• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Kocaeli : 1 °C
  • İstanbul : 5 °C
  • Sakarya : 1 °C

Olmayan parayı harcaya harcaya bu hale geldik

M.Tanzer Ünal

Kendini bilmeme…
Kendini olduğundan daha büyük gösterme…
Her şeyi başarabileceğini sanma…
Bunlar nasıl duygular, bilmiyorum.
Demirel döneminde, güçlü ekonomi, “nurlu ufuklar” deyimiyle ifade edilirdi.
Süleyman Bey, ekonomimizi övdüğü zaman, “Yine nurlu ufuklar çizdi” derdik.
Günümüzde de Başbakan Erdoğan, ülkemizin ekonomisini öve öve bitiremiyor.
Yere göğe sığdıramıyor…
Avrupa batmış, Türkiye dimdik ayakta imiş.
Borcumuz varmış, ama borç “kredisi olana” verilirmiş.
Cari açık o kadar önemli değilmiş.
Halk, mutlu ve refah içinde yaşıyormuş.
Başbakan bunları söylüyor, ama bir de gerçekler var.
Sırıtan gerçekler…
Gizlenemeyen gerçekler…
Doğruyu söylemeyenlerin yüzüne “şamar” gibi inen gerçekler.
Allahtan, bazı hükümet üyeleri, bir kısım gerçekleri ağızlarından kaçırıveriyorlar.
Tıpkı geçenlerde Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın yaptığı gibi…
Ne demişti Babacan?
“Halkın yüzde 45’i gelirinden fazlasını, yani olmayan parasını harcıyor.”
Bundan daha çarpıcı bir ifade olur mu?
Bir gerçeğimizi açıkça söylediği için Babacan’ı kutluyorum.
Biz, borçla geçinenlerin oranını daha fazla tahmin ediyorduk, demek yüzde 45 imiş.
Rakamlar da ortada.
Öyle uyduruk rakamlar değil, resmi rakamlar…
Bankalararası Kart Merkezi’nin rakamları…
Şöyle…
2001 sonu itibariyle ülkemizde yaklaşık 14 milyon kart kullanılıyormuş.
Tarihe dikkat edin, AKP iktidara gelmeden önce…
10 yıl sonra, yani 2011 yılı sonu itibariyle kart sayısı kaç olmuştur dersiniz?
Tam 51 milyon 400 bin…
Nüfusa oranladığımız zaman, inanılmaz bir rakam.
Başka ayrıntılar da var.
Türkiye’de üreticilerin yüzde 54’ü harcamalarını tek kartla yapıyormuş.
Yüzde 25’i iki kartla, yüzde 21’i ise üç veya daha fazla kartla…
Kartla yapılan harcama 2005 yılında aylık ortalama 521 lira iken, bu rakam 2011 yılında 829 liraya çıkmış.
Anlayacağınız, tüketicilerin kartla harcaması yüzde 60 oranında artmış.
Bu rakamlar, her şeyi açıkça anlatıyor.
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın sözlerini de doğrular nitelikte…
Türk halkı, son 10 yılda kredi kartlarına mahkum edildi.
Millet, önündeki 3-5 yılın gelirlerini de harcadı.
******
Bir başka rakam…
Hani Türk ekonomisi şahlanmış gidiyordu ya…
Şu “protestolu senet” sayısındaki artışa bir bakalım.
Protestolu senet sayısı, 2012 yılının ilk iki ayında, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 16.7 artışla 157 bin 956 adet olmuş.
Protestolu senetlerin tutarı da yüzde 23.8 artmış, toplam 924 milyonu (trilyon) aşmış.
Demek, kriz bitmemiş.
“Teğet geçti” denilen kriz, 2008’den beri Türkiye’yi vurmaya devam ediyor.
*******
Türk ekonomisinin içinde bulunduğu kötü durumu gösteren bir başka değerlendirme daha var.
Ülke tasarruf oranı…
Ne demek tasarruf oranı?
Bir ülkede, özel sektör ve kamu sektörü olarak yapılan toplam tasarrufların milli gelire oranıdır.
Bu oran, 2002 yılında, yani AKP’nin iktidara geldiği yıl yüzde 20’lerde iken, şimdilerde yüzde 12-13’e kadar geriledi.
Bu ne demek?
Millet tasarruf edemiyor, demek.
Bırakın tasarruf etmeyi, geçinemiyor, demek.
Bir ülkede, tasarruf oranı düşük ise ne olur?
O ülkede doğru dürüst yatırım yapılamaz.
Yaparsın, başka ülkelerden borç alarak yaparsın.
Aynen Türkiye’nin son yıllarda yaptığı gibi…
Boğazına kadar borçlanırsın.
Kendini zengin sanırsın.
Sağda solda “güçlü ekonomi” palavraları atarsın.
Sonra?
Sonra gün gelir, gerçeklerle karşı karşıya kalırsın.
Tıpkı Yunanistan’ın şimdiki durumu gibi…
Peki, tasarruf oranı bizde yüzde 12.7 de, diğer ülkelerde ne kadar acaba?
Birkaç örnek vereyim.
Singapur’da yüzde 46.7.
Malezya’da yüzde 42.9.
Çin’de yüzde 42.7.
Güney Kore’de yüzde 32.8.
Hindistan’da yüzde 28.1.
Japonya’da yüzde 25.7.
Kanada’da yüzde 20.5.
Almanya’da yüzde 19.9.
Listeyi gördünüz.
Bizimkiler, “Büyüme oranında Çin ile yarışıyoruz” diyorlar.
Gülmek lazım…
Çin, kendi tasarruflarıyla, biz ise aldığımız dış borçla ve yaptığımız ithalatla büyüyoruz.
Ortalama tasarruf Çin’de 42.7, bizde ise 12.7…
Uçurumu gördünüz mü?
******
Kendi kendimizi aldatmayalım.
Tuttuğumuz yol, yol değil.
Ayağımız artık yere bassın.
Bir de, halka doğruları söyleyelim.
“Yalancı bahar” şarkılarıyla halkı aldatmayalım.

Bu yazı toplam 845 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim