• BIST 103.443
  • Altın 148,433
  • Dolar 3,5455
  • Euro 4,1774
  • Kocaeli : 22 °C
  • İstanbul : 26 °C
  • Sakarya : 22 °C

Ortadoğu’yu kan gölüne çeviren sekülerizm mi, otoriter rejimler mi?

M.Tanzer Ünal

Bugün köşemin bir bölümünü sevgili Selen Coşkun’a bırakıyorum.

Çok dikkatli okurlarım hatırlarlar…

Daha önce de Selen Çoşkun’un bazı yazılarını sizlerle paylaşmıştım.

Gündemi çok iyi takip eder…

Çok iyi kitap, dergi, gazete okurudur…

Kalemi çok iyidir…

Ve bütün bu özelliklerinin yanı sıra başarılı bir işkadınıdır.

Defalarca “Gel sana bir köşe açalım, haftalık yazılar yaz” önerisinde bulundum, ancak henüz kabul ettirebilmiş değilim.

Ben ısrarımı sürdüreceğim, eninde sonunda Selen’i sizlerle direkt buluşturacağım.

 

***

 

Selen Coşkun’un yazısı, “Sekülerizmle hesaplaşma” başlığını taşıyor.

Sekülerizm, biliyorsunuz Latince kökenli bir sözcük.

Çağ, demek…

Dünyacılık, demek…

Dünya hayatına odaklanmak, demek…

Devletin dinsel kurumlardan tamamen ayrı olması, demek…

Farklı dinden ve inançlardan kişilerin kanun önünde eşit olması, demek…

Yazıyı okuyunca, son yıllarda Ortadoğu’da olup bitenleri daha iyi anlayacaksınız.   

İşte Selen Coşkun’un o yazısı:

“Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, ABD Başkanı Obama‘nın Müslüman Topluluklar Özel Temsilcisi Şerik Zafer ve beraberindeki heyete yaptığı konuşmada,  ‘Fransız ihtilaliyle birlikte

insanlık başka bir arayış içine girdi. Dinlerin dışında daha seküler bir dünya kurmayı tasarladı. Fakat

sekülerizm dinlerden kaynaklanan şiddeti de geride bırakarak dünyayı topyekûn bir savaşın içine soktu’ dedi. Kamu yaşamının dini kurallarla belirlenmesi için mücadele veren Diyanet İşleri Başkanı için uygun bir değerlendirme olmuş. Bu mesaj, Laik Cumhuriyet’le uzlaşmayı reddeden ideolojik hesaplaşmanın da açığa vurulmasıdır. Aslında gelinmek istenen yer orasıdır.

 

İnsanoğlu din ve mezhep kavgaları nedeniyle telafisi olmayan acılar çekti. Yüzyıllarca sömürüldü. Bu nedenle aklın inançtan, bilimin dinden bağımsızlaşması için mücadele verdi. Sekülerizmin dinlerden kaynaklanan şiddetin yarattığı savaşları geride bıraktığını savunan Sayın Görmez, en kanlı mezhep savaşlarının neden laikliğin olmadığı coğrafyada yaşanmakta olduğunu hiç düşünmüş müdür?

Neden aklın, bilimin, felsefenin devlet eliyle yok edildiği topraklarda savaş vardır? Neden burada yönetenler korkunç bir zenginlik ve ihtişam içinde yaşarken halk yoksuldur? Görmez’in örnek verdiği ülkelerden Irak’ı, Afganistan’ı güçsüzleştiren ve emperyalizm karşısında diz çöktüren en büyük etken nedir? Neden kan bu ülkelerde kurumamaktadır? Nedir bu yarayı iyileştirmeyen?

Bu topraklarda eğitimden yoksun, bahsettiği yoksulluk ve vahşetin gölgesinde insanları vicdansızlaştıran, kindar ve dindar nesiller, neyin yokluğundan oluşmuş hiç sorgulamış mıdır?

 

Ortadoğu’yu kan gölüne çeviren sekülerizm değil otoriter rejimlerdir.   Otoriter rejimler bir dini, bir ırkı, mezhebi, kültürü kayırarak hareket eder, çıkardığı yasalar da özgürlüklere, demokrasiye, insan haklarına bağlı yasalar olmaz. Demokratik olamazlar çünkü hedefe koydukları laikliğin özgürlüklerin, temel insan haklarının, demokrasinin tek güvencesi olduğunu inkâr ederler. Yaptıkları her zulmün, demokratik laik hukuk devletinde hesabının sorulacağını bilirler, istemezler. Bugün siyasal İslamın olduğu, laikliğin olmadığı topraklarda mezhep kavgaları, radikal İslamcı terör örgütlerinin korkunç zulümleri vardır.

 

Sekülerizm varlığı değil tam tersi bu coğrafyadaki yokluğudur insanları bilimden, felsefeden, vicdandan yoksun bırakıp nefret dolu duygularla kardeşi kardeşe kırdıran. Bu nedenle emperyalizmin oyun sahasıdır. ‘Modern emperyalizm hangi ülkeye girmişse orada daha önceden gericilik canavarını hortlatmıştır… Bu gericilik gübresi de halkı daha rahat soymakta, sömürmektedir’ diye boşuna dememiş Aziz Nesin.

 

Ülkemizde olduğu gibi, anti-seküler ideoloji, devlet eliyle topluma geçerli kılındığı zaman, yönetenler insanların farklı görüşlerine tahammül edemez, insana saygı duymaz, sorgulayanı tehdit olarak görür. Farklı inançları, inanmama özgürlüğünü hiçe sayar. Dini, devlet ideolojisi olarak gördüğünden Allah’ın yasalarını inkâr ediyor diye algılar ve insanları linç eder, hedef gösterir, diri diri yakar, katleder.   

 

Sömürdükleri coğrafyada devletin, hukukun, eğitimin laikleşmesi, tüm otoriter rejimler, radikal terör örgütleri ve bunlara finansal destek sağlayan emperyalizm için büyük tehlikedir.  Sebep sonuç ilişkisini çarpıtarak gerçekleri göremezsiniz Sayın Görmez.  Bir toplumu içten içe yıkan, din ve etnik temelli kutuplaşmaların, ayrışmaların yaşanmasıdır. Yaşam hakkının hiçe sayıldığı şeriat sarmalında, kanın hiç durmadığı, emperyalizmin oyuncağı haline gelen ülkeler,  laikliğin ve bilimsel gelişmenin olmadığı, yoksulluğun kol gezdiği ülkelerdir.”

 

Saray için muhtar seçimi nasıl yapılıyor?

Geçenlerde yıllardır tanıdığım bir muhtar uğradı.

Kendisi, Kocaeli’nin en eski muhtarlarından biri…

Bildiğim kadarıyla CHP’li.

En azından AKP çizgisinde değil.

“Eski ve başarılı bir muhtarsın, saraya mutlaka davet edilmişsindir” diye takıldım.

Güldü…

“Bizi davet etmezler” dedi.

“Senin AKP’li olmadığını nereden bilecekler, yıllardır muhtarlık yapıyorsun” diye ısrar ettim.

Sonunda anlattı…

Organizasyon şöyle yapılıyormuş.

Cumhurbaşkanlığından valilik aranıyor, şu tarihte şu saatte bölgenizden 250 muhtar sarayda hazır bulundurulsun, deniliyormuş.

Valilik, durumu AKP yöneticilerine aktarıyormuş.

AKP’liler de muhtarlar listesini önüne açıp, “Şu bizden, şu bizden değil” diye işaretliyormuş.

Elma ile armudu ayırır gibi…

Liste, daha sonra seçilen muhtarların bulunduğu bölgedeki belediye başkanlarının kontrollerine ve onayına sunuluyormuş.

Bu defa belediye başkanları listeyi titizlikle inceliyor ve saraya gidecek muhtarlara “vize” veriyormuş.

Şüphe duyulan muhtarlar, anında “çizik” yiyormuş.

Ne olur ne olmaz, Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşurken ayağa kalkıp aykırı bir soru soruverir!

Aman ha!

Sonra seçilen muhtarlar bir çeşit “davranış eğitimi” nden geçiriliyormuş.

Şöyle giyinin!

Şöyle davranın!

Soru sormayın!

Sürekli alkışlayın!

Özetle “uslu” olun!

Eeee, her şeyin bir bedeli var.

Saraya gitmek öyle kolay değil!

 

***

 

Bu yazdıklarım, ziyaretime gelen muhtarın anlattıkları.

Eksiği varsa, söyleyin ekleyeyim.

Fazlası varsa, söyleyin çıkarayım.

Bu yazı toplam 1682 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim