• BIST 96.400
  • Altın 144,302
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,0009
  • Kocaeli : 14 °C
  • İstanbul : 18 °C
  • Sakarya : 14 °C

“Olacak o kadar” ve Levent Kırca…

M.Tanzer Ünal

Dün sabah kahvaltı ederken, birden ekranda karşıma çıktı.
HABERTÜRK’te, Bedia Ceylan Güzelce’nin Skala programında soruları cevaplandırıyordu.
Epeydir ekranlara çıkma fırsatı bulamadığından, söylemek istediklerini makineli tüfek gibi sıralıyordu.
Beğenirsiniz, beğenmezsiniz…
Levent Kırca, ülkemizin yetiştirdiği önemli sanatçılardan biridir.
Ancak ne yazık ki, bir süredir “sanatını icra etme” olanağı bulamıyor.
TV kanalları, kendisine kapalı…
Nedeni malum…
İktidarı ve Recep Tayyip Erdoğan’ı eleştirmek…
******
Levent Kırca ismi, sizde ne çağrıştırır?
“Olacak o kadar” televizyon programlarını değil mi?
Grup Gündoğarken tarafından bestelenen giriş müziği hala kulaklarımda.
Ekranların klasiği haline gelmişti.
Tam 22 yıl yayınlandı.
Levent Kırca’nın yarattığı ve oyuncu kadrosunun başında bulunduğu, halkın sorunlarını anlatan bir eleştirisel güldürü programıydı.
Programda, 6-7 dakikalık skeçlerle Türkiye’de yaşanan güncel komik ve trajikomik olaylar anlatılırdı.
O zamanlar ülkemizde bir hoşgörü ortamı vardı.
Sanata ve sanatçıya değer verilirdi.
Sanat için gerekli olan özgürlük ortamı, her şeye rağmen vardı.
Ya şimdi?
Levent Kırca’yı dinleyelim!
“Eskiden sıkıyönetim var, kitaplar yasaklanıyor derdik. Şimdi sıkıyönetim yok, ama enteresan bir şey var. Taslaklar yasaklanıyor. Taslak tasarlamış evinde, taslak yasaklanıyor. Ben şimdi 61 yaşındayım, bir yaşıma daha giriyorum.
Türkiye artık böyle bir ülke oldu.
Dünya çapındaki bir heykeltıraşın, bakmışsınız heykeli yıkılıyor.
Sanatçılar, sanatlarını özgürce yerine getiremiyorlar.
Kendimden örnek vereyim.
“Olacak o kadar” programım yayından kaldırıldı.22 yıl devam eden programdı.22 yılda kimleri oynamadık ki? Süleyman Demirel, Tansu Çiller, Bülent Ecevit, Turgut Özal… Cumhurbaşkanları, başbakanlar… Hepsini oynadık bunların. Hatta çok enteresandır. Etkinleştirdiğim, mizahını yaptığım insanlar ertesi sabah telefon açarlardı. Tebrik ederlerdi, kendimden ders çıkardım, derlerdi. Turgut Bey de, Süleyman Bey de kaç defa aradı.
Hatta bir keresinde, Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı ile yardımcısı Çevik Bir’i oynadım. Kanal endişelendi. Dediler ki, ya askerleri, darbeleri marbeleri oynuyorsun… Ertesi gün Karadayı Paşa telefon açıp kutladı.
Demek istediğim, o zamanlar bunları yapabiliyorduk. Ama şimdi, ufak bir şeyden küt program sizlere ömür…
Bugün resimler yasaklanıyor, heykeller kırılıyor, karikatürcülere davalar açılıyor. Bunları tasvip etmiyoruz. Sanat, özgürlük ister. Sanatçının eleştirisinden kimseye zarar gelmez. Eleştiri, insanları ve toplumları geliştirir.
Başbakan’ın yerine olsam, bana bir telefon açtırırım. Gel kardeşim bunu TRT’de yap. Halk da der ki, vay be başbakana bak. Olacak o kadar programını TRT’de yaptırıyor.
Biraz demokrat olmak lazım! Adam seni çizmiş. Çiz kardeşim!
Süleyman Demirel’i oynadığım yıllar… Çadırım yıkıldı. O zamanlar kredileri sokakta dağıtmazlardı. Süleyman Bey duymuş, kredi için talimat vermiş. Süleyman Bey’e, efendim ben size muhalifim, size oy da vermiyorum, dedim. Bana, sen benim sevdiğim bir sanatçısın, al parayı, dedi. Hazır parayı almadım. Ama adamın sanata bakışına bak.”
*******
Levent Kırca, önceki dönemi ve AKP dönemini, sanatçı açısından ne kadar net anlatıyor değil mi?
Şu ifadeye bakın!
“Sıkıyönetim dönemlerinde bile bu kadar baskı yoktu.”
Günü, hep birlikte yaşıyoruz da…
Geçmişi unuttuk.
Türk toplumunun, geçmişle ilgili hafızası 3 ay imiş.
Üç ay öncesini, kafasından siliyormuş.
Biz gazetecilerin “geçmiş bellekleri” daha iyidir.
Çünkü, dün ile bugünü sürekli harmanlıyoruz.
En son örnek bile, Türkiye’de toplumun ne derece baskı altında bulunduğunu, açık seçik ortaya koyuyor.
TÜSİAD olayı…
TÜSİAD, bugün ülkemizin en büyük ve en etkin sivil toplum kuruluşu…
Eğitim sistemimizdeki bir hükümet tasarrufu konusunda görüşünü açıkladı.
Vay, sen misin konuşan!
Başbakan Erdoğan, TÜSİAD’ı “çocuk azarlar gibi” azarladı.
İnanılmaz bir tavır…
“Siz kendi işinize bakın!”
Olacak şey mi?
Konuşmak, görüş açıklamak yasak mı?
Özgür ülkelerde, isteyen, istediği gibi görüşünü açıklar.
AKP iktidarının, tartışmayı bırakın, farklı sesler duymaya dahi tahammülü yok.
Böyle demokrasi olur mu?
Getirmeyi vaat ettikleri ileri demokrasinin adı, gerçekte diktatörlük mü yoksa?
******
Levent Kırca, televizyon konuşmasında diyor ki, “Ne olur sanki, başbakan bana telefon ettirse de, olacak o kadar oyununu, gel TRT’de oyna dese…”
Daha çok beklersin Levent Kırca, çoookk…

Bu yazı toplam 1577 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim