• BIST 106.825
  • Altın 146,023
  • Dolar 3,5179
  • Euro 4,1308
  • Kocaeli : 17 °C
  • İstanbul : 24 °C
  • Sakarya : 17 °C

Özledim…

Bilgutay Bağdat

Sen gideli tam tamına 359 gün yani 11 ay 24 gün bitti babam! Çok özledim… Tarifi yok sadece çok özledim…

Bazen kızardın bana ben de sana! Hele rahmetli İsmet İnönü’ye laf söylediğim zaman ne çok kızardın bana. Bu kızgınlıklarımız bir saat sonra yanağından bir makas alma ile biterdi. En fazla kızgınlığın bir gün sürerdi. Çok severdik birbirimizi çokkk…. Derler ya; Kızlar babalarına düşkün olurlar” kim demişse doğru demiştir, inanırım… Ama ablam kadar ben de babama ve anneme düşkünüm…

Üzgün olduğumu görenlerin; Kimi alışırsın diyor, kimi çoktan alışman gerekirdi diyor. Babacım nerdeyse 1 yıl bitti ama alışamadım yokluğuna, sinirlenmeni bile özledim, alışamadım sensizliğe… Şunu biliyorum ki alışmış gibi davranmam gerektiği zaman bile alışamıyorum… Evin içi hep boş, biliyor musun hala gece yarısı öksürüğünü duyup içeri odaya kontrol etmeye koşuyorum.  Hep aklımdasın babam, hep babam olsaydı şöyle yapardı, şunu derdi, haberleri özet geçerdi bana diyorum. Biliyor musun hala her akşamüstü “Arka Sokakları” açıp izliyoruz. Babam daha neler yapacaktık seninle nerelere gidecektik diyorum. (ama çoğunlukla içimden söylüyorum bunları). Boğazıma bir şeyler düğümleniyor, yutkunamıyorum. Sebepsiz yere durgun olduğumda neyin var diyenlere hiçbir şey diyorum. Her seferinde seni özlediğimi söyleyemiyorum anlamıyorlar çünkü…

Babam sen olsaydın şimdi daha farklı daha neşeli olurduk biliyorum. İsyan etmiyorum sadece hayırlısı böyleymiş, Allah’ım babamdan merhametini esirgeme varsa günahlarını bağışla diyorum. Bağıra bağıra, haykıra haykıra ağlamak istiyorum. Ama ağladığımı bile gizliyorum işte… Aslında ağlamak da istemiyorum, şimdi de ağlarsam görüp üzülecekmişsin gibi geliyor ama bazen dayanamıyorum işte…

Sert görünümünün altında aslında yumuşacık kalbin vardı…  Yaşadığın, geçirdiğin, geldiğin zorlukların sertliği vardı bazıları bunu anlayamadı… Zekâna hala hayranım her şeyi tarihi, saati ve olayın ayrıntısı ile anlatmana gerçekten hala ama hala hayranım. Bora ( O adam ) ve Kaan ( Tatlı adam ) seni hayal meyal hatırlayacaklar ama kimi zaman şarkısını kimsenin duymadığı yerde mırıldanmaya çalıştığın Aze hiç seni bilmeyecek annesi ve ananesinin anlatımlarında dinleyecek, yaşasaydın Aze’nin eminim çok hoşuna giderdi…. Bora ve Kaan seni zamanla unutacak, hiç hatırlamayacak ama anneleri hep fotoğrafını gösterip bak Tarık deden diyorlardır. Babam seni yine eve geldiğim zaman “ – Naber Baba “ deyip öpmek isterdim.

Biz çok şey paylaştık seninle, paylaşılanlar ne kadar fazlaysa ayrı kalmak o kadar zor oluyor…

Hiç rüya görmek istemeyen biri olarak fark ettim ki rüyamda seni ve annemi sıklıkla görüyorum. Çok özledim ikinizi. Sen gitmeden önce sık sık yanaklarından makas alır burnunu sıkardım sende buna yaramaz çocuklar gibi müsaade ederdin… 50 yaşına da gelsen babanın ve annenin yerini hiçbir şey tutmuyor.

Hele zamanında zor günleri de iyi günleri de beraber yaşadıysan daha fazla bağlanıyorsun. Farkında değilsin ama ben hala inanamıyorum gittiğine, belki inanmak istemiyorum ama gittin işte…

O engin deneyimlerini, o bitmez tükenmez hatıralarını dinlemeyi çok özledim. Yaşadıklarını, yaşadığın tarihsel gerçekleri dinlemeyi çok özledim. Keşke yaşasan da bilmem kaç yüzüncü defa daha anlatsan ve ben dinlesem.

Yaşasan da yine fikir ayrılıklarımız için kavga etsek…

Özlem duymak çok farklı bir şeymiş. Biliyorum geriye dönüşü yok, isyan etmiyorum kesinlikle. Dünyanın dengesine itirazım kesinlikle yok. Hani insanoğlu sevdiğini kaybetmek istemez ya benimki de o misal.

Biliyorum yaşasaydın, son zamanda yaşananlar seni kahrederdi. Yaşananlara o cesur yaşlı yüreğin ile isyan etmeden yapamazdın. Her yiten can arkasından “-Vah! Vah! Yine birçok can gitti” diye hayıflanır dururdun.

Ya! İşte! Baba, babacım her şeyini zaman geçtikçe inan daha çok özlüyorum. Seni özlediğim kadar “Şeker teyze “ annemi de çok özlüyorum. Alışamıyorum kim ne derse desin.

Bazen annem ile yan yana yattığınız, buluştuğunuz yere geliyorum. O üzerinizi örten yeşil yorgana, sizi sembolize eden o sevdiğiniz güllere bakıyorum. Güzel canlarım üzerinizdeki o güller hala açıyor ve sizin güzelliğinizi dışa yansıtıyor.  

Haftaya Cuma tam bir sene olacak. Ve yarın sene-i devriye okuman gündüz evde yapılacak, tam senin istediğin gibi. Huzur içinde yat, nur içinde ya

Özlem insanın içini kavuran bir şeymiş, onu ancak içinde yaşayabiliyorsun ve bir tek sen anlayabiliyorsun…

Kusura bakmayın sevgili okuyucular duygularımı sizlerle paylaşmak istedim.

Ve sizlerin de kendi canlarınızı çok sevdiği gibi babamı ben de çok seviyorum.  Yaşarken de seviyordum vefat ettikten sonra da özlemle seviyorum!…

Bu yazı toplam 2406 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Yasimen özbakır
22 Aralık 2016 Perşembe 18:17
18:17
Çok duygulandim,Ben de Baba mi çok özledim. Giden gelmiyor maalesef, hayattayken kiymetlerini bilmek en buyuk teselli. Siz de hayirli evlattiniz, nur içinde yatsinlar mekanlari Cennet olsun.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim