• BIST 97.713
  • Altın 143,932
  • Dolar 3,5669
  • Euro 4,0007
  • Kocaeli : 13 °C
  • İstanbul : 18 °C
  • Sakarya : 13 °C

Polislik giriş sınavında sorulan şu sorulara bakar mısınız?

M.Tanzer Ünal

Sevgili okurlarım, bugün sizlere ülkemizi yönetenlerin içinde bulunduğu ruh halini anlatan bir olay anlatacağım.

Üzücü bir olay!

Utanç verici bir olay!

İnsanı kahreden bir olay!

 

***

 

Geçenlerde, geçenlerde dediysem 1 Kasım seçiminden önce, bir dostum aradı, “Sana bir delikanlı gönderiyorum, 15 dakikanı ayır bir dinle, ülkemizin ne hale getirildiğini gör” dedi.

Bir süre sonra o genç karşımdaydı.

Üniversiteyi yeni bitirmiş…

İş bulamamış…

KPSS sınavına girmiş, yeterli puan almış…

Polis olmak istiyor…

“Özel Harekât Polisi” olabilmek için Bursa Polis Koleji’ndeki özel sınava katılmış.

Sağlık kontrolünden geçmiş, spor sınavını da başarmış, sıra “mülakat”ta…

Bu sınavı da verirse, altı aylık eğitimden sonra “polis” olacak.

Sınav öncesi heyecanlı...

Acaba ne sorarlar diye düşünüyor.

Hukuktan, tarihten, vatandaşlıktan…

İnsan ilişkilerinden, olaylara bakış açısından…

Sınav odasına alınıyor, mülakat yapacak heyetin karşısına oturuyor…

Yöneltilen sorular karşısında şok oluyor.

Ne diyeceğini, ne yapacağını şaşırıyor.

İşte o sorular:

*Üniversiteye girebilmek için dershaneye gittin mi?

*Gittiysen, hangi dershaneye?

*Çalışıyor musun? Nerede çalışıyorsun? (Genç, İzmit’te geçici çalıştığı yerin ismini söylüyor. Küçük bir yer. Heyettekilerin o firmayı tanıması mümkün değil. Ama psikolojik baskıya devam ediyorlar, ‘Orası cemaatin kurumu değil miydi?’ diye sormaya devam ediyorlar)

*Fethullah Gülen hakkında ne düşünüyorsun?

*Sence Fethullah Gülen terörist midir?

*Fethullah Gülen’in devletin içine adam sokmasını nasıl değerlendiriyorsun? (Bu soruyu soran, “Ne güzel adam yetiştiriyorlar işte’ diye eklemiş)

 

***

 

Genç, yukarıdaki sorulara, “Cemaat ve Fethullah Gülen’le ilgili hukuki süreç devam ediyor, benim bir şey söylemem doğru olmaz” diye cevap verince, azarı işitmiş:

“Sen nasıl Fethullah Gülen’e terörist demezsin, olup biteni, yazılan çizilenleri görmüyor musun?”

Ve polis olmak isteyen İzmitli gencin “mülakat sınavı” bu azarlamayla sona eriyor. 

 

Şimdi o gencin anlattıklarına kulak verin!

Şimdi sözü kendisine bırakıyorum…

Dikkatle okuyun ve hayatının baharında polisliği meslek edinmek için uğraşan gencin duygularını anlamaya çalışın!

“Ben devletime hizmet etmek için Özel harekât polisi olmak istedim. Ben kimsenin adamı olmak istemiyorum. Ben olacaksam devletin adamı olmak istiyorum düşüncesiyle oraya gittim. Bana sordukları sorular beni şaşkına çevirdi. Ne söyleyeceğimi şaşırdım. Ben acaba tarihten, vatandaşlıktan, hukuktan ne sorarlar diye hafızamı yokladım. Ancak bu sorular karşısında elim ayağıma dolaştı. Aklıma bin bir türlü şey geldi. Acaba karşımdaki cemaatin uyutulmuş hücresi konumundaki adamı mı? Yoksa iktidarın adamı mı? Kendimi topladım ve eğer benim devletimin hukuk sistemi, mahkemeleri bir oluşum hakkında bir karar verirse ben ona uyarım. Ama sizin dediğiniz konu henüz yargılaması devam eden bir süreçtir. Bu konu hakkında ben kesin hüküm veremem. Eğer ortada bir terör örgütü varsa yine onu ortaya çıkaracak olan devletin mahkemeleridir. Eğer bununla da alakalı bir hukuki karar çıkarsa ben bu karara uyarım. Ben öyle söylemlerle hareket etmem. Yazılana çizilene bakmam, hukuk ne derse ben onu kabul ederim.

Kaldı ki polislik sınavının çerçevesi neden Fethullah gülen düşmanlığı ile çiziliyor. Benim Fethullah Gülen'i sevmek ya da sevmemek gibi bir zorunluluğum mu var? Onun hakkında iyi ya da kötü düşünmek zorunda mıyım? Ya da onun hakkında düşünce beyan etmek zorunda mıyım? O kim oluyor da ben onun hakkında iyi ya da kötü bir şey söyleyeceğim ki, işim olsun ya da olmasın. Benim yeteneğim varsa beni seçin, yoksa seçmeyin. Niye böyle devletin mahkemelerinin bile hala alamadığı kararları bana söyletmeye çalışıyorlar. Bu iktidarın çok fazla vahşileştiğini söylerlerdi, ancak ben bu kadar olduğunu tahmin dahi etmezdim. Ancak bu yaşadığım olaydan sonra AKP'ye oy vermeyi düşünen birisi olarak şimdi beni kesseler yine de vermem. Ve bundan sonra bu vahşileşmiş iktidarla elimden geldiğince mücadele ederek çevremdeki insanları bunları desteklememesi için elimden gelen çalışmaları yapacağım. Ben polislik sınavında böyle ilgisiz ve alakasız sorular sorulmasını kendime yediremedim. Hala içim içimi yiyor.

Bu konuşmaların ardından bana masanın üzerinde bulunan kartlardan birini seçmemi ve bu kartta bulunan soruyu cevaplamamı istediler. Benim seçtiğim kartta "adalet mülkün temelidir "ne demek yazıyordu. Bu soruyu görünce içimden dedim ki, Hey Allah'ım sen nelere kadirsin. Şu konuşulanlardan sonra çıkan soruya bak dedim. İçimden cevaben adalet mülkün temlidir demek, şu an sizin yapmadığınız, yapamadığınız şeydir demek geçti, ama cesaret edemedim. Yine lanet olsun diyerek kendimce bildiğimce bu cümleyi açıkladım. Sonra da odadan ayrıldım. Oradan ayrılırken içim içimi yedi. Ben devletin adamı olmak isterken, birileri beni bir siyasi partinin adamı olmaya itti. Beni birilerinin düşmanı olmaya itti. Bu yaşadığım olayı hayatım boyunca unutmayacağım. Lanet olsun!”

Bu yazı toplam 1989 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim