• BIST 90.383
  • Altın 144,560
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Kocaeli : -1 °C
  • İstanbul : 5 °C
  • Sakarya : -1 °C

Orucunuzu Allah kabul etsin de…

M.Tanzer Ünal

 

                                                               *********

Reklam olsun diye değil…

İktidar yanlısı görünmek için değil…

Yürekten, tertemiz, saf ve samimi duygularla, inanarak oruç tutanları ayrı tutuyorum.

Sözüm başkalarına.

Kendini bilmezlere…

Dinimizin gereklerini “şov”a dönüştürenlere…

Dini siyasete alet edenlere…

Siyaseti dinleştirenlere…

Verdikleri iftarlarla “siyasi rant” elde etmeye çalışanlara…

Sevap kazanmak için değil, gösteriş olsun diye iftar verenlere…

İftara davet ettiği kişileri “Erdoğan Gönüllüsü” yapanlara…

Namaz kılıp hırsızlık yapanlara…

Oruç tutup haksız kazanç sağlayanlara…

Hacca gidip rüşvet alıp, rüşvet verenlere…

12 yılda iktidar yalakalığı, yardakçılığı yapıp köşeyi dönenlere…

Seccade sahtekârlarına…

Tefecilerden yüksek gelir elde etmeyi haram saymayanlara…

                                                               ******

Bir gün…

Bir iftar sofrasında…

İftarınızı açmak için beklerken…

Tabakta dumanı tüten çorbaya, siyah zeytin tanesine, hurmaya, peynir dilimine bakarak…

Mis gibi kokan pideyi elinize alıp koklayarak…

Ülkemizde olup bitenleri ve bu konuda takındığınız tutumu bir sorgulayın!

Kendi kendinize, “Ben bu olayların neresindeyim?” diye sorun.

Yalanın, dolanın, talanın, yolsuzluğun, hırsızlığın içinde misiniz?

Yoksa yalan, dolan, talan, yolsuzluk ve hırsızlık yapılmasına göz mü yumuyorsunuz?

Görmemezlikten ve duymamazlıktan mı geliyorsunuz?

 

 

Oruç, “aç kalmak” mıdır?

                                                               ********

Hangi din olursa olsun…

Dinleri, ona inananlar yüceltir.

Dinleri, inananlar temsil eder.

Şeklen…

Namaz kılmak, oruç tutmak, hacca gitmek, dindarlık değildir.

Dindarlık; dürüstlüktür, iyi ve adaletli insan olmaktır.

Ayak üstünde 40 yalan söyleyenler, adaletsiz davrananlar, sahtekârlar, hırsızlar, rüşvetçiler; günde beş vakit değil secdeden başlarını kaldırmasalar, bir ay değil beş ay oruç tutsalar, bir defa değil her yıl hacca gitseler dahi, bu ibadetlerinin hiç ama hiç önemi yoktur.

Oruç, “aç kalma ayı” değildir.

Oruç, “sorgulamak” ve “sorgulanmak” ayıdır.

Önce kendi kendinizi sorgulayın, sonra başkalarını…

 

 

Hırsızlığın yüceltildiği bir din var mı?

                                               ********

Lütfen kendi kendinize sorun!

Hırsızlığın, yalanın, dolanın, talanın, rüşvetin, haksızlığın ve adaletsizliğin yüceltildiği bir din var mı?

Deyin ki bana, “Hırsızlık şu dinde yüce bir faaliyettir”…

Böyle bir din yok!

Hiçbir kitap; hırsızlığı, yalanı ve talanı kutsamaz.

Şimdi dönün bir de günümüz Türkiye’sine bakın!

Hırsızlık, kutsanmış durumda.

Haksızlık, adaletsizlik, yalan, dolan ve talan, ödüllendiriliyor.

Hırsızlık yapanı alkışlıyoruz.

Adaletsiz davrananları, yalan ve dolanla siyaset yapanları bağrımıza basıyoruz.

Bu davranış biçimleri, İslam’ın hangi kuralıyla ötüşüyor acaba?

                                                                              ******

Sözün özü şu:

Eğer hırsızlığı kutsuyorsanız…

Yalan, dolan ve üçkâğıtla siyaset yapanlara destek veriyorsanız…

Namaz kılmayın!

Oruç tutmayın!

Hacca da gitmeyin!

Boşuna…

Sevap işleyeceğim derken günaha girersiniz.

Kendinize vereceğiniz zararı bir tarafa bırakın, en büyük zararı İslam dinine verirsiniz.

Müslümanlık, bu değildir.

Müslümanlık, hırsızları kutsamaz.

Siz kutsuyorsanız, siz desteklemeye devam ediyorsanız, Müslüman değilsinizdir.

“Müslüman’ım” diye geçiniyorsanız, “Sahte Müslüman’sınızdır.”

Hırsızlığı hiçbir din yüceltmez.

Hele Müslümanlık hiç!

 

 

Ayşe Sevim Gökalp’e kulak verelim!

                                               ******

Ayşe Sevim Gökalp Hanımefendi…

Kocaeli Üniversitesi Rektör Yardımcısı…

Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı Hastalıkları Anabilim Dalı, Neonatoloji Bilimleri Dalı Başkanı…

Çok duyarlı bir okurum.

Örnek bir kişilik!

Zaman zaman görüşlerini benimle paylaşır.

Dün kendisinden bir “e-posta” aldım.

“Su sıkıntısı” konusuna dikkat çekiyor.

Aynen şunları söylüyor:

Sayın Tanzer Ünal,

Uzun bir süredir tüm gazetelerde Sapanca gölünde ve barajlarda su seviyesinin oldukça azaldığı haberlerine rastlıyoruz. Yağışsız ve kurak bir yıl yaşandığı malum. Ancak hiç bir gazetede su tasarrufunun, suyu kısıtlı kullanmanın önemine değinilmiyor. Araç yıkamalarının azaltılması, boşuna akan musluklar, duşta kısa süreli su kullanımı, bahçe sulamalarının minumuma indirilmesi, su kaçaklarının önlenmesi ve benzer pek çok önlemi lütfen vatandaşlarımıza defalarca anlatalım, yazalım. Bunlar hepimizin yapabileceği kolay uygulamalardır. Saygılarımla.

                                                               *******

Ayşe Sevim Gökalp Hanımefendiye duyarlılığı için teşekkür ediyorum.

 

 

 

 

 

 

 

 

   

 

 

Bu yazı toplam 1477 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim