• BIST 97.533
  • Altın 145,647
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Kocaeli : 11 °C
  • İstanbul : 18 °C
  • Sakarya : 13 °C

Petrol-İş'te Salih Akduman yeniden başkan

Petrol-İş'te Salih Akduman yeniden başkan
Petrol -İş Kocaeli Şube Başkanlığına yeniden Salih Akduman seçildi.

125 delege oy kullandığı kongreye Petrol -İş Sendikası genel başkanı Mustafa Öztaşkın ve yönetim kurulu üyeleri katıldı. Kongrede konuşan Şube başkanı Akduman Türkiye'deki iş kazalarının %98 önlenebilir olduğunu söyledi.

Petrol-İş Sendikası Kocaeli Şubesi 21. olağan genel kurulu dün Antikkapı Restorantta gerçekleştirildi. 2500 üyesi bulanan sendikaya 5 yönetim, 3 disiplin, 3 denetim kurulu üyesi seçildi. 125 delegenin oy kullandığı kongrede Akduman yeniden başkan seçildi. Salih Akduman'ın tek aday olarak katıldığı kongreye Petro-İş Sendikası genel başkanı Mustafa Öztaşkın, genel merkez yöneticileri ve çevre illerin şube başkanları, Hizmet İş Sendikası Marmara Bölge başkanı Mustafa Taştekin,TÜRK-İŞ bölge temsilcisi Adnan Uyar, Türk-Metal-Sen Sendikası Şube başkanı Yakup Yıldız, Belediye-İş Sendikası Şube Başkanı Osman Şar, AKP Kocaeli teşkilat başkanı ve il başkan yardımcısı Mehmet İpşiroğlu, CHP Kocaeli il başkan vekili Cihat Altınyuva, Türk-Metal-Sen Kocaeli şube başkanı Yakup Yıldız, ANAAP il başkanı Mustafa Aydemir, ANAP İzmit ilçe başkanı Mustafa Karabulut katıldı. Divan Başkanlığına Petrol -İş Sendikası Genel Başkanı Mustafa Öztaşkın, Üyeliklere ise Gani Gündoğdu ve Mecit Dönmez seçildi. Akduman, Kongre sonrasın toplu sözleşme görüşmelerinin ilk oturumlarının yapılacağını ve 21 Ocakta Tüpraş, 23 Ocakta da Gübretaş'ta yapılacağını açıkladı.

 

"İŞ KAZALARI %98 ÖNLENEBİLİR"

İş cinayetlerinde içimizi yakan, özellikle 2014 yılında madenlerde meydana gelen kazaların bir daha gelmemesi için dua ediyoruz. Çünkü bu gün görülüyor ki bu kazaların %98'i önlenebilir kazalardır. O işçilerde ekmeğini yerin yedi kat dibinden ekmeklerini çıkarıyorlar. Onlarında hayali var. Ama İşverenin kar hırsı bu tip acılar yaşamamıza sebep oluyor. Bizler de bu çerçevede geçmişte önümüzü açmış olan büyüklerimizden almış olduğumuz bayrağı işçilerin hakkını savunmak adına kullanacağız.

 

"DÜNYANIN EN BÜYÜK PROBLEMİ BM'NİN 5 DAİMİ ÜYESİDİR"

Dünyanın başındaki en büyük sıkıntı BM'nin 5 daimi üyesidir. Bunu hepimiz biliyoruz ancak ne yapıyoruz. Gelir adaletsizliğinin olduğu bir dünyada ve Türkiye'de adaletten bahsetmek çok zor bir durumdadır. Artık yol ayrımına geldik. Ya sendikalarımızın içine kapanıp bir müddet daha ayakta kalacağız, ya da nere bir adaletsizlik varsa orası olmak zorundayız. Tüm sivil toplum örgütleri bunu yapmak zorundadır. Her birimiz her üyemiz üzerine düşen görevi yapmalıdır. Durumu kurtarmaya çalışan değil, yerli ve oturmuş bir yapıya kavuşmak zorundayız. Belirlediğimiz hedeflere ulaşmak için her şeyi zamanında yerine getirmeliyiz. Öncelikle düşündüklerimizi kafamızda gerçekleştirmeliyiz.

"İŞÇİYİM DEMEYE UTANIR HALE GELDİK"

İşçilerin artık işçiyim demeye utandığı bir dönemde yaşıyoruz diyen Akduman şunları kaydetti: "Artık öyle bir duruma geldik ki artık işçiyiz demeye korkuyoruz, çekiniyoruz. İşçi demekten çekinmemeliyiz. Çünkü işçi üretendir, işçi yalan söylemez, işçi hak yemez, o halde neden işçi olmaktan utanıyoruz. Bu milletin mayasında mücadele vardır ve hiçbir zaman kaybetmemiştir. Boşuna mı demiş Akif; Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar, benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var. Herkes okumalı ve kendini yetiştirmelidir. Dünyanın ne durumda olduğunu, nereye gittiğini araştıracaktır. Kendini emekçi sayan herkes bu işin içindedir. Birbirimizle konuşarak, tartışarak sorunları gidereceğiz. Haklarımızı hep birlikte mücadele ederek elde edeceğiz."

 

"1 MAYISTA 5 MİLYON SOKAĞA İNERSE SİYASETE YÖN VERİRİZ"

Aramızda yıllarca çalıştı ve temsilciliğimizi yaptı, kendisine teşekkür ediyorum. Siyasi görüşü ne olursa olsun bu mücadelede birlikte olmak durumundayız. Bizler kendi aramızdan yetiştirdiğimiz insanları siyasette de belli makamlara getiremezsek ayakta kalmamız zorlaşır zaten. Bu yüzden daha fazla gayret ederek farklı noktalara adam yetiştirmek durumdayız. Hakkımızı bu şekilde daha kolay arayacağız. 5 Milyon insan 1 Mayısta sokaklarda olursa siyaseti dizayn edecek konuma geliriz. Bu anlamda birlik ve beraberlik içinde olmalıyız, başarı ancak bu şekilde gelecektir.

 

"DEVA İLAÇTA'DA NELER OLUYOR "

İş yerlerinde örgütlenmeye başladığımız zaman 3.5  yıldır zam vermeyen iş veren şimdi hepsini odasına çağırıyor ve sendikadan istifa edin size 400 lira zam yapalım, seni formen yapalım gibi vaatler vererek onları sendikadan vazgeçirmeye çalışıyorlar. Oradaki arkadaşlarımız çok büyük bir sabır örneği sergiliyorlar. 3.5 yıldır zam vermeyen patron melek gibi olmaya başladı. Sendikaları işçilere kötülüyorlar, bu şekilde vazgeçirmeye çalışıyorlar.

 

TERÖRE DEĞİNDİ

Dünyanın ve Türkiye'nin gündemi terör olduğunu söyleyen Petro-İş sendikası Genel Başkanı Mustafa Öztaşkın şunları kaydetti: "Terör tüm insanlığın geleceğini tehdit etmektedir. Özellikle bölgemizde ve güneydoğumuzda yaşananlar büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Bizler terörün son bulmasını istiyoruz ve terör kimden gelirse gelsin kınıyoruz. Fransa'da 'ki terör olaylarını da kınıyoruz. Artık insanlığın teröre karşı ortak bir Duruşunun olması gerektiğini düşünüyoruz.

 

"SENDİKALAR KAN KAYBEDİYOR"

Ülkemizde sendikal hareketlerin ne kadar zor durumda olduğunu biliyoruz. Son 30 yıldır sendikalar kan kaybediyor. Sendikalar dar alana sıkışmış durumdadır. İşçilerin sorunlarını çözme konusunda dar bir alanda mücadele etmektedirler. Hal böyle olunca topluma öncü olma konusunda dar bir alanda kalıyorlar. Yılın son günü asgari ücret artışı bir karara bağlandı. Türkiye'de 29 Milyon çalışan var. Bu rakamın içinde Sosyal Güvenlik kurumuna kayıtlı 12 Milyon 300 Kişi işçi var, biz 4 Milyon kayıt dışı işçi olduğunu biliyoruz. Türkiye'de çalışma bakanının açıkladığı asgari ücretli rakamımı 4Milyon 700 kişi olarak açıkladı. Rakamları oranladığımız zaman %47 asgari ücretle çalışıyor. Asgari ücrete ancak ikinci ayda 1000 liraya çıkarıldı. Bir işçinin bir ayda asgari geçim rakamı açıklandığında TÜİK bu rakamın net 1400 lira olması gerektiğini asgari ücret komisyonuna gönderdi. Türkiye'de 4 kişilik bir ailenin 1232 lira gibi bir rakam olacağını açıkladı. Diğer ihtiyaçlarda hesaplandığında 4 Bin 14 lira olduğu açıklanıyor.

Asgari ücret sadece yılda bir ortaya çıkıyor, aynı oyun, aynı senaryo ve aynı sonuç ortaya çıkıyor. Hükümet ve İş veren sendikası anlaşır ve TÜRKİŞ'te buna şerh koyar. Bir komisyon asgari geçim düzeyini açıklar ama asgari ücreti açıklarken bunu dikkate almaz. 949 lira nerede 4 Bin 14 lira nerede. 4 Milyon 700 bin işçi bu işin içine katılmadan bir asgari ücret belirlemesi yapılıyor. Bu anlamda işçiler sahneye çıkarak, sokağa inerek hakkını aramalıdır. TÜRKİŞ sahneye çıkarak bu senaryoyu değiştirmek zorundadır. Asgari ücret belirlemede figüran değil aktör olmak durumundayız. Asgari ücret dışında çalışanlar da asgari ücretten daha fazla para almıyorlar. yılda 100 lira ile bu işçileri geçiştiriyorlar. Biz bunu değiştirmek zorundayız. Sendikalar daha aktif hale gelmeli gündem belirleyen konumda olmalıdır.

 

İŞ KAZALARINA DEĞİNDİ

Türkiye iş kazalarında Avrupa'da açık ara birinci durumda. Bu konuda kimse yanına yaklaşamıyor. İşçi ölümlerinde Avrupa'da  binde 2,5, Türkiye'de binde 7, yani Avrupa'dan yedi kat daha fazlayız. İş kazalarında dünyada üçüncü sıradayız. 2014 yılında 1886 işçi iş kazlarında hayatını kaybetti. bu tarifi ve anlatımı çok zor bir durumdur. Maalesef iş kazaları artarak devam ediyor. Önlemler artmak yerine giderek artıyor. Çıkarılan sözde yasalara baktığımızda iş kazalarının azalması gerekirken yine artırıyor.

 

"NEDEN AZALMIYOR"

Çünkü bu sistem sürekli kar ve hep kar, aşırı kar üzerine kurgulanmıştır. Ülkemizde uygulanan ucuz iş gücü, bir diğer faktör özelleştirmelerdir. Kamu karı ön plana alamaz, insanı ön plana alır. Özel sektör ise karı ön plana alır ve iş güvenliğini önemsemez. Evrensel çalışma koşulları göz ardı ediliyor. Gerçek sorumlulardan hesap sorulamıyor. Sorumlu olan insanlar ustaca üzerindeki suçu atabiliyor. Devletin bu konuda yaptırımı yeterli değil. Diğer tarafında işveren bürokrat ve siyasilerin arasında farklı ilişkiler. Ermenek kazasında bakanın söylediği gibi bu maden çoktan kapatılmalıydı. son olarak ve belki de en önemlisi sendikaların yeterinde aktif olmasıdır. Bütün bunlar, bu sistemler değiştirilmeden işçi sağlığı ve iş güvenliğinin sağlanması mümkün değildir. Sendikalar daha aktif hale gelmeli ve işyerlerini denetleyebilmelidir. Bu bizim bir önerimizdir, bizler bunu taslağımıza koyduk ve toplu sözleşmelerde kabul ettirmek için canla başla çalışıyoruz.

 

"SENDİKALAR NEDEN GÜÇLENEMİYOR"

Dünyada sendikalara olan ihtiyaç her geçen gün artırıyor. Çünkü tüm dünyada kazanılmış haklara saldırılıyor, kapitalizm o vahşi yüzünü gösteriyor. İşçi hakları görmezden geliniyor ve ucuz iş gücü artıyor. Bütün bunların neticesinde sendikaların gücü daha fazla artması gerekirken kan kaybediyoruz. Sendikalar yeniliğe ve değişime ayak uyduramıyor ve dünyayı iyi okuyamamaları, geleceği okuyamamaları neticesinde sendikalar bir türlü güçlenemiyor ve sürekli güç kaybediyor. Sendikalar mücadelede kullandıkları yöntem araçları değiştirmek durumundadır. Eğer aynı şekilde yöntemler kullanmaya devam edersek istediğimiz konuma bir türlü getiremeyiz. Bir yandan sendikalar kendini değiştirirken bizde kendimizi yenilemek ve değiştirmek zorundayız. Nasıl iş verenler kendi geleceklerini belirleyecek olan insanları yetiştiriyorsa, sendikalar da kendi geleceğini belirleyecek olan kişileri yetiştirmeli ve sendikalarda görev almasının önünü açmak zorundayız.

 

"SENDİKACI DÜRÜST OLMALI"

Her şeyi başkan bilir ve her şeyi o yapar düşüncesi çağ dışı bir düşüncedir. sendikalar bu anlayıştan vazgeçmeli, kurumsallaşma ve teknolojiye önem veren, küresel düzeyde sendikacılık yapacak sendikacılar olması gerekiyor. Bu anlayışla ancak Türkiye'deki sendikal hareketin çehresini değiştirebiliriz. Ama tabi ki bunları eğitim yoluyla yapabiliriz. Seçilmiş insanlar, önder insanlar örnek insan olmak zorundadır. Sendikacının bu konuda güvenilir insan olmak durumundadır. İnsanlar size güvenirse peşinizden gelir. Dürüstlüğün bittiği yerde sendikacılık biter. Sözünde duran doğruyu konuşan sendikacılık ön plana çıkarılmalı ve özü sözü bir olan bir sendikacı olmalıyız. İnsanları boş hedefler peşinde koşturmak değil yapılabilecek hedeflere yönlendirmeliyiz.

 

"SENDİKALR İKTİDARI YÖNLENDİRMELİDİR"

 Sendikaları yönlendiren bir iktidar değil, iktidarları yönlendiren bir sendika anlayışı belirlenmelidir. Siyasilerle iyi ilişkiler yerine, mesafeli olmalıdır. Biz siyasetçilerin peşinden koşan sendikacı değil, siyasetçilerin peşinden koşan bir sendika olmalıyız. İşte o zaman güçlü sendika olabiliriz.

 

"SURİYE'DE ÖLEN İLE FRANSA'DA ÖLEN BİRDİR"

Kongre öncesi konuşan Türk-İŞ bölge temsilcisi Adnan Uyar, "Bir Müslüman olarak Fransa'da ki olayları kınıyorum. Ancak Batı da şunu bilsinler ki, bugün orta doğuda her geçen gün oluk gibi kan akıyor. Ve siz bunları görmezden gelerek, o bölgedeki insanlara değer vermiyorsunuz. Allah sonsuz güç ve kudret sahibidir. İsterse kendine hakaret eden insanlara gereken cevabı verir ve helak eder. Bizler insan olarak kimseyi öldürme hakkına sahip değiliz" dedi.

,

SENDİKA SİYASET İLİŞKİSİ

Ayrıca Uyar, "Sendika yöneticileri siyasilerle arasına mesafe koymak zorundadır. Siyasilerin peşinden koşan değil resmi ilişkileri geliştiren bir pozisyonda olmak zorundadır. Siyasilerde şunu görmek zorundadır; eğer ülkemizin gelecek adına planları varsa ve bunlara adım adım giderken bunda en büyük pay çalışan işçilerdir. Biz de yöneticilerden hak ettiğimiz ücreti almak istiyoruz" şeklinde konuştu. Muharrem İBRAHİMOĞLU

 

Yönetim Kurulu: şube başkanı: Salih Akduman, şube başkan yardımcıları:Nesimi Yetişoğlu, Tekin Kara,

 Şube yönetim kurulu asil üyeler: Teoman Aydınoğlu, Kamil Keskin.

 Şube Denetim Kurulu Asil üyeler: Sinan Horo, Gökan Özon, Murat Kaya.

 Şube Disiplin Kurulu: Erol Altıntaş, Mesrur Özkök, Erdal Erol.

Delegeler: Salih Akduman, Nesimi Yetişoğlu, Temel aktaş, Teoman aydınoğlu, Kamil Keskin, Bayram Tekiner, Vahap Orhan, Taner yarçın, Özcan Özer, Ayfettin altun, Vedat Demir, Musa Yılmaz, Rasşim Atilla, Necmettin Özgül, İrfan Kaçar, Harun Özkan, Ömeril Faruk Sakarya, Mutlu Okçu, Erdal Yiğit, Halit Gülçiçek, Bekir Cebeci, Taner efe, Erkin Güler, Muzaffer Sezer.

 

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim