• BIST 82.300
  • Altın 147,981
  • Dolar 3,8287
  • Euro 4,0719
  • Kocaeli : 6 °C
  • İstanbul : 7 °C
  • Sakarya : 6 °C

Öküzlüğün alemi yok!

M.Tanzer Ünal

İnternette çok dolaşan bir fıkra.
Tam günümüzün Türkiye’sini anlatıyor.
Okuyun, bana hak vereceksiniz!

Ormanın birinde aslanlar toplanmış.
“Yahu” demişler “hesapta kralız, açlıktan öleceğiz birader…
Maymuna saldırsak, ağaca kaçıyor.
Fillere saldırsak, fazla büyük.
Ceylanlar hızlı, yetişemiyoruz.
Kuşa dalsak uçuyor.
Eee balık yakalayacak halimiz de yok.
Ne yapsak?”
Bir tanesi “En iyisi öküzlere saldıralım” demiş, “iri yarı görünüyorlar, ama ne pençeleri var, ne dişleri diş… Tam dişimize göre!”
Olur mu, olur…
Hücum.
Ama evdeki hesap çarşıya uymamış.
Öküz, öyle yabana atılacak hayvan değilmiş meğer.
Organize oluyorlar, topluca savunma yapıyorlar, püskürtüyorlarmış.
Aslanlar aç.
N’apsak, n’apsak?
“Tilkiye danışalım” demişler.
Tilki, “Kolay” demiş, “beni, öküzlerin yaşadığı zengin otlakların prensi yapın, işinizi halledeyim…”
Kabul etmişler.
Tilki, elinde beyaz bayrakla öküzlere gitmiş, “Saygıdeğer öküzler” demiş, “aslında aslanlar uysaldır, sizi de çok seviyorlar. Ama şu aranızdaki sarı öküz var ya, sarı öküz, işte sorun o. Görünce tahrik oluyorlar, canları çekiyor, verin şu sarı öküzü, kurtulun! Huzur içinde yaşayın!”
“Öküz heyeti” düşünmüş, taşınmış, “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” mantığıyla verivermişler sarı öküzü.
Aslanlar da afiyetle yemiş.
Bir gün, iki gün…
Tilki yine gelmiş.
“Bakın, gördüğünüz gibi saldırılar kesildi, mutlu mutlu yaşıyorsunuz” demiş ve eklemiş:
“Ama şu var ya, şu benekli öküz. O burada olduğu sürece size rahat yüzü yok. Canları çekiyor, verin kurtulun!”
“Öküz heyeti” düşünmüş.
Otlağın selameti için, teslim etmişler benekli öküzü.
Üç gün, dört gün…
Tilki gene gelmiş.
“Kuyruğu uzun” olanı…
“Burnu beyaz” olanı…
“Tombul” olanı…
Tek tek alıp gitmiş.
Otlak seyrelmiş.
Semirmiş aslanlar.

Günlerden bir gün, artık tilki gelmemiş.
Gerek kalmamış çünkü.
Doğrudan aslan gelmiş, “Hanginizi istiyorsam, canım hanginizi çekiyorsa, onu vereceksiniz. Adamı hasta etmeyin!” demiş.
Otların arasında tir tir titreyen, tek tük kalmış öküzler, “Keşke sarı öküzü vermeseydik” demişler, ancak iş işten geçeli çok olmuş.
Öküzler, “öküzlük” yaptıklarını anlamışlar, ama nafile.

Bir süredir ülkemizde olup bitenleri şöyle bir gözünüzün önüne getirin!
Direnenler, bir bir içeri alınıyor.
Toplumun direnç noktaları tek tek kırılıyor.
Askerler, profesörler, yargı mensupları, gazeteciler hapiste.
“Geride kalanlar”ın sesi soluğu çıkmıyor.
Sonunda sıranın kendilerine de geleceğinden habersizler.
“Yırttık” sanıyorlar.
“Keşke tutuklamalara sessiz kalmasaydık” diyecekler…
Fıkradaki gibi “öküzlük” yaptıklarını anlayacaklar…
İş işten geçmiş olacak…

Yazıyı bitirirken, ünlü Alman şair ve tiyatro yazarı Berlolt Brecht’in başından geçen olayı kendi kaleminden aktarayım:
“Naziler önce komünistleri tutukladılar.
Komünist değilim, diye ses çıkarmadım.
Sonra Yahudileri tutukladılar.
Yahudi değilim dedim, sesimi çıkarmadım.
Sosyal demokratları tutukladılar.
Savunmak bana mı kaldı, dedim sesimi çıkarmadım.
Sıra bana geldiğinde…
Etrafta tutuklanmama ses çıkaracak kimse kalmamıştı.”

Son pişmanlık fayda etmez.
İsterseniz, bugünden itibaren Türkiye’de olup bitenlere daha duyarlı olun!

Raif KANDEMİR’den
Garip oyun

Gece kapı çalmış. Yaşlı bayan kapıyı açmış. Kapının önünde iyi giyimli iki küçük çocuk, ellerinde bazı kalemlerine çarpı konulmuş uzun bir liste, sırtlarında da zor taşıdıkları bir torba. “Teyzeciğim” demiş biri, “Çöp toplama oyunu oynuyoruz. Bize dana pirzolası kemiği, kullanılmış karbon kağıdı, bir de mor kağıt havlu kutusu lazım… Bunları da bulabilirsek 1 dolar kazanacağız..! Kadın “Oh..!” demiş, “Bu saçma sapan şeyleri bulma oyununa sizi kim başlattı ki?” Küçük çocuk, “Annemle babam baloya gittiler…” demiş, “Gece bize bakmak için gelen kızın erkek arkadaşı..!”

Tuvalet nerde?
Kolları olmayan adan, bara gelip bir bira istemiş. Barmen köpüklü bir bardak doldurup uzatmış kolları olmayan adama, “Affederseniz, kolum yok” demiş adam, “Bardağı ağzıma dayayıp içmeme yardım eder misiniz?” Barmen “Ne demek, tabii” demiş ve denileni yapmış. “Şimdi” demiş adam, “Pantolon cebimden mendilimi çıkartıp ağzımı siler misiniz?”
Barmen adamın mendilini bulup silmiş ağzını. “Çok naziksiniz. Ama son bir şey daha var… Erkekler tuvaleti nerde?” Barmen “Dı… Dışarıda…” demiş önüne bakıp kaçarcasına uzaklaşarak, “Dışarı çıkıp dümdüz yürüyün, iki kavşak sonra köşede benzinlik var…”

Bu yazı toplam 2133 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim