• BIST 106.991
  • Altın 151,481
  • Dolar 3,6762
  • Euro 4,3196
  • Kocaeli : 6 °C
  • İstanbul : 15 °C
  • Sakarya : 5 °C

Ortaklıktan ayrılmak, vergi borcundan kurtulmak için yeterli mi?

Fikret Gökmen

Biliyoruz ki tüm şirketlerin % 20 ortağı devlettir. Bu nedenle devletin kendi payına düşen karın doğruluğunu sorgulama hakkı her zaman bulunmaktadır. Bu nedenle devlet kendi payının kaybolmaması için çok katı önlemlerde almaktadır. Bu nedenle kamu alacaklarının tahsilini düzenleyen 6183 sayılı bir yasa bulunmaktadır. Ancak devlet kendi alacağına sahip çıkmaya çalışırken bazen kantarın topuzunu kaçırarak hukuk ve adalet dışı uygulamalara gittiğini de görüyoruz. Bunun en tipik örneği limitet şirketler için düzenlenen 6183 sayılı yasanın 35 ve mükerrer 35. maddeleri gösterilebilir.

 

YASAL DÜZENLEME NASIL?

6183 sayılı yasanın 35. Maddesinin 2. Fıkrasındaki düzenleme aynen şöyledir "… Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden müteselsil sorumlu tutulurlar…" görüldüğü üzere limitet şirkette hissesini devreden ortaklar ve kanuni temsilciliği sona eren kişiler kendi dönemlerine ait vergilerden sorumluluğunu devretmiş olmuyorlar.

 

Sermaye payını devreden ortakların devir tarihi itibariyle şirketin vergi dairesine hiç borcu yoksa durum nasıl olacak. İşte yasal düzenlemede sıkıntı bu noktadan itibaren başlamaktadır. Doğal olarak diyeceksiniz ki sermaye payımı devrettiğim dönemlere ilişkin benim hiç borcum olmadığına göre neden sorumluluğum olsun ki?

 

Evet, sorumluluğunuz olabiliyor. Diyelim ki siz sermaye payınızı 2011 yılı sonunda devrettiniz. O tarih itibariyle hiçbir vergi borcunuzda yok. Ancak siz hisseleri devrettikten sonra şirkette işlerin bozulduğu ve yeni ortaklarında yanlış işler yaptığını varsayalım. Böylesi durumların olması da muhtemel. Vergi idaresi 2015 yılında geriye dönük 5 yıllık defterleri incelemeye istedi. Yeni ortaklar defteri incelemeye ibraz etmedi. Bu durumda 2010 – 2014 yılları defterleri ibraz edilmediğinden tüm bu yıllara ait KDV’ler reddedileceğinden sizin hisselerinizi devrettiğiniz dönemlere ilişkin olarak ta KDV borcu doğmuş olacaktır.

 

Bunlarla ilgili vergi ihbarnameleri de yeni ortaklara ve yetkiliye gideceğinden sizin borçlardan haberiniz bile olmayacak ve belki de süreninde itiraz edilmediğinden vergi borçlarınız kesinleşmiş olacaktır.  Yukarıda belirttiğimiz yasal düzenleme gereği sizde döneminize ait ( 2010 ve 2011) reddedilen KDV tutarları nedeniyle vergi idaresine borçlu duruma düşmüş olacaksınız. Diyeceksiniz ki tüm bu olanlardan benim kusurum yok ki? Haklısınız terslikte zaten burada o nedenle diyoruz ki yasal düzenleme bu yönüyle yetersiz. Bunlar belki çok sık karşılaşılan durumlar olmayabilir. Ancak her zaman olması da muhtemel bir durumdur. O nedenle siz limitet şirket sermaye payınızı devretmiş olsanız da zaman aşımı süresinde hisselerini devrettiğiniz şirketin durumunu izlemenizde yarar vardır diyoruz.

Bu yazı toplam 2152 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim