• BIST 90.182
  • Altın 146,281
  • Dolar 3,6195
  • Euro 3,9306
  • Kocaeli : 12 °C
  • İstanbul : 14 °C
  • Sakarya : 12 °C

Peki, biz kimin yakasına yapışacağız?

M.Tanzer Ünal

42 kişinin yaşamını yitirdiği, 350 kişinin yaralandığı İstanbul’daki katliamdan sonra yine aynı laflar…

*Güvenlik zafiyeti yoktur.

*Asla güvenlik zafiyeti söz konusu değildir.

*Kim demiş zafiyet olduğunu? Zafiyet var diyen haindir.

Daha önceki katliamlardan sonra da aynı ifadeleri kullanmışlardı, yine aynı sözler!

Noktası virgülüne kadar aynı…

Sanki “Her vahim terör olayından sonra kendinizi böyle savunacaksınız” diye ellerine yazıp vermişler, o koltuklarda kim olursa olsun, ezbere aynı şeyleri söylüyorlar.

Bu ne biçim iş, siz, ülkemizi yönetenlere söylüyorum, başka laf bilmez misiniz?

Bir defa da deyin ki, “Evet güvenlik zafiyeti vardır, araştırıyoruz, gerekeni yapacağız…”

Her olaydan sonra, istisnasız her olaydan sonra, “Güvenlik zafiyeti yoktur” demek, ne demek?

Böyle saçma şey olur mu?

Güvenlik zafiyeti olmasa, tedbirler alınabilmiş olsa, zaten katliamlar olmazdı.

Katliamlar olduğuna göre…

Bir yılda…

17 bombalı saldırıda…

Toplam 301 kişi hayatını kaybettiğine göre…

Güvenlik zafiyeti var!

O zaman suçlu kim?

“Suçlu, canlı bombalar” deyip işin sorumluluğundan kurtulamayız.

“Suçlu, terör örgütleridir” deyip işin içinden sıyrılamayız…

Onlar, adı üstünde, görevleri zaten patlatmak, bombalamak, adam öldürmek!

Siz ne yapıyorsunuz, ne gibi tedbirler alıyorsunuz, onu söyleyin!

Sizin göreviniz, sizin sorumluluğunuz, vatandaşın canını ve malını korumak.

Bunun için iktidardasınız, birinci göreviniz de bu!

Bu görevinizi yerine getiremiyorsanız, getiremediğiniz kesin, “Güvenlik zafiyeti yoktur” demenin, sorumluluğu üstlenmemenin bir anlamı yok.

Bütün terör olaylarında bal gibi “güvenlik zafiyeti” var.

Güvenlik zafiyeti sürekli olduğuna göre…

Bu zafiyeti gidermek için hükümet önlem almadığına göre…

Bu ülkede “yönetim zafiyeti” de var demektir.

Hiç kimse bunu inkâr etmeye kalkmasın!

Ne yani, o suçlu değil, bu suçlu değil de biz mi suçluyuz?

Sokaktaki gariban vatandaş mı suçlu?

Böyle şey olur mu?

Bu kadar rehavet…

Bu kadar sorumsuzluk…

Bu kadar laubalilik…

Dünyada görülmüş şey değil.

Ülkemizin en büyük havaalanında 42 kişi hayatını kaybediyor, sorumluğu üstlenen yok.

Ne İstanbul Valisi…

Ne İstanbul Emniyet Müdürü…

Ne Emniyet Genel Müdürü…

Ne MİT Müsteşarı…

Ne İçişleri Bakanı…

Ne Başbakan…

Ortada katliam var, sorumlu yok!

İyi de arkadaş, bu millet kimin yakasına yapışacak?

Kim, kimler, yönetiyor bu ülkeyi?

Cinler, periler mi?

Birileri parmak kaldırsın da bilelim kimin yakasına yapışacağımızı…

Güvenlik zafiyeti yokmuş…

İstihbarat açığı yokmuş…

Ne var o zaman?

Neden insanlarımız ölüyor?

 

Vatandaşın can güvenliğini sağlamak, iktidarın görevidir

Yaşama hakkı, her insanın en doğal, en temel hakkıdır.

Siyasal iktidarların birinci görevi de, halkının can güvenliğini sağlamaktır.

Ülkemizi 14 yıldır AKP iktidarı yönetiyor.

14 yıldır tek başına iktidardalar…

Ne istedilerse, elde ettiler.

Yasama onlarda…

Yürütme onlarda…

Yargı onlarda…

Özetle, yapmak isteyip de yapamayacakları hiçbir şey yok!

Devletin tüm kurumları kayıtsız şartsız iktidarın emrinde!

Dahası…

Medya ellerinde…

Sivil toplum kuruluşları ellerinde…

Sendikalar ellerinde…

Bürokrasi ellerinde…

Kamuoyunu yönlendirmek ellerinde…

Toplarsak, bütün güç ellerinde!

Bu nedenle diyorum ki, bir iktidar bütün gücü elinde tutuyorsa, yaşadığımız olayların sorumluluğunu da üstlenmek durumundadır.

Sorumluları başka yerde aramaya gerek yok!

 

 

Bugün PKK ve IŞİD belaları varsa…

Hiç kıvırmaya, suçu başkalarının üzerine atmaya gerek yok!

Bugün PKK bu haldeyse, bugün dünyanın başında IŞİD diye bir bela varsa, bunda AKP iktidarının sorumluluk payı büyük.

PKK 2002 yılında yok olmak üzereyken, “açılım” safsatalarıyla PKK’yı canlandıran milletin başına bela eden kendileri.

*“Oslo tutanakları”, ortada…

 *Kürtçülerin, İmralı’yı kapı komşusu yapmaları onların sayesinde…

*Habur görüntüleri hafızalardan silinmiş değil…

*Öcalan’ın mektubu, Diyarbakır’da Nevruz’da onların izniyle okutuldu…

*Diyarbakır’da Barzani ile “megri megri” türküsü eşliğinde şov yapılmasını bu millet unutmadı…

*”Dolmabahçe mutabakatı”, ne kadar inkâr edilse de kayıtlarda…

*Açılım süreci zarar görmesin diye valilere verilen “dokunmayın” talimatları, devletin arşivlerinde…

*Ve teröristlerin dokunulmazlığının olduğu bu dönemde, kentlerin silah ve militan deposu haline getirildiği, vicdanlı yetkililer tarafından itiraf edildi…

                                               *******

IŞİD’in ortaya çıkışını da biliyorsunuz…

Suriye ile ilişkilerde…

*Önce “Kardeşim Esad” dönemi vardı.

*Sonra “Şam’da Emevi Camii’nde namaz kılacağız” dönemine geçildi.

Esad karşıtlarına destek verdiler.

Esad karşıtı güçlerin ortaya çıkmalarında büyük hataları oldu.

Adına IŞİD mi yoksa DEAŞ mı diyeceksiniz, bu örgütün ortaya çıkmasında da bizdeki yönetimin hatası yok demek mümkün değil.

Sınırlarımız yolgeçen hanı oldu, dünyanın dört bir tarafından gelip IŞİD’e katılmak isteyenler bizim topraklarımızdan geçtiler.

Yaralanan IŞİD militanlarını hastanelerimizde tedavi ettik.

IŞİD, ülkemizden de kolaylıkla militan devşirebildi.

Kamuoyuna yansıyan diğer başka şeyler de oldu biliyorsunuz…

Toplayın hepsini, dış politikada yaptığımız hataların faturasını şimdi terör belasıyla, canlarımızla ödüyoruz.

 

 

Olayları özetlersek…

Sevgili okurlarım, iktidar, “terör olaylarının sorumlusu”nu bulamıyor…

İş ortada kaldı.

Güvenlik zafiyeti yok…

İstihbarat eksiği yok!

Ben de size “sorumlunun kim olduğunu” anlatmaya çalıştım.

Özetlersem…

*AKP iktidarı, terör olaylarından “doğrudan suçlu” değil, ama “doğrudan sorumlu” dur.

*14 yıldır tek başına iktidardadır, Türk Silahlı Kuvvetleri, MİT, Emniyet Genel Müdürlüğü, yani güvenlikle ilgili bütün birimler emrindedir.

*Buna rağmen canlı bombalar, bomba yüklü araçlar patlamaya devam etmektedir.

*İktidarın sorumluluktan kaçması, “topu taca atma gayretleri” boşunadır. Sorumluluk iktidarındır.

 

Ne tesadüf!

Sevgili okurlarım, ülkemizde çok ilginç şeyler oluyor.

İstanbul’da havaalanındaki katliam hangi gün yaşandı?

28 Haziran Salı gecesi…

Ne tesadüftür ki, saldırıdan iki saat önce…

*ABD İstanbul Başkonsolosluğu, 29 Haziran’da yapılacak “Ulusal Kurtuluş Günü” programını, kötü hava şartlarını gerekçe göstererek iptal etti.

*Yine aynı gün, ülkemizde bulunan ABD personeli yakınlarının ülkemize gelmeleri yasaklandı.  

Ne kadar büyük tesadüf değil mi?

Depremi önceden haber veren alet henüz bulunmadı, ama…

Biz, ülkemizde meydana gelecek felaketleri, herhalde ABD yetkililerinin aldıkları kararlardan ve yaptıkları açıklamalardan öğrenebiliriz.

 

 

Erdoğan, İHH’yı anında defterden sildi

“Mavi Marmara”nın mimarı, İHH Başkanı Bülent Yıldırım, geçenlerde demeç verdi…

*İsrail’le anlaşmayı biz zafer olarak görmüyoruz, Türkiye bir şey almadı, İsrail daha kazançlı…

*Zaten İsrail’in dilediği özür, özür değil; tazminat da tazminat değil, parayı bağış olarak veriyorlar…

*Saldırı için ödenecek miktarın 20 milyon dolar değil, 3 milyar dolar olması gerekiyordu…

*Bu anlaşmayla, İsrail’in Gazze’ye uyguladığı ambargoyu Türkiye resmen kabul etmiş oldu…

*Gazze Limanı açılmadı. İsrail üzerinden Gazze’ye zaten yardım ulaştırılıyordu, bir şey değişmedi…

Dedi ya, Cumhurbaşkanı Erdoğan anında Bülent Yıldırım’ı ve İHH’yı defterden sildi.

“Gazze’ye yardım götürürken günün başbakanına mı sordunuz” deyiverdi.

Erdoğan, önceki akşam sarayda verdiği iftar yemeğinde İHH başkanına fena çıkıştı:

“Türkiye’den böyle bir insani yardımı götürmek için günün başbakanına mı sordunuz? Biz zaten yardım yaptık, yapıyoruz. Bunları da yaparken gövde gösterisi olsun diye mi yapıyoruz? Edebi adabı içinde yaptık yapıyoruz…”

Genelde Erdoğan’ dinlemiyorum, ama tesadüfen dinlerken İHH ile ilgili bu sözleri duyduğumda, “Pes vallahi” demekten kendimi alamadım.

O günleri yakından izlemeyen biri olsam, Erdoğan’ın sözlerine inanacağım.

Bence, tamam artık, bu saatten sonra İHH’nın da işi bitti.

Geçmişte yapılan hataların yükü birilerine yüklenecek ki, hata yapanların sırtındaki “hata yükü” azalsın!

Bu yazı toplam 1651 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim