar haline devam edildiği takdirde, yakın zamanda ruh sağlığı tamamen bozulmuş, tahammülsüz ve saygısız, kendi cehennemini yaratmış bir toplum haline geleceğimiz günler yakındadır. Oysa biz kendi cennetimizi yaratmakla yükümlüyüz.

Kainatın yaratıcısı Allah bile, kulunu cehennemden sakınmak için, onca tedbir almışken, benim kendime cehennem yaratmak biraz hadsizlik olmaz mı, ne dersiniz?

Sevgiyle, huzurla, neşeyle kalın.

 

Bu yazı toplam 879 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim