• BIST 82.779
  • Altın 147,178
  • Dolar 3,7701
  • Euro 4,0274
  • Kocaeli : 5 °C
  • İstanbul : 6 °C
  • Sakarya : 5 °C

“Peşrev çekme” sürecinde olup bitenler

M.Tanzer Ünal

“Yağlı güreş” seyretmeyi sever misiniz?
Hiç seyrettiniz mi?
Kırkpınar’a gittiniz mi?
Ben, yağlı güreşi “spor” olarak değil de “kültür” olarak beğenirim.
*Türkiye’nin dört bir tarafından gelen güreş severlerin Kırkpınar’da toplanmalarını…
*Yiyerek, içerek, eğlenerek güreş zamanını beklemelerini…
*Güreşleri izlerken büyük heyecan duymalarını…
“Kültür” olarak kabul ediyorum.
Adlarına “cazgır” da denir, “salavatçı” da…
Pehlivanları, adlarıyla, sanlarıyla, hünerleriyle, uygun mısra ve dualarla seyirciye anlatırlar.
O “tanıtım anı” çok hoşuma gider.
Sonra, “yağlanma” başlar.
İzleyenlere tanıtılan güreşçiler, “kavranmaları güç olsun diye”, yağ doldurulmuş kazanların etrafında yağlanırlar.
Arkasından, “peşrev çekme”ye sıra gelir.
Nedir peşrev?
Peşrev, bir ısınma ve kültür-fizik hareketidir.
Ahenkli bir şekilde yapılır.
Bir güreş ritüelidir.
Seyircilerin zevkini okşar, pehlivanın moralini yükseltir.
Pehlivan, peşrev çekerek, nefesini, kaslarını ve kalbini biraz sonra başlayacak olan güreşe hazırlar.
Peşrev çekme, davulların ve zurnaların nağmeleri arasında yapılır.
Pehlivanlar, ahenkli bir şekilde ellerini kollarını sallayarak peşreve başlarlar.
Peşrevde üç kez ileri, üç kez geri gidişten sonra yere sol diz ile çökülerek önce sağ el yere, dize, dudağa ve alına üç defa değdirilir. Hatta bazıları, yerden ot koparır, ağzına alır ve ısırır. Bu merasim bittikten sonra tekrar sıçrayarak arada sırada “Hayda bre pehlivan!” diye bağırılır. Karşılıklı gidiş gelişten sonra hasmın paçaları yoklanır ve sırtı sıvazlanır. Enseler bağlanır, eller tutulur ve birkaç defa sallanır. Güreşe böylece girilmiş olur.
“Peşrev çekme” budur.
*********
Şimdi diyeceksiniz ki, “Kırkpınar zamanı, güreş zamanı değil ki, neden anlattın bunları?”
“Peşrev çekme”, sadece yağlı güreşte olmaz!
Siyasette de vardır “peşrev çekme”…
Uluslar arası ilişkilerde de…
Hainlerle pazarlıkta da…
Türkiye işte tam böyle bir süreci yaşıyor.
“Peşrev çekme süreci” ni…
Bir tarafta “Ankara”…
Diğer tarafta “İmralı”…
Cazgır (ABD), takdimini yaptı.
Vücutlar yağlandı, “peşrev” başladı.
Davullar zurnalar (yandaş medya), nağmeler çalıyor.
Oslo’da “paçalar yoklandı” ve “sırtlar sıvazlandı”…
İmralı’da “enseler bağlandı”, “eller tutuldu”…
Tam bu sırada…
“Peşrev çekme”, tam ahenkli bir şekilde devam ederken…
Tam “taraflar” güreş tutmaya hazırlanırken…
Münafıklar…
Tarafların güreşmesini hazmedemeyen münafıklar…
Abuk sabuk konuşmaya başladılar.
Paris’te “katliam” yaptılar…
Ankara, daha “peşrev”in başında demişti ki, “Silah bırakan PKK’lı başka ülkelere gidebilir.”
Cevap, güreşe tutuşacak olan İmralı’dan değil, Kandil’den geldi:”Burası Kürdistan’dır, bizim ülkemizdir. Asıl siz çıkın gidin bizim ülkemizden!”
Hoppala!
Bu nasıl güreş?
Asıl güreşçi “İmralı” mı, yoksa “Kandil” mi?
Yoksa “cazgır”, takdimi yanlış mı yaptı?
“Kandil” diyecekti de, “İmralı” mı dedi?
Sonra, Paris’teki katliam da neyin nesi?
Tam “peşrev” çekerken olacak şey mi bu?
Bu da acaba “Avrupa PKK” nın “cazgır”a bir uyarısı mı?
“Ankara’nın karşısındaki güreşçi, biz dururken “İmralı” olamaz” diye…
Ne bileyim ben.
İmralı var…
Kandil var…
“Avrupa PKK” var…
“Meclis PKK” var…
“Irak PKK” var…
“İran PKK” var…
“Suriye PKK” var…
Güç, tek bir noktada toplanmış değil ki!
*******
Benim gördüğüm şu:
“Çocuk” büyüdü, artık “babası” nın sözünü tutmuyor.
PKK’nın babası, batı…
Yani ABD ve Avrupa ülkeleri…
Gördüğünüz gibi…
Bir değil, birden fazla “babası” var PKK’nın.
Bedelini ödeyen kullanıyor.
Türkiye üzerinde baskı uyandırmak, bölgede ikinci “İsrail kıvamında” Kürt devleti kurmak için…
Amaçları bu!
Tam “final yapılırken” anlaşamıyorlar.
Çocuk, “babaları” na başkaldırıyor.
Çünkü “gelecek endişesi” var.
PKK, artık salt “terör örgütü” değil ki!
*Dünyanın en büyük uyuşturucu şebekesi…
*Dünya çapında insan kaçakçılığı yapan örgüt…
*Kara para aklama çetesi…
Bütün bunlar nasıl temizlenecek?
Düğmeye basınca, 30 yıldır dal budak sarmış bir örgütü yok edemezsiniz ki!
*******
Fransız Cumhurbaşkanı Hollande, saf saf kendini ele veriyor:
“Öldürülen üç kişiden biri olan Fidan Doğan, sık sık bizimle görüşmeye geldiği için hem benim hem de birçok siyasi aktörün tanıdığı bir isim…”
Bundan daha güzel bir itiraf olur mu?
PKK’nın “varlık nedenini” başka bir yerde aramayın!
PKK’nın varlık nedeni, Kürt halkının haklarını korumak filan değil.
Bunlar, bizim “çakma aydınlar” ın da ağızları açık dinledikleri fasa fiso şeyler.
Asıl hedef, Türkiye’yi parçalamak.
Bu artık bilinsin!
Saflığı bırakalım, gözümüzü açalım!
Hiç olmazsa şu “peşrev çekme” sürecinde kendimize gelelim!

Bu yazı toplam 2001 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim