• BIST 83.067
  • Altın 147,029
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Kocaeli : 3 °C
  • İstanbul : 4 °C
  • Sakarya : 3 °C

Ramazan Mektebi (2)

Mehmet Sönmezoğlu

Bu konuda, “Hiç olmazsa yarım hurma ile sadaka vererek cehennem ateşinden korununuz” (Buharî, Edeb, 34; Müslim, Zekât, 66-70) hadisi konumuza ışık tutmaktadır. Allah Resûlü (s.a.s.) bu ifadeleriyle, hiçbir iyiliği küçük görmememiz gerektiğine, küçük görülen iyiliklerin insanı büyük sıkıntılardan kurtarabileceğine, insana çok şeyler kazandırabileceğine işaret etmişlerdir. Halkımızın arasında yaygın olarak kullanılan  “Yarım elma, gönül alma” deyimi de bu hadisi açıklar niteliktedir. Bu sözle gönül almak isteyen kimse için çeşitli imkanlar ve fırsatlar bulunduğu anlatılmaktadır.

 

Gönül yıkmamak

Dinimiz gönül yapmak kadar belki daha fazla gönül yıkmamaya, kimseyi incitmemeye de büyük önem vermektedir. Çünkü inancımıza göre kalp (gönül) nazargâh-ı ilâhîdir. Kişi başkalarına sözlü ya da fiili olarak zarar verir ve gönüllerini incitir. Bundan dolayı Hz. Peygamber (s.a.s.), Müslümanı, elinden ve dilinden diğer Müslümanların zarar görmediği insan olarak tarif ederek (Buharî, İman, 4-5; Müslim, İman, 64-65), Müslümanın kalp kırıcı, gönül yıkıcı olamayacağını beyan etmiştir. Kur’an’da, “Kullarıma söyle: (İnsanlara karşı) en güzel sözü söylesinler. Çünkü şeytan aralarını bozar” (İsrâ, 17/ 53) buyrularak kötü sözün insanî ilişkilere zarar verdiğine dikkat çekilmiştir.

 

Hz. Ömer (r.a.)’e atfedilen “Ey Kâbe seni yıksam, yeniden yapabilirim, ama kırılan bir kalbi asla” şeklindeki ifade, İslam’ın insana ve nazargâh-ı ilâhî olan insan gönlüne verdiği değeri ortaya koyması bakımından oldukça dikkat çekicidir. Hz. Mevlânâ da, “Gönül yıkmak ahmakların işidir, zira akıllı kişi, bir insanı incittiğinde aslında Allah’ı incittiğini bilir” der. Yine Hz. Mevlânâ şöyle söyler: “Bir defa kalp kırmak, Kâbe’yi yıkmaktan daha kötüdür. Zira Kâbe’yi Hz. İbrahim yapmış, gönlü ise Hz. Allah yaratmıştır.” Hak aşığı Yunus Emre de insan gönlünün incitilmemesi konusuna çokça değinmiştir. Şiirlerinde şöyle söyler Yunus:

 

Gönül Çalab`ın tahtı / Çalab gönüle baktı.

İki cihan bedbahtı, kim gönül yıkar ise.

 

Bir kez gönül yıktın ise bu kıldığın namaz değil

Yetmiş iki millet dahi elin yüzün yumaz değil.

 

Bir örnek de Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri’nden verelim:

 

Cihan bâğında ey âkıl, budur makbûl-i ins ü cin,

Ne kimse senden incinsin, ne sen bir kimseden incin!

 

O halde; olgun mü’min olmanın eğitiminin verildiği bu mübarek Ramazan ayının kıymetini bilelim ve çok iyi değerlendirelim. Yüce Rabbimize yapacağımız ibadetlerimizin yanında başta anne-babamız olmak üzere aile fertlerimizle, akraba ve komşularımızla, birlikte yaşadığımız diğer insanlarla, özellikle ihtiyaç sahipleriyle, yetim ve kimsesiz çocuklarla, yaşlılarla, ülkemize sığınmak zorunda kalan mülteci kardeşlerimizle yakından ilgilenelim; ikram ve infakta bulunarak, hiçbir şey yapamıyorsak en azından tatlı söz ve güler yüzümüzle gönüller yapmaya, böylece Ramazan ayından kazançlı çıkmaya çalışalım. Bu ayda kazandığımız bu güzel hasletleri ömrümüzün sonuna kadar devam ettirmenin gayretinde olalım.

 

Gelin bu mübarek ayda Yüce Allah’ın, “Mü’minler, ancak kardeştir” (Hucurât, 49/10) buyruğunu yeniden hatırlayalım. Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’in, “Birbirlerine acımakta, birbirlerini sevmekte ve birbirlerine şefkat göstermekte, mü’minlerin tek bir vücut gibi olduklarını görürsün” (Müslim, Birr, 66) hadis-i şerifi üzerinde tekrar düşünelim. Ve din kardeşliği hukukunun üzerimize yüklediği sorumlulukların farkına varalım.

 

Yeryüzünün bir yerlerinde kalbi kırık, gönlü yaralı, dertli, biçare, mazlum ve mağdur din kardeşlerimiz olduğu müddetçe -üstelik onların yürekler dağlayan acıklı halleri her gün gözlerimizin önüne serildiği halde- bizlerin mutlu ve huzurlu olamayacağımızın idrakinde olmalıyız. Birbirimizin derdiyle dertlenmemiz gerektiğini, elimizdeki imkanları kardeşlerimizle paylaşmak zorunda olduğumuzu, kanayan yaraları sarmamızın, kırılan kalpleri onarmamızın İslamî ve insanî görevimiz olduğunu unutmamalıyız.

 

Bu anlamda Diyanet İşleri Başkanlığımızın, bu yılki Ramazan ayı için seçmiş olduğu, “Gelin Gönüller Yapalım, Gelin Gönüller Onaralım, Bu Ramazan ve Her Zaman” temasının daha iyi anlatılması, anlaşılması ve hayata yansıtılabilmesi için var gücümüzle gayret göstermeliyiz.

Bu yazı toplam 829 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim