• BIST 107.673
  • Altın 151,891
  • Dolar 3,7069
  • Euro 4,3562
  • Kocaeli : 24 °C
  • İstanbul : 24 °C
  • Sakarya : 24 °C

Ramazan ayı ve beslenme

Ramazan ayı ve beslenme
Ramazan ayının Haziran ayında olması nedeni ile oruç tutanların sağlıklarına daha fazla dikkat etmeleri iftar ve sahur menüleri konusunda daha dikkatli olmaları gerekmektedir.

Sıcaklık ve nem artışına bağlı olarak vücut ısısı artmakta ve metabolizma oluşan bu duruma uyum sağlamaya çalışmaktadır. Sıcaklıkların etkisiyle vücutta terleme artar ve yeterli sıvı alınmazsa su ve mineral kaybı sonucu, bayılma hissi, bulantı, baş dönmesi gibi sağlık problemleri yaşanabilmektedir. Vücuttaki su oranın yeterli düzeyde tutulması hayati önem taşıdığından vücuttan kaybedilen miktarda suyun vücuda alınması zorunludur. Günde ortalama en az 2- 2,5 litre (12-14 su bardağı) su içilmelidir. Bununla birlikte Ramazan ayında sıvı ihtiyacını karşılamak için ayran, taze sıkılmış meyve suları, soda, sık sık tüketmeye özen gösterilmelidir.

 

Ramazan boyunca tutulan oruçta uzun süre aç kalınması metabolizmayı yavaşlatır ve besinlerin yağ haline gelmesini kolaylaştırır. Oruç tutarken yaptığımız hareketler yavaşlar ve metabolizma hızımız düşer. Biranda ve fazla miktarda yemek yediğimiz için yemek sonrasında kan şekerimiz hızla artar, ardından da hızla düşer. Bu durumda genelde iftar sonrası yorgun ve bitkin hissetmeye neden olur. Ayrıca açlık durumunun uzun süre devam etmesi baş ağrısı, baş dönmesi, unutkanlık, dalgınlık, dikkatsizlik, uykuya eğilim, sinirlilik, hazımsızlık, şişkinlik gibi sorunlara da neden olur . Özellikle iftar saati yaklaştıkça açlık daha dayanılmaz hale gelir ve sinirlilik, ani öfke patlamaları, konsantrasyon bozukluğu, baş ağrısı, mide bulantısı ve halsizlik gibi belirtiler artar.

 

Ramazan ayında yapılan en önemli beslenme değişiklikliği günlük beslenme şekli ve öğün sayısının değişmesidir.Günlük üç ana öğün beslenme şeklinin iki ana öğüne indirilmesi ve özellikle hamur işleri, tatlılar, kırmızı et, ekmek, pilav ve makarna gibi yüksek karbonhidrat ve yağlı yiyecek tüketiminin artması yer almaktadır. Oysa oruç tutarken sağlıklı ve çeşitli besin seçenekleri ile yeterli ve dengeli beslenme sağlanmalıdır. Ramazan ayında bireylerin yaş, cinsiyet ve fiziksel aktivitelerine göre günlük almaları gereken enerji, protein, karbonhidrat, yağ, vitamin ve mineral oranlarının değişmediği ve bu süre içinde de sağlığın korunması açısından yeterli ve dengeli beslenmenin gerekli ve önemli olduğu unutulmamalıdır.

 

Yeterli ve dengeli beslenmenin ramazan ayında da sürdürülebilmesi için iftarla sahur arasındaki zamanda en az üç öğünü tamamlamak ve sahur öğününü atlamamak gerekir. Sahura kalkılmaması yada sahurda sadece su içilmesi zararlı bir davranıştır. Çünkü bu şekilde beslenmek 17-18 saat olan açlığı, ortalama 20 saate çıkarmaktadır.Bu da açlık kan şekerinin daha erken saatlerde düşmesine ve buna bağlı olarak günün daha verimsiz geçmesine neden olmaktadır. Bu durumun aksine eğer sahurda ağır yemekler tüketilirse gece metabolizma hızı düştüğü için yemeklerin yağa dönüşme hızı ve kilo alma riski artmaktadır. Bu nedenle sahura mutlaka kalkılmalı ve sahur yemeğinde süt, yoğurt, peynir, yumurta gibi sağlıklı ve dengeli besinlerden oluşan hafif bir kahvaltı yapılmalı ya da çorba, sebze ve zeytinyağlı yemeklerden oluşan bir öğün tercih edilmelidir. Ancak gün içerisinde aşırı acıkma problemi olan kişilerin midenin boşalma süresini uzatarak acıkmayı geciktiren kuru fasulye, nohut, mercimek, bulgur pilavı gibi yemekleri tüketmesi; aşırı yağlı, tuzlu ve ağır yemekler ile unlu gıdalardan uzak durulması gerekmektedir.

 

Ramazanda iftar sofraları  çok çeşitli ve boldur. İftar sofralarında normal tüketilmesi gereken  yemeğin 2-3 kat fazlası yemek ve çeşidi bulunabilmektedir. İftarda kan şekeri çok düşük olduğundan kısa sürede çok miktarda yemek yeme isteği doğmaktadır. Yapılan en büyük hatalardan birisi de çok  kısa sürede hızlı bir şekilde, çok yüksek miktarda besin tüketmektir. Beyin doyma emrini yemekten 15-20 dakika sonra verdiğinden dolayı kısa sürede çok ve hızlı yemek yenilmesi kilo alımına neden olmaktadır.

 

ORUÇ TUTMAK KİMLER İÇİN SAKINCALIDIR

Özel durumları olan bazı insanların oruç tutması sakıncalıdır. Oruç tutmaları sağlık açısından sakıncalı olan başlıca gruplar şu şekilde sıralanabilir:
■ Şeker-tansiyon hastaları.
■ Hamileler ve emzirenler. (Sıvı alımının azalması ve süt veriminin düşmesi bebek için sakıncalıdır.)
■ Akli dengesi ve psikolojik durumu bozuk olanlar.
■ Çok yaşlı ve hasta olanlar.
■ Verem ve kanser hastaları.
■ Böbrek ve kalp hastalığı olanlar.
■ Mide ülseri, safrakesesi iltihabı, karaciğer yetmezliği olan kişiler.
■ Ağır enfeksiyon geçirenler veya ateşli hastalıkları olanlar.
■ Sık sık ilaç alması gerekenler.


Kronik hastalıkları olanlar Ramazan ayında nasıl beslenmeli?

Hipertansiyon, koroner arter hastalığı, kalp yetmezliği, beyin damar hastalığı, diyabet, kan hiperlipidemi, obezite, kronik böbrek yetmezliği gibi kronik hastalıkları olan hastaların oruç tutmak için Ramazan ayından önce kendilerini takip ve tedavi eden hekimlerin tavsiyelerini mutlaka almaları gerekir. Ayrıca, hastalıklara özgü düzenlenmiş olan diyet programlarına uyulmalıdır. Sigaradan uzak durulmalı, tuz kısıtlaması yapılmalı, günde 2-2,5 litre kadar su tüketilmelidir. Ayrıca düzenli almaları gereken ilaçların kullanımında herhangi bir aksaklığa yer verilmemesi, ilaçların kullanım periyodlarının mümkünse sahur ve iftara göre ayarlanması konusunda da hekimlerininn görüş ve onayını almaları gerekmektedir.


Kalp, diyabet, böbrek hastaları oruç tutarsa, sağlık durumları nasıl etkilenir?

Kalp, diyabet ve böbrek hastalarının Ramazan ayı öncesinde hekimleri ve diyetisyenlerinin beslenme ve hastalıklarının tedavisi ile ilgili önerilerini  mutlaka almaları gerekir.

Oruç döneminde hastaların aşırı yağlı, karbonhidrattan zengin (hamur işi, tatlı gibi), tuzlu besinlerden uzak durmaları önemlidir.

Kalp hastalığı hafif düzeydeki koroner arter hastaları ve kalp kapak hastaları oruçtan fazla etkilenmemektedirler. Ancak kalp hastalığının seviyesi ile ilgili olarak kan basıncı düşüklüğü , kalp ritm bozuklukları görülebilmektedir.

Özellikle tip I diyabetikler başta olmak üzere tüm diyabet hastalarında oruç gibi uzun süre aç kalmayı gerektiren durumlarda kan şekeri düşebilir.

Kronik böbrek yetmezliği nedeni ile diyalize giren hastaların sahur ve iftarda tuzlu ve fazla miktarda yemek yemeleri, çok su içmeleri durumunda vücutlarında sıvı birikimi ve kanda potasyum düzeyinde yükselme gibi hayati risk taşıyan durumlar ortaya çıkabilir.

Kronik böbrek yetmezliği olan fakat diyaliz tedavisi görmeyen hastalar da kullanmak zorunda oldukları tansiyon ilaçları, idrar söktürücü ilaçlar nedeni ile tansiyon düzeninde anormallikler, elektrolit dengesinde bozulmalar görülebilir.

Hipertansiyon Hastalarında Oruç Tutarken Dikkat Edilmesi Gerekenler

Hipertansiyonu hastalar hekimlerine danışarak kan basıncını düzenleyici ilaçlarını sahur ve iftar saatlerine göre almaya devam etmeleri gerekir. İlaçların ihmal edilmesi durumunda kan basıncı tehlikeli seviyelere yükselebilir.

Ayrıca tuz alımını azaltılmalı, kilo almamak için kalorisi yüksek (tatlı ve yağlı yiyecekler gibi) ve bol miktarda yemek yemekten sakınılmalıdır.

 

Mide veya oniki parmak barsağı ülseri olan hastalar oruç tutarsa sağlık durumları nasıl etkilenir?

Ramazan ayında hastalarda en sık görülen hastalık mide-duodenum ülseri ve buna bağlı gelişen kanama veya mide-duodenum duvar yırtılmalarıdır. Bu nedenle aktif ülseri olduğu bilinen ve yakın zamanda mide kanaması geçirmiş hastaların oruç tutmamaları gerekir.

Daha önce ülser tedavisi görmüş, halen yakınması olmayan, fakat mide asidi salgısı fazla olan hastalar oruç konusunda mutlaka hekimlerine danışmalılardır ve hastaların durumlarına göre asit salgısını düzenleyici ilaçlar kullanarak oruç tutmalarına izin verilebilir.


Oruç Tutanlar İçin Sağlıklı Beslenme Önerileri

1. Ramazan ayı boyunca yeterli ve dengeli beslenmeye özen gösterilmelidir.

2. Ramazan ayında öğünler; sahur ve iftarda iki ana öğün ile, iftardan sonra 1-1.5 saat aralıklarla iki ara öğün şeklinde düzenlenmelidir.

3. Oruç tutanların mutlaka sahur yapmaları sağlığın korunması açısından önemlidir. Sahur yemeğinde süt, yoğurt, peynir gibi besinlerden oluşan dengeli ve hafif bir kahvaltı yapılmalı ya da çorba, sebze ve zeytinyağlı yemeklerden oluşan bir öğün tercih edilmelidir. Ancak gün içerisinde aşırı acıkma problemi olanların midenin boşalma süresini uzatarak acıkmayı geciktiren kuru fasulye, nohut, mercimek, bulgur pilavı gibi besinlerin tüketilmelidir. Aşırı yağlı, tuzlu ve ağır yemekler ile unlu gıdaları tüketmekten kaçınılmalıdır.

4. İftara peynir, domates, zeytin gibi kahvaltılıklar veya çorba gibi hafif besin ve yemeklerle başlanılması, 10-15 dakika sonra az yağlı et yemeği, sebze yemeği veya salatayla devam edilmesi uygundur. Yine enerji veren ancak kan şekerini dengeli bir biçimde yükselten besinler (beyaz ekmek, pirinç pilavı gibi glisemik indeksi yüksek olan gıdalar yerine bulgur pilavı, kepekli ekmek veya kepekli makarna gibi posalı besinler) tercih edilmelidir.

5. Günde ortalama 2- 2,5 litre su içmeye, bununla birlikte enerji verirken sıvı ihtiyacını da karşılayacak ayran, taze sıkılmış meyve suları, soda, sebze suları vd. içmeye özen gösterilmelidir.

6. İftarda aşırı şerbetli, yağlı tatlılar yerine; sütlü tatlılar (sütlaç, güllaç, muhallebi vb.) veya meyve tatlıları tercih edilmelidir.

7. Yemekleri yavaş yavaş ve iyice çiğneyerek yenilmeli, hızlı yemekten kaçınılmalıdır.

8. Tek seferde büyük porsiyonlar tüketilmemeli, iftardan sonra birer saat ara ile her seferinde azar azar küçük porsiyonlar şeklinde beslenilmelidir.

9. İftar yemeğinden hemen sonra televizyon karşısına geçmek ,koltukta dinlenmek yerine hareket etmek, kısa mesafeli yürüyüşler yapmak sindirime yardımcı olmaktadır.

10. Ramazan ayında yemeklerin pişirme yöntemleri de önemlidir. Özellikle kavrulmuş, tütsülenmiş ve kızartılmış besinlerden uzak durulmalı, ızgara, haşlama ve fırında yapılan yemekler tercih edilmelidir.

11. Beslenme düzenindeki değişikliklere bağlı  oluşabilecek kabızlığı önlemek için, yemeklerde lif oranı yüksek gıdalar (kurubaklagiller, kepekli tahıllar, sebzeler) ve ara öğünlerde de taze ve kuru meyveler, ceviz, fındık, badem gibi kuru yemişler tercih edilmelidir.

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim