• BIST 108.434
  • Altın 151,237
  • Dolar 3,6580
  • Euro 4,3278
  • Kocaeli : 5 °C
  • İstanbul : 16 °C
  • Sakarya : 5 °C

Onlar nelerle, biz nelerle uğraşıyoruz?

M.Tanzer Ünal

Sevgili okurlarım, bugün pazar.

Sizlere iyi bir hafta sonu diliyorum.

Ülkemizin içinde bulunduğu şartlarda, olabildiği kadar…

Okuyacağınız yazı, hafif eğlenceli, eğlenirken de düşündürücü bir yazı.

Yazıyı okuduktan sonra, “Gülüyoruz, ağlanacak halimize” de diyebilirsiniz.

Ben, yazıyı kurgularken böylesine karmaşık duygular içindeydim.

***

Dünyayı, ülkemde ve bölgemde olup bitenleri izlemeye çalışıyorum.

Onlar nerede, biz neredeyiz?

Onlar nelerle uğraşıyor, biz nelerle uğraşıyoruz?

Gördüğüm şu:

Türkiye, “arzuladığı dünya”dan sürekli uzaklaşıyor.

Atatürk; bu milleti, “Ortadoğu bataklığı”ndan korumak için Batı’ya yönlendirmişti…

Şimdi “beceriksiz yönetimler” eliyle bataklığa geri döndük.

Batı’nın değerlerini; hukukun üstünlüğünü, yargı bağımsızlığını, basın hürriyetini, adaletli yönetimi, çalışmayı, üretmeyi, artı değer yaratmayı, aklı-mantığı-bilimi ve özgürlükleri ön planda tutmayı unuttuk…

Bağnazlığa, saygısızlığa, hoyratlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe, despotluğa, tembelliğe, üretmeden yaşamaya, ilkel fikir ve uygulamalara geri döndük.

Başka ülkelerden aldığımız borç paralarla, yine o ülkelerin mallarını satın alıp, kendimizi “zenginleşmiş” hissederek, “garabet” bir hayat yaşıyoruz.

Bankadan aldığı borç parayı işine yatıracağına, önce altına Mercedes çeken “geri zekâlı tüccar” görünümündeyiz.

Değirmenin hep böyle döneceğini sanıyoruz…    

Bu musluğun hep böyle akacağını sanıyoruz…

Aldığımız borçları, “kazandığımız para” sanıyoruz…

Bu borçların hiç geri ödenmeyeceğini sanıyoruz…

Anlayacağınız, tam “tatlı hayat” yaşıyoruz.

“Üretim”de değil, “tüketim”de yarışıyoruz.

Çılgınlar gibi!

 

Onların, yani gelişmiş ülkelerin gündeminde neler var?

Gelişmiş ülkeler; insan odaklı temel sorunlarını çoktan hallettiler.

Onlar, insan haklarını artık konuşmuyorlar.

Onların gündeminde; demokrasi ihlalleri, yargı bağımsızlığı, hukuksuzluk, adaletsizlik, basın hürriyeti artık yok.

Onlar; çalışmadan, üretmeden, rant peşinde koşarak, alavere dalavere çevirerek, borçlanarak yaşanmayacağını bilirler.

Çalışmazlarsa aç kalacaklarının bilincindedirler…

Bizde, çalışmadan yaşamak uyanıklık, onlarda ise ahlaksızlıktır.

Bu kadar net!

Bu nedenle çok çalışırlar, bilgi ve bilim peşinde koşarlar, “insan hayatını kolaylaştırıcı” teknolojik yenilikleri ortaya çıkarırlar.

Özetle…

Yaşamlarının temelinde “çalışmak” vardır, “bilgi” vardır, “bilim” vardır, “üretmek” vardır.

İşte bunun sonucu olarak, gelişmişlerdir, insanları mutludur, gelecekleri güvenlidir.

Bakın gelişmiş ülkeler son günlerde nelerle uğraşıyorlar!

Hepsini yazmam mümkün değil, sadece birkaç örnek.

*UZAYDA GÜNEŞ ENERJİSİ TOPLANIP DÜNYAYA AKTARILACAK

Uzayda güneş enerjisi panelleri kurup, toplanan güneş ışığı enerjisini, mikrodalga aktarıcı uydular ile yeryüzüne göndermeyi planlıyorlar. Bu fikir ilk kez 1960’larda ABD’de ortaya atılmış. 2009’dan bu yana da Japonya bu proje üzerine çalışıyor. Uzayda topladıkları enerjiyi kablosuz dünyaya aktaracaklar. Bu projenin 2040 yılında hayat bulması hedefleniyor. Yani 14 yıl sonra…

*LENSLE ŞEKER ÖLÇÜMÜ YAPILACAK

Bugün kanımızdaki şeker seviyesini nasıl ölçüyoruz? Parmaktan alınan kan örneği ile değil mi? Yeni bir cihaz geliştirildi. Göze takılacak bir lens, kandaki şeker seviyesini ölçecek ve sonucu cep telefonunuza anında bildirecek.

*“Sürücüsüz araç” üretildiğini…

*“Akıllı telefonla artık bazı kanser türlerine teşhis konduğunu…

*Elektrikli araçların kısa bir süre sonra “kablosuz şarj” edilebileceğini…

De herhalde duymuşsunuzdur.

Bunlar gibi daha yüzlerce, binlerce yeni buluş ve ürün!

Geleceği onlar şekillendirecekler, biz ve bizim gibi ülkeler ağzımızı açıp bakacağız.

Abuk sabuk işlerle uğraşacağız…

Sadece bir rakam verip “bizim nelerle uğraştığımıza” geçeceğim.

2015 yılında dünyada en fazla patent başvurusunu ABD yaptı.

ABD’nin başvuru sayısı, tam 57 bin 385.

ABD’yi 44 bin 235 patent başvurusuyla Japonya izliyor.

Bir başka yazımda bu konuyu ayrıntılarıyla işleyeceğim için fazla uzatmayayım, Türkiye’nin geçen yılki patent başvurusu 1016.

 

Şimdi gelelim, Türkiye’nin nelerle uğraştığına…

*Terörle uğraşıyoruz…

*Suriyeli sığınmacılarla uğraşıyoruz…

*Siyasi kavgalarla uğraşıyoruz…

*Ekonomik sıkıntılarla uğraşıyoruz…

*Komşularımızla uğraşıyoruz…

Yani yıllardır tam bir “kör dövüşü” içindeyiz.

Ancak bütün bunların ötesinde, büyük bir tehlike ile de karşı karşıyayız.

Bağnazlık ve ilkellik…

Bölgemizdeki ve ülkemizdeki insanları “köle” haline getirmek için inanılmaz bir gayret var.

Köle haline getirecekler ve istedikleri gibi güdecekler…

Türkiye’de insanların nelerle abluka altına alındığına, nelerle köleleştirildiğine birkaç örnek vereyim.

Geçenlerde Diyanet İşleri Başkanlığı’nın “yediği haltı” gördünüz…

Başkanlığın Çocuk Dergisi’nde, çocuklar cennet vaadiyle ölüme özendiriliyor.

Baba çocuğuna, “Şehit olmak ne güzel” diyor.

Çocuk babasına, “Şehit olmak hiç istenir mi baba?” diye soruyor.

Baba gururla, “İstenir tabii ki yavrum, kim cenneti kazanmayı istemez ki?” diye cevap veriyor.

“Ölünce cennete gideceksiniz” diye çocukların ve gençlerin beyinleri yıkanıyor.

IŞİD, PKK ve diğer terör örgütlerinin yöntemi de aynı.

İntihar bombacıları da böyle şartlandırılıyor…

Kendini patlat, etraftaki insanları öldür, cennete gideceksin!

Cennet vaat edilerek insanlar katlettiriliyor.

Şehitlik kavramı böyle istismar ediliyor.

İçlerinden biri çıkıp da, “Cennet madem güzel, siz neden gitmiyorsunuz?” diye sormuyor.

Çünkü onların eğitiminde “sormak” ve “sorgulamak” yok.

Bu coğrafya, üzerine bomba yerleştirip kendilerini patlatarak “şehit olacakları ve cennete gideceklerini” düşünen genç insanlarla dolu!

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bu yayınları, düpedüz “Ortadoğu bataklığı”na hizmet eder, başka bir şeye değil.

 

“Suriye’ye gidip şehit düşerseniz, cennette huriler sizi bekliyor”

Geçenlerde bazı televizyon kanallarında da yayınlandı…

You Tube görüntüsünde bir cami imamı cemaate şöyle sesleniyor:

“Suriye’ye gidip şehit düşerseniz, cennette 70 huri ve her hurinin 70 cariyesi sizi bekliyor olacak. Eğer bu dünyada evli iseniz, bir 70x70 huri ve cariye daha sizin olacak. İki, üç ya da bu dünyada dört eşiniz varsa, hesabı ona göre yapın. 24 bin 504 kadınınız olacak…”

Cemaatten biri hocaya, “Hocam bir erkek bu kadar huri ve cariyeye nasıl yetişecek?” diye sorunca, imam “Allah ona sürekli motor gücü verecek” diye cevap veriyor.

Şu hale bakar mısınız?

İnsanlar, cennetle ve cennetteki huri ve cariyelerle kandırılıyor.

 

 

“Cinsel ilişkideyken şeyhinizi düşünün”

Bu tavsiyede bir akademisyenden…

Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Rifat Okudan, bir dergiye yazdığı makalede şunları söylüyor:

“Cima eden (cinsel ilişkiye giren) bir kişinin, cima sırasında hocasını, şeyhini veya Salihleri hatırlaması durumunda, doğacak çocuk bereketli ve güzel ahlaklı olur.”

Nasıl ama?

Üniversitelerde çocuklarımızı nasıl eğittiğimizi gördünüz mü?

Dünya nerede, biz neredeyiz?

İyi pazarlar!

 

 

   

 

 

 

Bu yazı toplam 2233 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
seçmen
02 Nisan 2016 Cumartesi 21:20
21:20
Evet onlar;yollar köprüler barajlar hava alanlarıyla uğraşıyor.bazılarının tek derdi chp nin başa gelmesini dört gözle bekliyor.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim