• BIST 107.324
  • Altın 143,294
  • Dolar 3,5602
  • Euro 4,1499
  • Kocaeli : 27 °C
  • İstanbul : 27 °C
  • Sakarya : 27 °C

Olmasa da Olur muydu?

Nihal Özgirgin


10 Kasım münasebetiyle geçtiğimiz haftalarda şahit olduğumuz ve uzun yıllardır milletin belli bir kesiminde düşünülen ancak son zamanlarda yaşanan gelişmelerle açıkça ifade edilen bir cümle “olmasa da olurdu”.

Bu konu ile ilgili en güzel yorumu 17.11.2013 tarihli Milliyet gazetesi Pazar ekinde değerli hocamız İlber Ortaylı köşesinde yapmış:

“Kurnazca bir slogan atılıyor: "Olmasa da olurdu." Bununla kimin tasvir edildiği açık. Türkiye toplumu çok garip Marksist diyalektik bir yana bazı solcuların determinist zorlama yorumlarıyla kırk yılın İslamcı düşüncesi olmadık yerlerde kesişiyor ve birbirine hasret iki nehir gibi buluşup yollarına devam etmek istiyorlar ama şairin deyişiyle, uyum sağlayamadıkları arazide buhar olup gidiyorlar. Çünkü ikisinin de özelliği “köksüzlük”.”

Ve devam ediyor:

“Sol düşüncenin arkasında ciddi bir tarih bilgisi ve hukuk mantığı, beşeriyetin halini ve geçmişi değerlendirecek bir metin birikimi olmadığı gibi sağcılarında ondan daha farklı bir durumu yok. Ahmet Cevdet Paşa’dan beri bu memlekette kimse bir Hamiddullah, bir Fazlurrahman veya bir İkbal aramasın. Bazı adamlar sanki ilahi senet yapmışlar, 1918’den sonraki felaketler nasıl olsa geçecekti diyorlar. Yani İzmir’in ve Bursa’nın Yunan ordusu yanında Venizelosçu saldırgan çetelerin elinde kalamayacağına, kimden işaret almışlar bilmiyoruz ama, “iman etmişler”. 1923’ten sonraki Türkiye’yi ise beğenmiyorlar. Gelişmenin alternatifi nasıl gelişirdi, gelişebilir miydi onun ciddi tartışması yok.”

Hamasi tartışmaların arka planına dair yapılan bu tespitlerin ardından meselenin can alıcı yönünü ise şu şekilde ortaya koyuyor:

“Tarih; olsaydı, olmasaydı ile yapılmaz. Olgun toplumlar tarihi yorumu malzemeyle, nesir yazıyla ve mantıkla yaparlar. Tarihin yakasına sarılıp hesap sormak, çulsuz ve tembel adamın kendi halinden babasını ve dedesini suçlaması kadar zavallılıktır. Tarihi oluşum bir toplumun kimliğidir. Kimliğin oluşumunu değiştirmek demek geçmiş zamana müdahaledir yani imkansızla uğraşmaktır ve abestir.”

“Maalesef dünya tarihine kapalı, okumuş grupların ülkesi olan bizim Türkiye’mizde sağcılar ve solcular tarihin bilançosunu çıkarmak yerine yakasına yapışmayı tercih ederler ve “olsaydı”yı şimdi de pekala olabilire çevirmek isterler. “Olmasa da olurdu” ise sokaktaki günlük dedikodu faraziyelerini yakın tarihe uygulamaya çalışan bir çabadır. Her düşüncenin yazıya döküleceği alan tarih olmamalıdır.”

Hocamızın konu hakkında söylediklerinin üstüne bir söz dahi ilave edemiyorum. Zira kendisi konuyu bilimsel bir gerçeklikle ele alarak çok güzel bir biçimde izah ediyor zaten.

Değerli okuyucular, bugünün bazı siyasi aktörleri “yeni Türkiye” sloganı ile yakın geçmişi "olsaydı -olmasaydı" gibi argümanlarla yargılarken şunu unutuyorlar: Geçmişi yargılamaya açık hale getirirseniz gün gelir sizin yaptıklarınız da geçmişin bir parçası olarak yargılanılabilecek duruma gelir.

Bir başka ifadeyle, İlber Hoca'nın dediği gibi tarih her düşüncenin yazıldığı bir alan olursa, o alanda gün gelir sövenler sövülen haline gelir.

Peki o zaman ne olacak?

Saygılarımla….

Bu yazı toplam 1169 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim