• BIST 107.463
  • Altın 142,712
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,1411
  • Kocaeli : 28 °C
  • İstanbul : 29 °C
  • Sakarya : 28 °C

“Önce yargıyı, hukuku ve medyayı özgürleştirelim”

“Önce yargıyı, hukuku ve  medyayı özgürleştirelim”

AKP iktidarını samimi olmamakla suçlayan CHP Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan, “Barış isteyen önce yargıyı, hukukun bağımsızlığını, özgür düşünceyi, demokratik taleplerini ifade eden medyayı özgürleştirmesi lazım” dedi

Röportaj: Uğur ULUSOY ENGİN

CHP Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan, son günlerin bir numaralı konusu olan Barış Süreci ve Akil Adamlar konusunu değerlendirdi…

-Barış Süreci ve Akil Adamlar konusunda TBMM’de siz vekillere bilgi verildi mi?
İktidar partisi barış sürecini tutturamadı, buna çözüm süreci demeye başladı. Aslında bu barış sürecimi beraberinde çözüm sürecimi tartışılır. Zaten Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde de, milletin temsil edildiği yerde de kimse bilgi sahibi değil. Sayın Başbakanın, Öcalan’ın, Mit müsteşarının, Dış işleri bakanının, ABD’nin buradaki ataşesinin bilgisi dışında pek kimsenin bilgi sahibi olduğunu sanmıyorum. Elbette ki barışın sağlanması, silahların susması, şehit cenazelerimizin gelmemesi bizi mutlu eder. Hiç kimsenin buna karşı duracağını sanmıyorum.

CUMHURİYETİN DEĞERLERİ YOK EDİLMEKTE
-Akil Adamların barış sürecine sizce katkısı olacak mı?
Cumhuriyetin değerlerinin yok olduğu bir noktaya gelirken bu sürecin adına nasıl barış deriz doğrusu vicdanlara seslenmek lazım. Akil adamlarda bunun bir ayağı. Başbakan Erdoğan Türkiye Büyük Millet Meclisine güvenmemekte. Akil adamların Türkiye’deki Kürt sorununa öngörüsel olarak dünyadaki konjektörü göz önünde bulundurarak, Büyük Ortadoğu Projesini göz önünde bulundurarak bir çözüm, bir iletişim sağlayacağı konusunda başbakanla aynı kanıda değilim. Kaygılarım var. Dolayısıyla akil adamların gerçekten bu konuda işin ehli oldukları noktasında da şüphelerim, kaygılarım var. Ama tüm bunlara rağmen kişisel olarak, CHP olarak kör yada topalda olsa, yanlışta olsa adına barış dedikleri bir süreci başlatan bir iktidar var. En azından bizden saklasalar da bizimle bazı şeyleri paylaşmasalar da önümüzdeki ilişkilendirmeleri, gizli pazarlıkları bilmesek de barış sağlanacaksa gözlemlemek önemli bir nokta. Biz bu açıdan bakıyoruz.

EFENDİLERİ KENDİLERİNE TARİH BİÇTİ
-Gizli pazarlıklar olduğunu dile getirdiniz. Bunu biraz açar mısınız?
Barış süreci ile Anayasa sürecinin birbiriyle paralel yürümekte. Başbakanın ya da hükümetin programı dışında başka bir program var. Efendileri tarafından, emperyalist güçler tarafından kendilerine biçilmiş bir tarih var. Büyük Ortadoğu Projesinin, Irak’ın, Suriye’nin içerisinde bulunduğu adına Kürtleri bahane ederek buradaki yeni yapılanmanın olgunlaşması için ıraktaki enerji kaynaklarının, petrol gelirlerinin bir kısmını emperyal güçlere götürmesi adına yapılan bir paylaşım. Zaten tesadüftür ki TBMM’deki uzlaşı komisyonu anayasal anlamında bir araya geldiklerinde beraberinde tartışılmayan ilk 4 maddeyle beraber bu tartışılmaya başladığında İmralı’yla görüşmeler başladı, pazarlıklar başladı.

HİÇBİRİ TESADÜF DEĞİL

“Türk” ve “Türkiye Cumhuriyeti” kelimeleri üzerine neler söyleyeceksiniz?
Kürtlerin kendilerini ifade edebilmeleri için Anayasal güvenceye ihtiyaçları var. Anayasal güvenceyi alabilmesi için istediklerinin de Anayasal statüye oturması gerekmekte. Onun için dikkat ederseniz “Türk” ve “Türkiye Cumhuriyeti” kelimelerinden ürkmeye başladılar, Türk milletinin tanımından korkmaya başladılar. Bunların hiç biri tesadüf değil. Onların barış söylemiyle Anayasa’daki bu “millet” tanımı, “Türk milleti” tanımı, “vatandaşlık” tanımı ve tartışılması gereken bazı maddelerin gündeme gelmesi çakışıyor. Düne kadar terör örgütü temsilcisi olan bir kişi birden Kürt halkının temsilcisi olduğu ifade edilip ABD’nin istediği doğrultusunda görüşme yapılmakta.

SORUNUN ÇÖZÜM YERİ MECLİSTİR

Türkiye’de Kürt sorunu gerçeği var. Ama bunun adına terör dersiniz, başka bir şey dersiniz hiç önemli değil. 25-30 yıldır bu ülkede iç kargaşadan dolayı huzursuzluğun olduğu, her gün onlarca şehit cenazesinin geldiği, bölgede yaşayan insanların güvenliğinin olmadığı, yaşamlarının geleceklerinin karardığı süreci hepimiz beraber yaşıyoruz. Bu sorunun çözümü noktasında asıl yerin meclis olduğunu söylüyoruz” dedi.

SORUNUN ÇÖZÜLMESİ HERKESİN İŞİNE YARAR

TBMM’de temsil edilen partilerin anayasa komisyonunda olduğu gibi eşit sayıda temsilci verilerek bu sorunla ilgili bir komisyon oluşturulabilir. Bu konu enine boyuna görüşülsün ve bu konuda çıkacak olan sentezlerin toplumla paylaşılma noktasında gerekiyorsa akil adamlar o zaman devreye girer. Zaten Kürt sorunu gibi partiler üstü, siyaset üstü bir konunun çözümü noktasında ortak mutabakatı sağlamak zorundasınız. Bunu tek başına ne bir AKP’nin, ne bir CHP’nin, nede BDP’nin yapma lüksü yoktur. Meclisin içinde ve dışında uygun bir yolun bulunması esastır. Kürt sorununun barışla çözülmesi herkesin işine yarar ama başbakan bizim söylediğimizin dışında hareket etti. Başbakan böyle bir komisyonun iç tüzüğe uygun olmadığını söyledi. Ona bakarsanız Anayasa komisyonu da iç tüzüğe uygun değil” şeklinde konuştu.

BARIŞ DEĞİL;PAZARLIK

-Başbakanın daha önce yaptığı açıklamalar ile şimdi yaptığı açıklamalar sizce çelişiyor mu?

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın daha önce yaptığı açıklamalarıyla şimdi yaptığı açıklamaların birbiriyle çelişmekte. Başbakan ‘Bunlar terör örgütüdür’ dedi, ‘Terör örgütünün de temsilcisi BDP’dir’ dedi. BDP’lilerin dokunulmazlıklarının kaldırılmasını isteyen başbakan şimdi ne oldu, birden bir vahiy mi geldi de barış elçisi oldu, Oslo’da yaptığı görüşmelerin devamını İmralı’da yapmaya başladı… Bu süreç güven vermiyor bize. Varsayalım bir barış süreci. Karşı durmayalım destek verelim. Nasıl destek verelim. PKK silahlarıyla beraber yada silahsız Kuzey Irak’ta Kandil Dağına çıkıyor. Zaten şu anda Kandil’de. Önümüzdeki 2014 seçimlerinde başkanlık sistemini getirmeye başladığında Sayın Recep Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanı yada başbakan olduktan sonra PKK örgütünün gelmeyeceğinin garantisini kim verebilir. Dolayısıyla bu bir barış değil bu bir pazarlıktır.

KİMLE NE KONUŞTUĞUNU ANLAT
-Buna benzer bir süreç geçmişte de yaşanmıştı. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?
Bu süreci, Başbakanın 2014 başkanlık sistemini sağlamlaştırmak için yaptığı bir ateşkes gibi, geçici bir görevlendirme gibi görüyoruz. Sonrasında ne olacağı belli değil. Çünkü benzerini 2002 yılında yaşadık. Ecevit hükümeti çökmeye başladığında Öcalan yakalandı Türkiye’ye teslim edildi. PKK tek taraflı da olsa silahları susturdu, AKP iktidarına zemin hazırlandı, AKP iktidara geldi, sistem oturdu ve PKK yine eylem yaptı. Geçen seçimler öncesi yapılan pazarlıkta da bu gözüktü. Eğer ABD’den talimatta almışsan da gel bunu TBMM de halkın karşısında açık açık konuşalım. İstersen kapalı bir durum değerlendirmesi yapalım. Gel kiminle ne konuştuğunu önümüzdeki 10 yılın, 20 yılın hesabını nasıl yaptığını, gelecek olan barışın bize ne sağlayabileceğini Türkiye Cumhuriyeti olarak bizle paylaş, bizi ikna et, biz zaten senin yanında yer alırız.

BARIŞ İÇİN BİRİNCİ KURAL ‘DEMOKRASİ’
-Barış Süreci konusunda CHP’nin duruşu nasıl?
Kürt sorunu çözümü noktasında, şehit cenazelerinin bir daha yaşanmaması adına, annelerin göz yaşı bir daha akmaması adına barış sağlanacakta biz o barışa varız. Ama geçmişteki davranışlarına uygulamalarına, söylemlerine bakıyorum birde şimdiki davranışına bakıyorum. Bizde haklı olarak başbakanın birbiriyle çelişen bu davranışları birileri tarafından kontrol edilirken, Türkiye Cumhuriyetinin bütünlünün tehlike altına girerken, ülkemiz emperyal güçler tarafından kullanılırken izin verinde bu kaygıları paylaşalım, ifade edelim. CHP barışa tamamen karşıymış gibi göstermek çok yanlıştır. Barışın sağlanabilmesi için öncelikle olması gereken birinci kural demokrasidir. Her alanda her konumda uygulamaya başlarsanız barışa atılan ilk adım olur.

ÖNCE YARGIYI, HUKUKU, MEDYAYI ÖZGÜRLEŞTİRELİM
Gelin barış sağlayalım diyorsunuz gazetecileri susturuyorsunuz, içeri atıyorsunuz.
Özgürlükten bahsediyorsunuz özgürce düşüncelerini ifade eden üniversite öğrencilerini içeriye atıyorsunuz, barışın sağlanmasında hem mutabıkım diyorsunuz ama kurduğunuz mahkemeler özel güvenlik mahkemeleri. Duruşmalar özel savcılar, gizli tanıklarla organize ediliyor. Bunların hiç biri samimi değildir. Barış isteyen önce yargıyı, hukukun bağımsızlığını, özgür düşünceyi, demokratik taleplerini ifade eden medyayı özgürleştirmesi lazım. Böyle bir süreçte barış sağlıyorum derseniz kimse size güvenmez bu doğru değil.
CHP’nin ısrarla altını çizdiği demokrasi ve hukukun üstünlüğü temel hak ve özgürlüklerin verilmiş olduğu ortamda barışı konuşmaktır.

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Bir valinin tekbirlerle göreve başlaması ne anlama geliyor?24 Temmuz 2017 Pazartesi 17:00
  • Ak Gençlerin yüzde 60'ı yenilenecek24 Temmuz 2017 Pazartesi 16:13
  • İşte AKP’nin ilçe ilçe delege listeleri24 Temmuz 2017 Pazartesi 12:59
  • Akar: Beş kent Türkiye'nin yarısını oluşturuyor24 Temmuz 2017 Pazartesi 11:12
  • Bakan Bülent Tüfenkci ilimize geliyor24 Temmuz 2017 Pazartesi 09:26
  • Kocaeli, gerçekten dışarıdan göründüğü gibi mi?23 Temmuz 2017 Pazar 16:15
  • Zulme 'Bu Gençlik' boyun eğmez23 Temmuz 2017 Pazar 15:19
  • Ömer Halisdemir’in hayali gerçek oldu22 Temmuz 2017 Cumartesi 17:00
  • Tarhan’dan taziye ziyareti22 Temmuz 2017 Cumartesi 14:21
  • Sarıbay’dan Özkan’a ziyaret22 Temmuz 2017 Cumartesi 14:20
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim