• BIST 97.713
  • Altın 145,018
  • Dolar 3,5685
  • Euro 3,9995
  • Kocaeli : 16 °C
  • İstanbul : 18 °C
  • Sakarya : 16 °C

Ramazan Bayramı

Banu Gürer

 

Ramazan ayını uğurluyoruz…

Biz ondan razı olduk, inşallah o da bizden razı olmuştur…

Ve Ramazan Bayramı’na erişiyoruz çok şükür…

Böylesi bir ayı uğurlarken neden “bayram” ettiğimizi hiç düşündünüz mü?

Öncelikle Ramazan’a ulaşmanın, sonrasında Ramazan’ı (inşallah hakkıyla) idrak edebilmenin sevincini aynı hissi paylaşanlarla beraber yaşamak elbette tek kelimeyle “bayramdır”.

Bayram olmalıdır…

Bir ay boyunca Allah rızası için nefsini terbiye etmenin huzuru ve mutluluğu başka nasıl ifade edilebilir?

Ramazan’ı oruç tutarak geçirmek suretiyle bedenini dinlendirip disipline eden insanın maddi olarak tecrübe ettiği bu güzelliğin bayrama vesile olması doğal değil midir?

Yine bir ay boyunca tuttuğu oruç vesilesi ile elini, dilini ve kalbini, dolayısıyla zihnini terbiye eden, insanlığın vakarına yakışmayacak her türlü davranıştan uzak kalmaya çalışan, yardımlaşma ve dayanışmayı arttıran insanın manevi olarak tecrübe ettiği böylesi bir güzellikten sonra “bayram” etmesi uygun değil midir?

Ramazan’ın manevi iklimini idrak etmiş insanların bu iklimin tesiriyle Ramazan’ı beraberce uğurlamasının oluşturduğu bütünleşme ortamı başka nasıl ifade edilebilir?

Küskünlerin bayramlarda barışmasının/barıştırılmasının temel nedeni de bu değil midir?

Ve o nedenle belki bir sene boyunca arayıp sormadığımız akrabalarımızı, eşimizi dostumuzu bayramda aramaya ve hatta ziyaret etmeye çalışırız…

İnsanların kalplerini yumuşatmak ve ülfeti arttırmak için böyle bir ortamdan daha uygunu yoktur sanırım…

Tabii aslında bu bahsettiklerimiz olması beklenenler…

Zira günümüzde bu ruhun bütünüyle yaşanabildiğini söylemek çok zor…

Nitekim “eski bayramlar” diye hayıflanmamızın altında yatan neden de esasında bu hislerin gittikçe azalması olsa gerek…

Gerçi Ramazan bizi maddi ve manevi olarak disipline edemiyor ve geliştiremiyorsa sonucun başka türlü olmasını da beklemek akıllıca olmaz, değil mi?

Kızmayın!

İslam aleminin hali bunu en güzel şekilde özetlemiyor mu?

Bunu söylerken bir diğer dayanağım da kalplerimizin aynası olan dillerimiz…

Çok uzun süredir millet olarak birbirimize karşı geliştirdiğimiz rencide edici dil Ramazan’da dahi kendini gösterebildiğine göre bir yerlerde hata yapıyoruz demektir…

Hal böyle olunca ne ortak acılarımız ne de sevinçlerimiz söz konusu olabiliyor…

Bir millet için acının ve sevincin birleştiremediği insanlar nasıl bir akıbeti işaret eder, bir düşünün…

Böyle bir ortamda bayramların “tatilden” fazla bir anlam ifade etmesi mümkün olabilir mi?

Zor.

Ama bu değiştirilemez bir durum değil…

Yeter ki farkına varalım ve gereğini yapalım…

Ve bu bayram neden ilk adım olmasın?

Cenab-ı Hak’tan hakkıyla idrak edilen Ramazanların bayramlarına ulaştırması niyazıyla bayramımız bayram olsun…  

 

 

 

Bu yazı toplam 1267 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim