• BIST 107.269
  • Altın 143,382
  • Dolar 3,5630
  • Euro 4,1658
  • Kocaeli : 33 °C
  • İstanbul : 30 °C
  • Sakarya : 33 °C

Ölümünün 74.Yılında

Tarık Bağdat

Türk ulusunu bağımsızlığa kavuşturan, onu çağdaş uygarlığın ayrılmaz bir parçası gören ve çağdaş uygarlık düzeyine çıkaran, adı ve eserleri sonsuza kadar yaşayacak olan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ölümünün 74. yılında geçtiğimiz cumartesi günü tazim ve rahmetle andık.
10 Kasımlar, günümüzde O’nun aramızdan ayrılışının anma ve matem günü olmaktan çok, bize bıraktığı eserlerin zenginleştirilmesinin unutulmamasına ve yeni nesillere iyi anlatılmasına vesile olması gerekmektedir. Çünkü 10 Kasımların Atatürk’ün 57 yıllık hayatını, mücadelesini, milletimize kazandırdıkları ve kazandırmak istediklerini doğru anlama bakımından önemi büyüktür.
Mustafa Kemal Atatürk, savaşlardaki başarılarıyla büyük asker, yönetimiyle büyük bir devlet adamı; görüşlerindeki sağlamlık, doğruluk, geçerlilik, uluslar arası ilişkilerde güvenirlik, barış ve insan severlik değerleri ile de evrensel bir kişidir.
O’nunla aynı çağda yaşamış bir çok lider, gerek kendi milletleri, gerekse dünya için endişe ve korku kaynağı oldukları için, bugün ya unutulmuş ya da kötü miraslarıyla anılır olmuştur. Atatürk ise, sevgi ve saygı uyandırarak, Türk milletini, çağ ile tanıştırmaya gayret edip varlığını teminat altına almaya yöneltmiştir.
Sadece 10 Kasım’larda değil, gerçek manada düşünce ufkumuzda, Atatürk’ün mücadele azmi, bizlere yüklediği sorumluluklar ve gösterdiği hedefler tekrar tekrar Türkiye Cumhuriyeti devletinde yaşayan tüm halkımız tarafından konuşulmalıdır.
Ülkemizin en zor anında bile düşünüp ortaya koyduğu milli hedef ve stratejilerin hatırlanması, bu tür çabaların anlam ve değerinin çok iyi bilinmesi gerekmektedir.
Akılcı ve yaratıcı düşünen, kendine güvenen ve sorumluluk sahibi, özgür bireylerin oluşturduğu çağdaş, Kendi ifadesiyle “muasır medeniyet seviyesini yakalayıp onu aşan” bir toplum yaratmayı amaçlayan Atatürk’ün özümsenmesi, devlet ve toplum hayatına getirdiği ilkelerin dogmatik değil, akılcılığa ve bilimciliğe dayalı bir şekilde yorumlanması ve benimsenmesiyle mümkün olabilir.
‘’Ben, manevî miras olarak hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevî mirasım, ilim ve akıldır. Benden sonrakiler, bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü müşkülât önünde, belki gâyelere tamamen eremediğimizi, fakat asla taviz vermediğimizi, akıl ve ilmi rehber edindiğimizi tasdik edeceklerdir. Zaman süratle dönüyor, milletlerin, cemiyetlerin, fertlerin saadet ve bedbahtlık telâkkileri bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve ilmin gelişimini inkâr etmek olur.’’ Sözünü unutmamak gerekir.
Atatürk'ün gösterdiği yolda ilerleyebilmek, yani çağdaş medeniyeti yakalayıp aşabilmek, kendimizi çağdaş dönüşümlere göre yenileyebilmek, tahlil ve yaklaşımlarımızı klişelerden arınmış, açık bir zihinle yapabilmek, mücadelemizi Mustafa Kemal’in irade gücü, azmi, bağımsızlık aşkı, cesareti, disiplini ve kararlılığıyla gerçekleştirebilmekle mümkündür. Oturduğun yerden Mustafa Kemal ATATÜRK’Ü sevdiğini söylemek O’nu sevmek ve sahiplenmek değildir. Yada sevdiğini söylerken halkı karşına almak O’nu yüceltmek değildir.
Ve Mustafa Kemal Atatürk, herhangi bir kimsenin veya topluluğun tekelinde değildir. Çünkü bütün milletimizin bağlı olduğu ve sevdiği bir tek Atatürk vardır. O’nu sevmek, O’nu anlamak ve O’nun prensiplerini milletimizin idrakiyle örtüştürmek, milletin her ferdinin hakkı ve görevidir.
Milli egemenliğine ve onuruna doğrudan doğruya sahip olmanın kıymetini iyi bilen ve anlayan Büyük Türk Milleti, bu mukaddes hakkına yönelecek her türlü tehlikeyle baş edecek güçte olduğunu bu seneki 10 Kasım’da göstermiştir. Sadece söz ile sevenlerin ne kadar sahip çıktığı yaptıkları agresif hareketlerle milletimiz görmüştür. Ancak gerçek sevenlerin sessiz ağlayışları milyonlarla ifade edilebilmektedir. Öğrencilerin, öğretmenlerin O’nu yüreğinde hissedenlerin ıstırapları yüzlerinden belli olmuştur. Bu büyük bir sevinç kaynağıdır. Halkımız Ata’sına sahip çıkmaktadır.
Aramızdan ayrılışının 74. yılında, Türk Ulusu’nun yüreğinde ölümsüzleşen, Büyük Önder ATATÜRK’ ü bir kez daha sevgi ve saygıyla anıyor, yüksek hatırası önünde saygıyla eğiliyor ve şükranlarımı sunuyorum.

Bu yazı toplam 862 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim