• BIST 81.712
  • Altın 147,398
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • Kocaeli : 2 °C
  • İstanbul : 4 °C
  • Sakarya : 2 °C

Portatif havuzlar gerekli miydi?

Hasan Altınkaya

 

Geçtiğimiz yıllarda İzmit Belediyesi’nin yaptığı “portatif havuz” uygulaması, şimdilerde Kartepe Belediyesi tarafından hayata geçiriliyor.

Önce İzmit’te kurulan bu havuzlar, bu yıl Kartepe’de, seneye ise bir başka ilçe belediyesinde kurulacak.

Ne ilginç değil mi?

Her yıl sırayla farklı bir ilçede kuruluyor.

Hikaye biraz acayip, ben de pek anlamış değilim!

Ancak; tasarruf konusunda ne denli hassas olduğu bilinen başkan Sayın Hüseyin Üzülmez’in bu projeye onay vermesine daha çok şaşırıyorum.

Öyle ya, 60 gün içinde tam 379 milyar lira buhar olup uçacak!

Yani yaz sonunda geri dönüp baktığımızda, milyarlarca liraya yüzme öğrenenerek sertifika alan çocuklardan başka hiçbir şey göremeyeceğiz.

Kaldı ki bu sertifikalar yıl içinde hiçbir şekilde kullanılamayacak da.

Öğrenciler bir sonraki yazı beklemek zorunda kalacaklar.

Olaya böyle bakınca da pek anlamı kalmıyor bu havuzların.

Çocuklarımızın yüzme öğrenmesini, sosyalleşme olanaklarını değerlendirmesini, tatillerini en güzel şekilde geçirmesini elbette ki önemsiyoruz.

Fakat uygulanacak projelerin etraflıca düşünülüp akıllıca tasarlanan, ilçe halkına maddi-manevi  katkı sağlayacak işler olması kaydıyla.

Zamanında yapılan trilyonluk köpek toplama ihalesi gibi işleri nasıl hepimiz yanlış bulduysak, şimdi de birkaç hafta sonra yok olup gidecek bir işe bu kadar para dökülmesini doğru bulmamalıyız.

Üstelik biraz daha destekle bu doğrultuda kalıcı eserler bırakılabilecekken…

Sponsor yardımları ve devlet desteğiyle birlikte, bir inşa modeli örnek alınarak, profesyonel boyutlarda bir yüzme havuzu tesis etmenin daha akıllıca olacağı kanaatindeyim.

Böylelikle sadece yazın değil, yılın her günü bu havuzlardan yararlanma imkanı sağlanmış olur.

Tesisler öğrencilerin yanı sıra, kadın-erkek tüm ilçe halkının da kullanımına sunulur; bu sayede gelir de sağlar ve zamanla kendi kendine yeter hale gelebilir.

Portatif havuzlar projesinin, maalesef, birtakım yerlerden yapılan dayatmalar neticesinde ortaya çıktığını düşünüyorum.

Yoksa borç içindeki ilçe belediyelerinin kendilerine güç kaybettirecek böylesi basit hatalar yapmasına anlam verilemez.

Çocuklar yüzsün diye, iki yıllık maliyetine neredeyse bir spor tesisi inşa edilebilecek büyüklükte bir projenin altına imza atmak, meseleye çözüm bulmak değildir.

 

İsraf ve Gazze’ye yağan bombalar!

Sahur, iftar, teravih derken, tatlı bir telaş içinde geçen Ramazan’a bu yıl da veda etmek üzereyiz.

Bu ayın önemini ve kutsallığını kim ne kadar idrak edebildi bilinmez ama…

Hepimizin bir tarafı hep eksik ve yaralıydı şüphesiz!

Gazze’de ki insanların üzerine durmadan yağdırılan bombalardan bahsediyorum.

Elimiz kolumuz bağlı bir şekilde olanları izlemenin yarattığı vicdan azabından bahsediyorum.

Kendi telaşımızdan, dua etmek bile bazen aklımıza gelmiyor ya, işte ondan bahsediyorum.

Çoluk-çocuk, genç-yaşlı, kadın-erkek demeden, neyin bedelini ödediklerini bilmeden ölüyor insanlar.

Yüzlerce masum can verdi, vermeye de devam ediyor.

Kalanlar ise aç ve susuz, altyapısı tahrip edilmiş sağlıksız yerleşim yerlerinde devam etmeye çalışıyorlar hayatlarına.

En temel ihtiyaçlarını bile karşılayamadan, korku içinde nefes almak yaşamaksa; yaşıyorlar işte…

Fakat bakıyorum, asıl içler acısı olan durum bizde!

Hiçbir şey yokmuş gibi, burnumuzun dibinde yaşanan bunca şeye rağmen hâlâ çok rahatlıkla israf edebiliyoruz her şeyi.

Sabah ekmekleri çöplerde buluyor, kullandığımız suyu umursamıyoruz bile!

İftar çadırı işini sektör haline getiriyor, eşi-dostu komşuyu düşünmüyor, mide fesatı geçirecek kadar yiyoruz.

Ama sorsan oruç tutuyoruz, nasıl “dini bütün” insanlarsak artık!

Üstelik yediğimiz, içtiğimiz, kullandığımız birçok ürün de İsrail malı.

Farkında olmadan Gazze’deki katliama bir de ortak oluyoruz.

Bu gözü dönmüş savurganlıktan da, verdiğimiz paranın kime gittiğine dikkat etmeden harcamaktan da vazgeçmeliyiz ki, gönül rahatlığıyla “ibadet ettik, Allah kabul etsin” diyebilelim.

Neyse ki dini bütün, inanan, hakkıyla yaşayan insanlarız (!)

Yoksa ne olurdu halimiz, Allah bilir…

Bu yazı toplam 1114 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim