• BIST 107.901
  • Altın 151,680
  • Dolar 3,6982
  • Euro 4,3411
  • Kocaeli : 22 °C
  • İstanbul : 21 °C
  • Sakarya : 22 °C

Osmanlıcaya karşı mıyım?

M.Tanzer Ünal

Dünkü yazım yine Osmanlıca ile ilgiliydi.

Okumadıysanız, okuyun!

Uzamasın diye konunun bir yönünü işlemiştim, bugün sıra diğer yönünde.

Ben Osmanlıcanın, daha doğrusu Osmanlı Türkçesinin öğrenilmesine, öğretilmesine karşı mıyım?

Kesinlikle değilim…

İhtiyacı olan, araştırma yapacak olan zaten yıllardır öğreniyor.

Bundan sonra da öğrenmeye devam edecek.

Benim karşı olduğum, Osmanlı Türkçesinin okullarda zorunlu ders olması.

Bu, siyasi bir karardır.

“Rejim karşıtı” bir karardır…

“Toplumu dönüştürme” kararıdır…

Dün ayrıntılarıyla anlattım.

Osmanlıca, “bağımsız bir dil” değildir.

Osmanlıca, yaşayan bir dil değildir.

Osmanlıca, Türkçenin bir dönemine verilen isimdir.

Osmanlı döneminde Arapça ve Farsçanın etkisinde kalmış Türk diline verilen addır.

Tamam, Osmanlı Türkçesiyle yazılmış binlerce eser vardır ve bunların kaynak olarak kullanılması gerekir.

Ama bu araştırma okullarda öğretilecek Osmanlıca ile yapılamaz.

Haftada iki ders saatinde Osmanlıca öğrenilemez.

Bu tıpkı bugünkü sistemle İngilizce öğretmemize benzer.

Normal devlet okullarında İngilizceyi çok iyi öğrenebilen öğrenci gördünüz mü siz hiç?

Kaldı ki, bugün İngilizce dünyanın en yaygın dili.

İnsanın mesleki ve özel yaşamı için şart!

Öğrendiğinde hayatının akışı değişecek, buna rağmen öğrenmiyor, öğretilemiyor.

Yarın öğrenci, “Hocam öğretiyorsunuz da, ben bu Osmanlıcayı ne yapacağım?” diye sorduğunda ne cevap vereceksiniz?

Hangi ülkede konuşuluyor, ne işe yarıyor?

Sonra Osmanlıcayı öğrenmek o kadar kolay mı?

Türkçeyi, Arapçayı ve Farsçayı çok iyi bileceksin, hakkıyla bileceksin.

Bırakın Arapçayı, Farsçayı, İngilizceyi, Fransızcayı; biz çocuklarımıza acaba Türkçeyi dört dörtlük öğretebiliyor muyuz?

Toplumda kaç kişi Türkçeyi kurallarına göre konuşabiliyor ve yazabiliyor?

Biz bu sistemle şimdi Osmanlıcayı yaygın olarak öğretmeye kalkıyoruz.

 

Bugünün temeli, dün atılmıştı

AKP, çok sistemli çalışıyor…

Kendi siyasi amaçlarına uygun olarak önce vakıflar, dernekler, sendikalar kuruyor.

Yani altyapısını hazırlıyor…

Konular önce buralarda dillendiriliyor, sonra “toplumun isteği” olarak yasalaştırılıyor.

Bu Osmanlıcanın temeli de yıllar önce “Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği” kurularak atılmıştı.

Şaşırdınız değil mi, unvanın başında “Türkiye” var.

Bu öyle kolay bir iş değil.

Özel yasa çıkartılırsa “Türkiye” ismini kullanabiliyorsun.

Yasa çıkartılmış, “Türkiye” ismini almış…

Bakanlar Kurulu karar vermiş, “kamu yararına çalışan dernek” olmuş.

Derneğin çoğu kurucusu, bugün AKP’de söz sahibi olan kişiler.

Ekrem Erdem, Bülent Arınç, Ömer Dinçer, Burhan Kuzu…

Kelli felli kişilerden 102 kurucusu var.

Derneğin Kocaeli’de de şubesi bulunuyor.

Büyükşehir Belediyesi’nden kişiler…

Statüsü “kamu yararına çalışan dernek” olunca, Büyükşehir Belediyesi ile ortak proje yürütebiliyor.

Hatırladım, Büyükşehir Meclisi 2011 Kasım toplantısında bu konuda bir tartışma yaşanmıştı.

CHP Meclis Grup Başkanvekili Fahri Örengül, Büyükşehir’den sözü geçen derneğe kaynak aktarılmasına karşı çıkmış, konu uzun süre kamuoyunun gündeminde kalmıştı.

Derneğin, kurulduğu günden bu yana yaptığı en önemli etkinlik ne?

Osmanlıca kurslar düzenlemek…

Demek kendisine böyle bir misyon üstlenmiş.

Veya şöyle diyelim…

Kendisine böyle bir misyon yüklenmiş.

Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği’nin kamuoyundaki imajı, Türk Dil Kurumu’na karşı kurulduğu yönünde…

Şunu söylemek istiyorum.

AKP’lilerin içinde bulunduğu dernek ve vakıflara bakın, mutlaka gelecekle ilgili siyasi hedefleri vardır.

Bugün Osmanlıcayı tartışıyorsak, bunun temeli yıllar öncesine dayanıyor.

 

İbrahim Karaosmanoğlu ve fuarın statüsü

Geçenlerde Kocaeli Fuarı konusunda bir yazı yazmıştım.

Fuarın kurulduğu günden bu yana, yani 48 yıldır statüsü olmadığını, bu durumun ortak görünen kurumları Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Kocaeli Sanayi Odası ve Kocaeli Ticaret Odası’nı sıkıntıya soktuğunu yazmıştım.

Yazımın yayınlandığı gün, Büyükşehir Belediyesi’nden konuyla ilgili etkin ve yetkin bir kişi aradı.

Yazıyı beğendiğini belirtti ve şöyle dedi: “Bir tartışmaya girmek istemem, ismimi yazmazsanız sevinirim, ama şunu bilmenizi istiyorum, Kocaeli Fuarı’nın statüsüzlüğü Başkan İbrahim Karaosmanoğlu’nu göreve geldiği tarih olan 2004 yılından beri rahatsız ediyor. Defalarca sorunun çözülmesi için gayret gösterdi, ancak formül bulunamadı. Son çıkan torba yasa ile sorun çözülecek. 27 milyon 500 bin lira tutan vergi ve sigorta pirimi borcunu Büyükşehir üstlendi.”

***

Tahmin ediyorum, Kocaeli Fuarı ile ilgili gelişmeler, Kocaeli Sanayi Odası ile Kocaeli Ticaret Odası yöneticilerini de memnun etmiştir.

Bu yazı toplam 988 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim